Gün geçmiyor ki bir İslam coğrafyasından feryatlar çığlıklar, baruta karışmış kan kokuları, dumanlar alevler yükselmesin. Analar her zamanki gibi gözü yaşlı bağrı yanık, bebekler tanışmadığı gözünü yeni açmış olduğu dünyaya bir kurşunla bir bombayla kapatmasın.

        

Hemen hemen herkesin malumudur Yemende yaşanan hadiseler. ABD vampiri uluslar arası arenada İran yüzünden sarsılan prestijini mazlum yemen halkına saldırarak ve de İran ve diğer İslam ülkelerine göz dağı vermek maksadı ile binlerce mazlumun kanını akıtmada.

 

Bir yandan Mısır hükümetinin başındaki (LA) Hüsnü Mübarek Gazze  Müslümanlarına baskılar yaparken, ambargo uygularken bir yandan ABD maşası ümmetin yüz karası Suudi devleti kendi tahtları kendi çıkarları için Yemen halkına bombalar yağdırmakta.

 

Tarih tekerrür ediyor dün Yezidin eliyle Hz. Hüseyin’e reva görülen zulüm bugün 

Yezidin torunlarının eliyle Gazze’ye, Yemene reva görülüyor.

 

Garip değil mi Kerbela’yı andığımız bu günlerde Mısır hükümetinin yaptıkları? Sizin de ilginizi çekti mi bilmiyorum hani düşman Hz. Hüseyin’in etrafını sarmışken su istiyordu da kendisi gibi Müslüman olan yezidin askerleri bir damla su vermiyordu Fırat’tan. Mısır hükümetinin yaptığına bir baksanıza açlık sefalet içinde İslam’ın onuru şerefi ve Müslümanların ilk kıblesi Mescidi Aksa’nın Siyonistlerin eline geçmemesi adına cihad eden bir halka gönderilen yardımların geçmesine izin vermemesi Yezit ve askerlerinin Hz. Hüseyin’e yaptıklarından ne farkı var.

 

Mısır hükümetinin yaptığı ilk ayıp değil bu. İhvan-ı Müslümin lideri Hasan El Benna’nın şehadeti ile başladı ayıplar silsilesi sonra İhvan-ı Müslimin takipçileri ve cemaatinin yok edilmek istenmesiyle en son Hizbullah İsrail savaşında Hizbullah’ın silah bırakması için yaptığı açıklamalar ve Gazze’ye yapılan saldırılara gözünü kapatması ve insani yardımların önüne setler kurması. Bu günde 10 günden bu yana Filistin e Yol Açık yardım konvoyuna kapıları açmayıp güvenlik güçlerini üzerlerine salması. ABD yardakçılığını yapan İslam örtüsü altında Müslümanları sindiren Mısırdan ne beklerdik ki... ?

 

Diğer taraftan Suudi hükümeti Yemen de genç kadın yaşlı çocuk demeden bombalar yağdırmada; İslam ümmetinin ve tarihin alnına kara bir leke düşürmektedir. ABD’ye sırtını dayayan Suudi hükümeti Siyonistlerin mazlum Filistin halkına yaptıklarını Yemenli Müslüman halka reva görmektedir.

 

Ey onurlu Osmanlı devletinin ey Fatih’in Abdulhamit’in torunları bugün kardeşleriniz hala sizlerin yolunuzu beklemekte hala bizler Abdulhamit’in torunlarının gelişini doğuşunu bekliyoruz demekteler. Ey Selahaddin-i Eyyubi’nin torunları kardeşleriniz kanlı gözyaşları akıtmaktalar uyumak bizlere sizlere yaraşır mı.

 

Artık bu zulümlere bir dur demenin zamanı geldi ve o gün bu gündür yek vücut olmanın tek bir yürek olmanın zamanı geldi. Daha ne zamana kadar düşman bizim bölük pörçük halimizden istifade edecek. Ne zamana kadar boğazımızı sıkan elleri görmemezlikten geleceğiz. Eğer boğazımıza sıkan o elleri geri itmezsek ki bugün boğazımızı sıkan o eller bir gün gelecek nefes alamayacağımız bir hadde varacaktır, yoksa o zaman mı farkına varacağız o ellerin.

 

Uyanmamız için illaki bizlere de mi savaş açılması gerekir? Yek vücud olmamız için bizlere de saldırılması mı gerekir? Unutmayalım ki Irak o kadar da ırak değil eğer bizler hala bazı şeyleri görmemezlikten geliyorsak ve mazlumların hakkına yapılan tecavüzlere, kardeşlerimize yapılan haksızlıklara, çiğnenen haklar karşısında zalime ve de insanların yaşam haklarının hiçe sayılmasına göz yumuyorsak Irak bize ırak değil.

 

Ve bütün bunlar yaşanırken ümmet hala aralarındaki küçük ihtilaflar yüzünden tefrikadaysa Irak bize ırak değil, biz Irak’ın ta kendisiyiz, Irak bizim içinde yaşadığımız coğrafyadır. Her birimizde birer (LA) HÜSNÜ MÜBAREK olmuşuz da haberimiz yok…

Ve son olarak diyorum ki tarih bizleri utançla, sayfalarına kaydetmeden önce ve ümmetin yüz karaları damgasını yemeden bazı yüz karaları gibi silkinip kendimize gelelim ve RESULULLAH Aleyhi Selatu Vesselam’ın “Müslümanlar birbirine şefkatte, sevgide, acımada bir vücut gibidir. Herhangi bir organ rahatsızlanıp şikâyet ettiğinde, bir vücudun diğer organları onu rahatlatmaya ve korumaya koşarlar.” (Müslim) hadisine kulak verelim, verelim ki kardeşlerimizin yardımına neden koşmamız gerektiğini anlayalım anlamaya çalışalım…

 

SELAM VE DUA İLE…

 

ABDULHAK SARUHAN