Yüksekova’da yaşanan olaylar tehlikenin vardığı son noktadır. Umarım her kesimi ile Kürd halkı, varılan tehlikeli durumun farkındadır. Diyarbakır’daki İslami kurumlar, bir heyet oluşturarak BDP’yi ziyaret etmesi bağımsız milletvekili adayı Altan Tan’ın açıklaması bizleri toplumsal sulh noktasında umutlandırmaktadır.
İmkânlarım dâhilinde yaşanan olayları takip etmeye çalışan biri olarak, hem Hizbullah Cemaatini hem de Mustazaf Der’in Kürdistan’da, herhangi bir çatışmanın ortaya çıkmaması için ellerinden gelen tüm gayreti sarf ettiklerini, rahatlıkla söyleyebilirim.
Hem Hizbullah Cemaati hem de Mustazaf Der, defalarca yapılan saldırılar karşısında, çatışmadan yana olmadıklarını, huzur ortamının devamından yana olduklarını ve yaşanacak olası bir çatışmanın, iki tarafında yararına olmayacağını, bilakis derin yapıların bundan faydalanacağını, hem Kürd halkına hem de muhataplarına iletmişlerdir.
Hizbullah Cemaati ve Mustazaf Der’in bu olumlu tavrına, Kürd halkının tamamı şahittir. Hatta Hizbullah Cemaati, bir adım daha atarak resmi olmak kaydı ile Kürt halkının yararına ateşkesten yana olduğunu defalarca deklare etmişti.
Bütün bu iyi niyetli girişimlere karşı ise Özgür-Der Diyarbakır Şube başkanı Serdar Bülent Yılmaz’ın BDP’yi ziyaretinde söylediği gibi "toplumsal olaylarda işyerlerine ve sivil tolum örgütlerine yönelik saldırıların rutin bir hal almaya başladığını, bunun artık tehlikeli boyutlara ulaştığını, bu güne dek sadece Mustazaf-Der ve ona yakın derneklere yönelik 50 saldırının gerçekleştiğini, Yüksekova'daki şubeye ise daha önce de 2 saldırının olduğunu ve bu son saldırıda can kaybının yaşandığını, bu yönüyle bu ölümlü hadisenin adeta geliyorum dediğini”bir kez daha hatırlatmak isterim.
Hizbullah Cemaatini, Gewer’deki (Yüksekova’daki) olaydan sonra ki basın bildirisindeki tavrı da gayet olumlu ve PKK’yi sorumlu davranmaya çağıran bir tavırdır.
Ben şahsen, Hizbullah Cemaatinin ve Mustazaf Der’in şimdiye kadar yaşanan olaylara cevap vermemelerini, misillemede bulunmamalarını, zaifliklerinden yâda TC’nin iddia ettiği gibi Hizbullah Cemaatinin askeri kanadının yok edilmesinden olmadığını biliyorum. Takip edebildiğim kadarı ile Hizbullah Cemaati yapılanma ve yenilenmede, üstün manevra kabiliyetine sahip olan bir harekâttır. Dolayısı ile kimse Hizbullah Cemaatinin askeri kanadı yok oldu hikâyelerine kanmasın.
Zaten Hizbullah’ta basın bildirisinde "Özellikle yaşanan son şehadet olayı ile haddin aşıldığı, sabır ve tahammül sınırının çokça zorlandığı bir noktaya gelinmiştir. Bu durumda biz de tabanı ve gençleri kontrolde zorlandığımızı belirtmek isteriz. Böyle durumlarda istenmeyen ve arzulanmayan bazı olayların yaşanabileceği endişesi taşımaktayız”, denmektedir.
Kısacası ben, hizaya gelmeyen tarafın PKK ve siyasi uzantıları olduğunu düşünüyorum. PKK’nin ve BDP’nin açıklamaları beni tatmin etmemektedir. Çünkü onlar konuşurken bile, saldırılar devam etmektedir.
Şimdi iş çığırından çıkmadan evvel Hizbullah Cemaati ve Mustazaf Der dışında kalan tüm duyarlı kesim ve kurumlar, harekete geçmek, PKK ve siyasi uzantılarını doğru yola çağırmak zorundadır. Girişimler hız kazanmalı, PKK ve siyasi uzantıları, Hizbullah Cemaatinin ve Mustazaf Der’in bölgede, tartışmasız söz ve güç sahibi olduklarını kabul etmelidirler.
Aksi halde, yaşanacak muhtemel bir olumsuzluk esnasında -ki bu derin bir provokasyon da olsa- mesuliyet hem PKK’nin hem de siyasi uzantılarının olacaktır.
Umarım Duyarlı kesimler, yapacakları girişimlerde başarılı olurlar. Umarım PKK, bir seferliğine de olsa aklını başına alır ve tabanına sahip çıkar. Ortada ise iki seçenek vardır; herkesin istediği huzur içinde yaşam ve ahmakların isteği olan barut kokulu ortamlar. Ben şahsen baruttan yana değilim. Ancak, savunma hakkının kutsal olduğunu hatırlatmama gerek var mı?
(Abdullah Bağrıyanık)