Son iki gündür İsrail’in Suriye’de belirlediği bazı hedefleri vurması gündemde. Bu gelişmeyi bazıları ya görmezden geliyor ya da sürpriz olarak nitelendiriyorlar. Hâlbuki böyle bir olayın sürprizlik hiçbir yanı yok.

Olayın üzerinde durulması gereken bazı yönlerini hatırlatmak istiyorum. Bir defa Patriotlar geldi-geliyor derken uzun bir sürecin ardından ülkemizde konuşlandırılmasının hemen arkasından İsrail’in Suriye’ye saldırması bir tesadüf olamaz. Bunun yanında İsrail’in Suriye’ye saldırısı ABD’ye bildirilerek gerçekleşmiş bir hareket olduğuna göre bu saldırıyı İsrail-ABD ortak yapımı olarak nitelendirmek de yanlış olmaz. Bu iki tespitin ardından bu köşede ısrarla vurguladığımız Patriotların Türkiye’yi korumak için değil, İsrail’i korumaya yönelik olduğu hususunu hatırlatmakta yarar görüyorum. Bu noktada cevabının bulunması gereken bir diğer husus ise İsrail’in Suriye’deki belli hedefleri vurması ile ortaya çıkan durumdan sonra bölgemize yönelik bir takım planların yeni duruma göre değerlendirilmesi gerekiyor.

Bir defa ABD ile İsrail iki ayrı devlet olmakla birlikte bölgemizde ortak hedeflere sahipler. Bu hedeflere İsrail’in arz-ı mev’ud hayali de dâhil. İsrail’in hedefleri ile ABD’nin birleşmesi ilk bakışta anlamsız gibi görünebilir. Ancak, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırısı öncesi ABD’yi bilgilendirdiği düşünülürse bu ilgi anlamsız olmaz. Bilgilendirdi tabirini bilerek kullanıyorum. Çünkü İsrail ile ABD bölgesel konularda başlangıçta sağladıkları bir mutabakat dâhilinde hareket ediyorlar.

Bu noktada akla İran ve Suriye’nin İsrail’e yönelik bir misillemede bulunup bulunmayacağı geliyor. Bir misillemenin sonuçları ne olur, İsrail saldırısına sessiz kalınmasının ne gibi sonuçları olabilir soruları önem kazanıyor. Şahsen Suriye’nin bir misillemede bulunabileceğine ihtimal vermiyorum. Çünkü böyle bir misilleme intihar saldırısından öte bir anlam ifade etmez. Çünkü İsrail’i Suriye’ye saldırtanlar böyle bir ihtimali düşünmüş olmalıdırlar. Hatta denebilir ki ABD; Irak ve Afganistan’dan sonra Suriye’de farklı bir strateji uygulamakta, olaya direk müdahale etmek yerine dolaylı yollardan sonuç almaya çalışmaktadır.

Kısacası önce Suriye’nin elinde kimyasal ve biyolojik silahlar bulundurulduğu iddiaları ile Patriot füze savunma sistemleri hususunda Türkiye ikna edildi, arkasından da özellikle İran’dan İsrail’e yönelik muhtemel füze saldırılarına karşı tedbir alınmış oldu ve İsrail Suriye’yi vurdu.

Görünen o ki, İsrail’i korumak için topraklarımızı Patriotlara açmış olduk. Elbette tüm bunlar gelişmelere bakılarak yapılmış tahmindir. Ancak; bu ülkeyi yönetenler bizden çok daha fazla bilgiye sahip olduklarına göre işin aslını çok daha iyi bilmelidirler. Eğer bile bile lades denilmiş ise çok geçmeden bu gerçek ortaya çıkar, İsrail’e rest çekiyor görüntüsü verenlerin gerçekte neler yapmaya çalıştıkları görülür ki, tarih nazarında mahkûm olurlar.

Sonuç olarak Patriot füze sistemlerinin ülkemize yerleştirilmesinin hemen arkasından ABD onayı ile İsrail’in Suriye’ye saldırmasını herkesin doğru değerlendirmesi gerekiyor. Suriye, başta Türkiye olmak üzere komşularına kimyasal ve biyolojik silahlarla saldıracak korkusu yayılarak dünyanın kandırılmış olduğu sonucuna varmak yanlış olmayacaktır. Bu arada esas hedefin Suriye değil İran olduğu ihtimal dışı değildir. İran’ın çatışmaya çekilmeye çalışılması da mümkündür. Böyle bir durumda üçüncü dünya savaşı çıkar mı çıkmaz mı bilemem ama bölge ülkeleri birbirine girecek, uzun yıllar giderilmesi mümkün olmayan düşmanlıkların temeli atılmış, emperyalist güçler bir taşla birkaç kuş vurmuş olacaklardır. (Milli Gazete)