Gazetelerin başlıklarına bakınca sanki BM'den Filistin'de yıllardan beri devam eden İsrail katliamlarını sona erdirecek bir karar çıkmış sanırsınız. Gazze'ye uygulanan ambargoya karşı bir yaptırım kararı alınmış, Filistinlilere yönelik katliamlar bir soykırım kabul edilip, sorumlularından savaş suçlusu olarak hesap sorulmaya başlanmış havası estiriliyor. Alınan karar sadece, Filistin'e 'üye olmayan devlet' statüsü verilmesinden ibaret. Kaldı ki, üye devletlerin haklarının BM tarafından korunduğunu söylemek mümkün mü? BM'nin Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin esaretinden ve kontrolünden kurtulmasını sağlayacak bir gelişmemi oldu? Yani BM Genel Kurulu'ndan Filistin'e üye olmayan devlet statüsü verildi diye BM'nin tüm olumsuzlukları, sömürgeci güçlere uluslararası hukuki bir zemin oluşturma yönündeki çalışma yapısını aklayıp, BM'nin bugünkü yapısının mutlaka değişmesi gerektiği, hatta İslam ülkelerinin kendi aralarında İslam Birleşmiş Milletleri'ni kurmaları gerektiği iddialarımızı terk mi edeceğiz?
Kısacası, alınan ve göz boyamaya dönük bir kararla niçin zil takıp ortaya dökülüyor, adeta bayram yapıyoruz. BM'de Filistin'e üye olmayan devlet statüsünün verilmesi görüşmeleri devam ederken BM'ye bir meydan okuma niteliğindeki İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısı karşısında BM'nin ilgisizliğini ve kayıtsızlığını neden görmezden geliyoruz.
Özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesine, "Siz katilden yana tavrınızdan ne zaman vazgeçecek, mazlumun yanında yer alacaksınız?" diye ne zaman soracağız. Sakın Filistin'e BM'de 'üye olamayan devlet' statüsü verilmesi katillerin katliamlarını gizlemeye yönelik bir göz boyamadan ibaret olmasın. BM'ye üye devletlerin bazı Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin işbirliği ile işgal edilmiş olmasını unutmamız mı gerekiyor?
Kısacası BM kararının ardından birileri çıkıp bu kararın Filistin'e ve Filistin halkına ne kazandıracağını açıklasın. Bize göre kazandıracağı hiçbir şey olmayacak? Filistin'in BM'nin üye olmayan devlet statüsü kazanması ona BM Genel Kurulu'nda bir etkinlik kazandırmayacağı gibi, işgal altındaki Filistin toprakları da işgalden kurtulacak değildir. Gazze açık cezaevi olmaktan çıkmayacaktır. Bunların gerçekleşebilmesi için İsrail'e birilerinin haddini bildirmesi gerekiyor. Bu karar İsrail'in güçten başka bir şeyden anlamayacağı gerçeğinin değiştiğini söylemeye yetmeyecektir.
Kısacası BM Genel Kurulu'nun kararının "Bir rüya gerçek oluyor" ya da "Filistin'in kaderi oylandı", "Filistin'in BM zaferi" olarak verilmiş olması olayın ancak bu kadar abartılabileceğini göstermez mi? Bir başka ifade ile yıpranmış olan BM'yi onarma çabası...
Filistin halkının seçtiklerinin yönetmesine izin vermeyenler, bundan sonra tavırlarını değiştirecekler mi? Yani ABD bu karar sebebiyle bundan böyle İsrail saldırıları karşısında, "Kendini savunma hakkını kullanıyor" demekten vazgeçerek saldırgana "Yeter artık" diyecek, yaptırım uygulamak için BM'nin harekete geçmesini sağlayacak, alınmış olan İsrail aleyhindeki kararların önünü açacak mı?
Aslında biz bu soruların hepsinin cevabını biliyoruz ama BM'nin kararının ardından zil takıp oynayanların bu soruların cevabını düşünmelerine vesile olmak istiyoruz.
BM'ye yönelik eleştirilerin giderek artması karşısında Filistin'e üye olmayan devlet statüsü verilmesini bu tepkilerin önünü kesmek için bir gaz alma operasyonu olmaktan öte geçmeyeceğini unutmadan, BM'nin alternatifi bir oluşum sağlanamasa bile mevcut yapısının değiştirilmesi, BM'nin Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin kontrolünden çıkartılması gerektiği yönündeki düşünceden geri dönülmemesi gerekiyor.