Bugün bazı kız ve kadınların zihninde acaba hicap insanın esaret altına alınması mıdır? gibi düşünceler yatmaktadır. Ya da hicabı, özgürlüğü yok eden bir sınırlama olarak düşünmektedirler.

Üstad Mutahhari, “Hicap” isimli kitabının 93. sayfasında şunları dile getirmektedir. “Kadını evde hapsetmekle, yabancı bir erkekle karşılaştığı zaman onun örtünmeyle vazifelendirmesi arasında fark vardır. İslam’da kadını hapsetmek ve esaret altına almak yoktur. İslam, hicabı kadının üzerine yüklenen bir vazife olarak kararlaştırmış, erkeklerle karşılaştıkları zaman elbiselerini özel bir şekil ve tarzda giymeleri şeklinde açıklamıştır. Böyle bir vazife erkek tarafından kadına dayatılmadığı gibi, onun keramet ve onuruyla ters düşecek bir şey de değildir. Veya Allah Teala’nın kadını sahip kıldığı bir hakkın tecavüzü de değildir”

Şehid Mutahhari’nin sözlerinin şerhinde birkaç noktaya dikkat çekildiği görülür;

1-     Kadının hapsedilmesiyle onun örtünmesi arasındaki fark,

2-     Yabancı erkeklerle karşılaşıldığı zaman İslam’ın ön gördüğü hicap ile örtünmesinin gerekliliği,

3-     Hicabın kullanış şekline (Örtünmede İslam’ın belirttiği şekle dikkat etmek) riayet edilmesi,

4-     Hicabın, kadının haysiyetiyle çelişmediği, tam aksine onun kemale ulaşmasına yol açtığı,

5-     İslam’ın yapılmasını istediği şeylerin tümünün beşeriyetin faydasına olduğu sonuçlarını çıkarmak mümkündür.

Üstad Mutahhari devamında şöyle buyurmaktadır: “Toplumun maslahatlarına riayet edilse, erkek ya da kadınların ilişkileri özel bir şekle bağlansa, örneğin, diğerlerinin huzurlarını ve ahlaki dengeyi bozmamaları için yürüyüşlerine dikkat etmelerinin zorunluluğu ileri sürüldüğü zaman böyle bir yaklaşım “hapsetmek” ya da “kölelik” olarak isimlendirilemeyeceği gibi, insan haysiyetiyle ya da şahsın özgürlüğüyle çakışacağı şeklinde adlandırmak mümkün değildir. Bugün dünyanın medeni ülkelerinde erkekler için bu tür sınırlamaların mevcut olduğunu görüyoruz. Örneğin bir erkek çıplak olarak, gecelikle ya da pijama ile evden dışarı çıksa öncelikle buna polis engel olur. Bu hareket toplumun haysiyetiyle çeliştiği için bunu yapan şahıs engellenir veya gözaltına alınır. Toplumun ahlaki maslahatları, insani ilişkilerde özel bir üsluba riayet etmeye mecbur etseler, örneğin tamamen giyinik olarak dışarı çıkma, böyle bir yaklaşım ne kölelik ne de hapsetme olarak nitelendirilebilir. Özgürlük ve insan haysiyetine aykırı olmadığı gibi zulüm de sayılmaz ve aklın hükmüne ters bir uygulama da değildir. Durum böyle olunca, İslam’ın tayin ettiği ölçüye göre kadının örtünmesi, insanlığın ön gördüğü hürmet ve keramete ulaşmasına sebep olur ve onu ahlak düşkünü şahısların saldırılarından emin kılar”

Bir dal başını bahçeden dışarı sarkıtırsa!

Meyvesinin tadına bakar yoldan geçenler!

Üstad Şehid Mutahhari’nin buyurduğu gibi, ahlaka ve ahlaki kurallara uymak zindana atılmak veya hapsedilmek değildir.

Gerçekten her grup ve teşkilatın kendine has kuralları vardır. Örneğin bir gruba üye olduğumuz zaman, onun kurallarına riayet etmekle mükellefiz. Grubun kanunlarını ayak altında çiğnemeye ve keyfimize göre takılma gibi bir keyfiliğe sahip değiliz. Öyleyse toplumumuzun insanları olarak Müslüman bir toplumunun nasıl yaşaması gerekiyorsa öyle yaşamalıyız. İslam toplumunu şekillendiren kanun ve kaidelerden biri hicap ve İslami örtüye riayet etmektir. Bu kural ve kaideler, kullarının hayrını ve şerlerini kendilerinden daha iyi bilen yaratıcıları tarafından konulmuştur. Kur’an-ı Kerim bu konuda şöyle buyurmaktadır:

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.(Ahzab Suresi 59)

Muhammed Şucai’nin “Durr ve Sedef” adlı kitabında hicabın etkilerinden birini açıklayan bu ayeti kerime hakkında şunlara yer verilmektedir: “Bu ayeti indiren Allah Tela hem dünyanın ve hem de kadın ve erkeğin yaratıcısıdır. Kadın ile erkeğin irtibatının düzenli olması, neticede toplumun ve ferdin selameti için neye riayet etmenin daha iyi olduğunu herkesten daha iyi bilmektedir. Bunun için hükmünü açık bir şekilde beyan etmiştir. Hicapla ilgili ayetin açık olmasını ve Allah’ın emirlerinin muhkemliğini göz ardı edip İslam’ı araştırmak isteyenler, hakikat güneşine sırtlarını dönmüş, vehimlerinin ve hayallerinin karanlığında hakikat arayışına çıkmışlar. Oysaki hakikati bulma yerine, inat ve cehaletten kaynaklanan vehim ve hayallerini bulacaklar. Hicap, kadının cinsi cazibelerini ve zahiri güzelliklerinin aşikâr olmasını engelleyen en iyi koruyucudur. Bu, kadına nefsi arzuları tatminin aracı olarak bakılmaması gerektiği manasındadır. Kadının gerçek değeri, onun dış görüntüsü ve cinsi cazibeleriyle ilgili değil, onun ruhi kemaline ve kabiliyetlerine göredir”

Örtüye riayet Kur’an-ın nassıdır

Cennetin kilidinin biricik anahtarıdır.

Hicap Müslüman kadının şerafet ve kerametidir. Aklı başında mantıklı kadınlar, onurlarının ve şerafetlerinin kendilerine ne kazandırdıklarını çok iyi bilirler. Bunu hicabın dışındaki hiçbir şeyde kazanamayacaklarını da bilirler. Öyleyse hicap Müslüman kadının zindanı ve özgürlüğünü sınırlayıcı değil, onu tehlikelerden ve zararlardan koruyan büyük bir kalkan, şerafet ve kerametlerini arttıran büyük bir değerdir.

Yazan: Seyide A’zamüş-Şeria Musevi

Kaynak: Resalatnews

Çeviren: A. Hikmet Akdeniz