Her toplumun kendisine has, yasal çerçevede içerisinde kurulmuş olan çeşitli sivil toplum kuruluşları vardır. Resmi statüsü olan bu sivil toplum kuruluşların amacı; kendi insanlarına, çevresine; bilim, kültür, eğitim, ahlak, sağlık ve ekonomik alanlarında imkânları ölçüsünde yardımcı olmak, yardımda bulunmak, topluma yararlı bireyler yetiştirmek ve toplumun gelişmesinde, bilinçlenmesinde öncü rol almaktır.

Tüm Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere Yüksekova’mızda da bazı duyarlı kardeşlerimizin girişimleri sonucunda 4 – 5 sene evvel ‘‘MUSTAZAF-DER’’ yani; Mustazaflar ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adında bir hayır kuruluşu kuruldu. Kurulan bu sivil toplum kuruluşunun amacı; halkımızın maddi ve manevi tüm sorunlarına sahip çıkmak, İslami bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapmak, fakir ve muhtaç halkın ihtiyaçlarını imkânları dâhilinde karşılamak,  toplumda İslam kardeşliğini yerleştirip, toplum içindeki ihtilafları kaldırmak gayesi vardır. Fakat bu sivil toplum kuruluşu Yüksekova’da kurulduğu ilk günden beri kimi kişiler ve çevreler tarafından hoş karşılanmadı. Hoş karşılanması bir yana, şuana kadar 8–9 defa saldırılara maruz kalarak; taş ve Molotof yapılmış bira şişelerinin hedefi seçildi.

Belirtmekte fayda var ki; ‘‘herkes bu derneği sevip, buna bağlı kalacak’’ diye bir kaide olmadığı gibi ‘‘sevmiyorum, düşüncemle uyuşmuyor; onun için taşlarım, kırarım, yıkarım’’ diye hiç kimsenin bir kaidesi asla ve asla olamaz. Her şeyin ve herkesin bir hak ve hukuku vardır ve herkesin bunlara riayet etmesi gerekir.

Bildiğiniz gibi içinde bulunduğumuz hafta içerisinde İlçemizde hoşumuza gitmeyen, hiçbir aklıselimin tasvip etmediği savaş manzaralarını andıran görüntülere şahit olduk. Ve ne yazık ki; bu eylemleri yapan kişilerle ve bu eylemin amacıyla bir ilişkisi olmayan Mustazaf-Der’e çirkin bir saldırı düzenlendi. İçerisinde Kur-an’ı Kerim başta olmak üzere onlarda kutsal kitabın bulunduğu derneğe onlarca kaldırım taşı ile bira şişeleri fırlatıldı.

Amacı, toplumuna yardımcı olup, hayır ve iyilikte bulunmak olan bu sivil toplum kuruluşunun sık sık bu gibi saldırılara maruz kalması; kime veya kimlere ne gibi bir fayda sağlar? Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir mantık? Bu mantığı, bu anlayışı anlamak gerçekten ama gerçekten çok zor…

Şunu belirtelim ki; cam çerçevelere saldıranlar, orayı burayı yakıp yıkanlar, çevreyi çer-çöpe bulandıranlar, bu fiilleri ve davranışları kendilerine mertlik ve cesaretlik olarak görmesinler. Bu fiiller ve davranışlar; acizlerin, çaresizlerin ve zavallıların, şuursuzların ve dar düşünceli aynı zamanda sahiplendiği davasının tarihini ve geçmişini bilmeyen/unutan kişilerin karakter ve davranışlarıdır.

İnsanların farklı düşünmesi, farklı kulvarlarda hareket etmesi, farklı sivil toplum kuruluşlarının çatısı altında birleşmesi, dünyaya bakış açılarının farklı olmasının yanında siyasi ve dini düşüncelerinin farklı olması her insanın kendi düşüncesi istikametinde hareket etmesi (tabi başkalarına zarar verip, hakkına girmemek şartı ile) bireyin en normal ve hukuksal hakkıdır. Hiç kimse bu konularda kimseye baskı yapma, saldırıda bulunma ve sindirmeye çalışma hakkına sahip değildir. Sorunları konuşarak, paylaşarak ve doğru bir şekilde analiz ederek anlamaya ve öğrenmeye çalışalım. Öyle taş atmakla, orayı burayı yıkmakla bir yere varamayız…

Güvenin ve dostluğun toplumumuza hâkim olması dileğiyle…

Yüksekova Ajans