Son iki haftadır, bir gazetede deşifre edilen, bu rapor gündemi meşgul ediyor. Konu ile ilgili yorumlar sürüp gidiyor. İşin doğrusu, ortamın biraz müsait olması da konuşanların, yorumlayanların, yazıp çizenlerin sayısını epeyce arttırıyor. Konu ile ilgili yapılan bazı yorum ve bağlantılı haberler bizi de bu konuda yazı yazmaya götürdü. Çünkü birileri söz konusu belge ile imajlarını düzeltmeye çalışırken, kendi dışında kalan Müslüman kesimleri de karalama kampanyasını, son hızla devam ettirdi.
Hiç şüphemiz yok ki TC kurulduğu günden beri, İslam ve Müslümanlarla mücadele etmiştir. Tutuklamış, sürgün etmiş, idam etmiştir. Memlekette İslam’ı andıran ne varsa yok edip, ortadan kaldırmak istemiştir. İslam’a düşmanlığın başını da her daim ordu, yani askeriye çekmiştir. Çünkü milletin başına geçen sahtekâr, dolandırıcı da asker kökenli idi. Yapılan düşmanlıklar, bazen çok katı, bazen daha az olmak üzere günümüze kadar devam etmektedir. Buna kalbinde iman olan herkes şahid olduğu gibi insafı olan herkes de şahittir. Ne yazık ki bu İslam düşmanı, asker kökenli derin yapı, İslami bazı kavramları da istismar etmekten çekinmemiştir. Şehitlik ve gazilik gibi.
Bizler de, kendini devletle birlikte, halkın da sahibi gören bu zihniyeti iyi bildiğimiz için, irtica adı altında İslam ve Müslümanlarla mücadeleyi öngören, bu ordu kaynaklı belgelerin içeriğinin, ordunun gerçek düşünceleri olduğundan şüphemiz yoktur. Bunların başı, komplocu ve dolandırıcı olduğundan dolayı, ondan sonra gelenlerin daha başka karakter de olması biraz zor görünmektedir. 28 Şubat süreci daha zihinlerde capcanlı olduğu gibi Türkiye Kürdistan’ın da Müslüman Kürtlere yapılan komploları da bilenler bilmektedir.
Son belgeye gelince, her fırsatta orduya methiyeler düzen, Ergenekoncuları bile, ağacın dibine düşen bir kaç çürük elma olarak gören, bir hoca efendinin ve cemaatinin hedef alınmasıdır. İşin bu tarafı bizim ilgimizi çektiği gibi şahsen beni şüpheye de düşürmektedir. Öyle ya en hızlı 28 Şubatçı, Çevik Bir’e dahi methiyeler düzen "vatan delilerine" neden komplo düzenlensin. Hoca efendinin iğnesi bile yokken, neden silahlı örgüt olarak gösterilsin!
Beni şahsen şüpheye sevk eden bir diğer meselede, deşifre edilen belgeden sonra, malum medya gurubunun kendileri dışında ki İslami cemaat ve guruplara saldırılarının son hızla devam etmesidir.
Malum medyanın yayınlarına göre hoca efendinin cemaatinin dışındaki diğer tüm gurup ve cemaatler, bir şekilde dış istihbarat örgütleri ve Ergenekon denen yapı ile bağlantılı. Bu cemaatler ve guruplar birileri tarafından kullanılıyor. Sadece ve sadece hoca efendinin yapısı, sütten çıkmış ak kaşık. İnananlar inansın, ben şahsen inanmıyorum.
Bizde inanıyoruz ki Ergenekonun ve askeriyenin kullandığı, İslami kisveye bürünmüş vatan delileri vardır, olmaya devam edecektir de. Vatan, millet, Sakarya hikâyeleri ile Ergenekoncu zihniyet, bu İslam kisvesine bürünmüş yapıları, kıvrım kıvrım kullanacaktır. Çünkü vatan, millet, Sakarya dedin mi bunların akli melekeleri gitmekte ve kıvrım kıvrım akmaya müsait hale gelmektedirler.
Şuna da inanıyoruz ki malum medya gurubunun, iftira ettiği gibi özellikle Kürdistan merkezli İslami cemaatin, Ergenekon denen yapı ile derin devlet ile bir alakası yoktur. Malum medya gurubu, derin istihbaratçı Ergenekoncuların oraklarına itibar etmekte ve Müslümanlara iftira atmaktadır.
Son belge, aklımıza şunu da getirmektedir. Acaba bu belge birilerine tekrar itibar mı kazandırmaya çalışmaktadır? Malum hocanın cemaati Türkiye’de yaşayan Müslüman halka, tek alternatif olarak mı sunulmaya çalışılmaktadır? Öyle ya! Onların dışında herkes Ergenekoncular olarak lanse edilen, derin devlet uzantıları tarafından ve yabancı istihbarat örgütleri tarafından kullanılmakta, geriye sadece malum hocanın gurubu kalmaktadır.
Şu çelişkiye bakın ki, şu yâda bu şekilde Türkiye’deki bütün İslami cemaat ve guruplar ve hatta fertler, devletin gazabına uğrarken, bazıları yıllarca zindanda kalırken, bazıları ağırlaştırılmış hapis cezalarına çarptırılırken, tesettüre özgürlük isteyen bayanlar bile idamla yargılanırken, malum hocanın cemaatine karşı yapılacak, sözde komplolar daha plan aşamasında iken, deşifre edilmektedir. Bu bizi düşünceye sevk etmektedir. Bu belgeleri deşifre edecek derinliğe ulaşan kollar, çok uzun gözüktüğü gibi eller de pek temiz gözükmüyor.
Evet, galiba bu belge, bazılarının son dönemler de yerlerde sürünen itibarını yükseltme belgesidir. Kim ne kadar yutar, ben bilemem.
Son olarak, ehli kıble olan hiç kimseye düşmanlık etmek gibi bir huyum yoktur. Varsa hataları, hatalarına buğz eder, ıslahları için Allah’a dua ederiz. Ehli imanı tamamen severiz. Onların, hata ve kusurlarını değil yazmak, deşifre etmek, duymak bile bizi rahatsız eder. Elimizden geldiğince, Müslüman kardeşlerimizle kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmeye çalışırız. Dostluğu onların yanında ararız. Ama ne yazık ki bazıları başka yerde aramakta ve tüm imkânları ile ehli imanı gücendirmeye çalışmaktadırlar. İşte bu guruptan olanlara karşı tavrımız, başka olacaktır. Onlar hallerini değiştirmedikçe, düzmece raporlar onları bizlere sevdirmeyecektir.
Abdullah Bağrıyanık