“Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran:164)”

Peygamber sevdalıları platformunun geleneksel hale getirdiği kutlu doğum haftası etkinlikleri her geçen yıl daha fazla bir coşkuyla kutlanmakta, katılım her kutlamada daha da fazla rağbet bulmaktadır. İki hafta önce ilimizde de yapıldı, il dışında olduğum için katılamadığımdan dolayı üzüntü duydum. Programa soğuk ve yoğun yağmura rağmen katılımın yüksek olması insanımıza istikametin verilmesi ve gerçektende değerlerine değer vermesi için önünün açılması halinde kimsenin halkın önünde durmayacağını gösterdi.

Ve dün “AMED” halkı misyonun adresini göstermek için hınca hınç doldurduğu istasyon meydandaydı. Yoğun sıcağa rağmen yüz binler adresi ortaya koyduğu sevdayla gösterdi, öyle ki izdiham yaşandı. Peygamberi misyonun tek belirleyicisi vardır Allah. Amed halkı bunu bir kez daha bölge adına bölgesel güç olmaya çalışanlara gösterdi. Amed halkı, sizin şahsınızda tüm ümmetin mübareği olan peygamber sevdasını Rabbim tüm İslam halklarının uyanışına oyunlara gelmemesine vesilesi kılsın inşallah.

Özellikle bölgemizde bu etkinliğe rağbetin artarak devam etmesi oldukça önemlidir!..

Önemlidir çünkü: Ümmetin bir parçası olan Kürt halkının evlatları ideolojik saplantılar uğruna kafaları karıştırılmakta, dinden uzaklaştırılmakta emperyalist ameller uğruna parya durumuna getirilmektedirler.

Rağbetten kastım Hz. Peygamber(sav)ın şahsına yönelik rağbet değildir!..

Çünkü insanlık tarihine bakıldığında hiçbir insan onun kadar Allah tarafından korunmamış muhatap alınmamış, insanlar tarafından da hiçbir insan onun kadar anılmamış, sevilmemiş konuşulmamış. Tüm dünya insanlığı iman etse de etmese de O’nun(sav) bir şey değişmez.

Dolayısıyla O’na(sav) rağbet, toplumumuzun öze dönüşü, gerçek sevdayı buluşu, yıllardır oluşturulan oyunlara barikatlara tehditlere asimilasyonlara unutturulmaya çalışılmasına rağmen halkın mayasına Kur-an’ı anlamada fıtratına dönüşteki rağbettir kastım.

Peygamberlik en kısa tanımla Allah tarafından insanlar içerisinden seçilen, melek vasıtasıyla vahiy bilgisiyle bilgilendirilen, bilgilendirildiği vahyi insanlara bizzat yaşayıp insanlara taşıyan, insanlar gibi yiyen içen alışveriş yapan evlenip çocuk sahibi olan ve her fani gibi ebediyete intikal ettirilen biridir.

“İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere hak kitaplar indirdi. Oysa kendilerine apaçık ayetler geldikten sonra, birbirlerine karşı olan 'azgınlık ve kıskançlıkları' yüzünden anlaşmazlığa düşenler, o, (Kitap) verilenlerden başkası değildir. Böylece Allah, iman edenleri, hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izniyle eriştirdi. Allah, kimi dilerse onu doğruya yöneltir. (Bakara:213)”

İnsanlık tarihinde bu ulvi isim ikisi istismar olarak üç şekilde anılmıştır. Bunlardan birincisi Allah’ın görevlendirdiği, ikincisi “Müseylemetül Kezzap” örneğinde olduğu gibi peygamberlik taslayanlar, üçüncüsü ise maalesef halk diyemeyeceğim çünkü halk genel bir tanımdır halklar içerisinden ortaya çıkmış/çıkarılmış bir takım kalabalıklar tarafından liderlerine atfedilen isimlerdir. Burada önemli bir ayrıntı daha var ki liderin kendisini böyle bir isimlendirmede görmemesine rağmen taraftarlarınca ısrarla nitelendirilmesidir.

Peki bir insana peygamber demekle veya kendisini peygamber ilan etmekle onun peygamberliği tescil olur mu?.. “HAYIR”

Allah tarafından görevlendirilen peygamberlerden bir kayıp eksiklik olur mu?.. “HAYIR” Peygamberlik Allah tarafından bildirildiği için biz biliyor ve iman ediyoruz. Biz bildiğimiz için peygamberlik yoktur var olduğu için biz biliyoruz. Dolayısıyla insanoğlunun kendiliğinden ilan ettiği ve adlandırdığı kişi veya kişiler peygamber olmazlar.

Mazlum Kürt halkı içinde bulunduğu coğrafya içerisinde bölünüp parçalara ayrılmasına rağmen ne geleneğinden ne de dininden taviz vermedi. İşte bu nokta Kürt halkının üzerine dikkatlerin çekilmesine sebep oldu, düşmanlarını artırdı.

İşe din ve dinin değerlerinden başladılar değerleri yok saymaya, küçük düşürmeye yok saymaya çalıştılar tutmadı. Tutmadı, çünkü bu dinin sahibi Allah’tır, elbet teki Allah nurunu kâfirlerin elleriyle de olsa tamamlayacaktır. “Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kâfirler hoş görmese bile. (Saf:8)”

Resulullah(sav)’ın peygamberliğini kabul etseler de etmeseler de peygamber(sav) açısından hiçbir şey değişmez. Değişmez, çünkü: “Münafıklar sana geldikleri zaman: "Biz gerçekten şehadet ederiz ki, sen kesin olarak Allah'ın elçisisin" dediler. Allah da bilir ki sen elbette O'nun elçisisin. Allah, şüphesiz münafıkların yalan söylediklerine şahidlik eder. (Münafikun:1)”

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.

(Velfecr.com)