Her insan kendisine göre bir hesap kitap eder. Bazısı yarın ne yapacağının hesabını, bazısı 10 yıl sonraki yaşam koşullarını, bazısı içinde bulunduğu günü kurtarma çabasında kendi kendine hesap eder bir plan program hazırlar. Çoğu zaman da Allah’ın onlar için takdir ettiğinden habersiz onu hesaba katmadan bunu yapmaktadır. Ve bundan ötürü de gafil olmaktan, gafil avlanmaktan kurtulamaz.
Cenab-ı Hakka şükürler olsun ki Müslümanlar bu durumdan beridir.Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah'a aidiz ve sonunda O' na döneceğiz.” derler. (Bakara 155-156). Ayeti kerimesinin sırrıyla, Attıkları her adım da, başlarına gelen her musibette Allah’a dayandılar O’ndan geldiğine kalpten inandılar ve sonuçta bunun meyvelerine kendileri de tüm insanlıkta şahit oldu.
Çoğumuzun malumudur Hz. Yusuf ile Züleyha arasında geçen macera. Hani Züleyha Hz. Yusuf’a sahip olmak istemiş ve bunu başaramamıştı, Yusuf peygamber iffetini koruyup onu reddetmişti. Sonradan Züleyha hakkında ağızdan ağza laflar dolaşınca, şehrin ileri gelen kadını Züleyha prestijini kurtarmak, olayların üstünü örtmek ve Yusuf peygamberi suçlu göstermek amacıyla, Hz. Yusuf’u zindana mahkûm etmişti. Tabiî ki bu olayların yankılarının devam edeceği ve Yusuf peygamberin serbest bırakılacağı hesaba katılmamıştı. Hele hele yıllar sonra serbest bırakılır bırakılmaz bu olayın aydınlanmasını isteyeceği hiç kimsenin aklına gelmezdi. Nitekim Allahın takdiri bu yöndeydi ve oluverdi.
Bu güne baktığımızda bunların tekerrür ettiğini görmekteyiz. Rablerine dayanmış olanların rablerinin nimetlerinden tattıklarına şahit oluyoruz. Ve bir kez daha Allah’ın kudret ve takdirine teslim olmamızı sağlıyor.
Şüphe yok ki bazıları bu tahliyelerden çok rahatsız, Sedat Şahin’in, Taylan Kutlar veya başka başka kişilerin değil. Hizbullah’ın tahliyelerini tahammül edemeyenler var. Haber bültenleri bunun en güzel tanığıdır. Kimse çocuk katillerinden bahsetmiyor, kimse Marksistlerden bahsetmiyor kimse çetecilerden bahsetmiyor…
Bazıları onların kahramanca karşılanmalarından dolayı rahatsız. Hala onlara “çamur at tutmazsa izi kalır” mantığıyla yaklaşmaktan geriye kalmıyor. Hala kendilerinin dahi inanmadığı “domuz bağı ve mezar evleriyle” itham ederek, yaptıkları kahramanca mücadeleyi baltalamaya çalışıyorlar. Yıllarca doğu ve güneydoğuda kan kusturan, Türkiye’nin altına dinamit yerleştiren, vatandaşları fişleyen, Müslümanlara göz açtırmayan Ergenekoncuları kahraman olarak lanse eden medyadan ne beklerdik ki zaten…
İster baltalamaya çalışsınlar isterlerse iftiralarla bu kahramanlıkları perdelemeye çalışsınlar. Artık kimsenin bu palavralara inanmayacakları bir döneme girmiş bulunmaktayız Allahın izniyle. Bu tahliyelerle Müslüman Kürtlerin yeni bir sürece girdiğini de söylemek mümkündür. Ama en önemlisi bu tahliyeler bizlere Allah’ın şu ayetini hatırlatıp onun tefsirini bizlere gösterdiğini görmemiz gerekir.“... Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi 216).
Allah’ın takdirini onun karşımıza çıkaracaklarını aklımızdan çıkarmayalım. Ve şunu unutmayalım“ Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler”
Selam ve dua ile…
HÜRSEDA HABER