Şair ;”Kelimelerin aciz kaldığı,
Cümlelerin dağıldığı,
Sayfaların tükendiği,
İçimi alev alev tutuşturan,
Bütün bedenimi saran,
İliklerime işleyen duygularımı,
sana nasıl ifade edeyim, bilmiyorum”..
Der…
Gönül isterdi ki burada insan haklarının tarihçesini ve bir dönüm noktası olduğu günü anlatıyım ancak kendilerini insan haklarının mimarları kurucuları bu akımın öncüsü olarak görenlerin yaptıklarına şahit olurken hergün dev ekranlarda bunları anlatmayı vicdanım elvermiyor.
İnsan haklarının çiğnendiği bir düzende insan haklarından söz etmek ne kadar doğrudur ne kadar akıllıcadır. İnsanlıktan barıştan dem vuran dünyanın süper güçleri kadehlerde insan kanı içerken burada oturup insan haklarının evrensel bildirgelerini anlatmak avutmaktan başka bir şey değildir.
Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da Somali’de ve dünyanın türlü türlü yerlerinde öldürülürken insanlar, insan haklarını savunanlar neredeler. Her zaman barıştan haklardan dem vuranlar çiğnerken tank paletleri bedenleri neden sessiz kalıyorlar yoksa onlar insan değiller mi yoksa onların hakları yok mu?
Eğer kundaktaki Filistinli bebekler öldürülürken sessiz kalıyorsak kendimizi sorgulamamız gerekiyor. Eğer bir çocuk kurşunlanan annesinin başını kucağına alıp ölümüne ağlıyorsa ve biz bunları görmemezlikten geliyorsak vicdanlarımızı sorgulamalıyız. “Ey Müminler ey Müslümanlar! Yardıma koşun, namuslarımıza sahip çıkın, ya da bizi öldürün Ebu Gureyb’i başımıza yıkın” diyen ıraklı kardeşlerimizin sesini duymuyorsak insanlığımızı sorgulamalıyız.
Özgürlük adına bunca zulmün yaşandığı bir dünyada insan hakları haftası değil feryat geceleri yas günleri ilan etmeliyiz. Karalar giymeliyiz başımıza topraklar dökmeliyiz. Feryatlar etmeliyiz vaveylalar koparmalıyız başkası için değil; öldürülen vicdanlarımız için öldürülen insanlığımız için vaveylalar koparmalıyız.
Ölü ve suskun kalplerimize şöyle sesleniyordu şehit Yasin..
"Siz ey Müslümanlar!
Suskun ve aciz, gafletle uyuyanlar
Hala kalpleriniz sızlamıyor mu?
İslam ümmetinin acı felaketleri için.
Ve namusu için ümmetin izzeti için haykıracak biri yok mu?
Bizleri terörist ilan eden Siyonist katillere kızacak biri yok mu?”
Omuzlarımıza el verecek, gözyaşımızı silecek, direnişimize dua edecek biri yok mu?"
Bizleri iki üç kelimeyle uyutuyorlar insan hakları haftası derken bizler burada onlar kim bilir kaç insanın yaşam hakkını elinden alıyor.
Feryatlar etmeliyiz ölen öldürülen insanlığımıza vaveylalar etmeliyiz. Başörtülü kardeşlerimiz okul önlerinde sırf örtüsüyle okula girmek için coplanıyorsa insanlığımızı sorgulamalıyız. Okul önlerinde ağlaya ağlaya başörtüsünü açma mecburiyetinde kalıyorsa kardeşlerimiz burada insan hakları haftası değil yas günleri yapmalıyız feryat geceleri düzenlemeliyiz ölen vicdanlarımız için.
Soruyorum sizlere sözde “dünya büyükleri” başörtüsünün yasak olduğu, çocukların gözlerini açmadan kapattığı, namusların talan edildiği, başlara çuvallar geçirildiği, guantanamoların ebu gureyblerin olduğu bu dünyada insan haklarından söz etmek ne kadar doğrudur bu haftayı düzenlememiz akıl karımıdır…
Abdulhak Saruhan / HÜRSEDA HABER