Kelhaamed dergisinin internet (Bangaheq.net) sayfasına göz atarken manşet haberlerinden "Kürdlerin kulandığı bayraklar" haberi dikkatimi celb etti. Merakla sayfayı tıkladım ve haberi okudum. Diğer tüm kavimler gibi Kürd halkının da bir bayrak, alem, işaret, sembol sahibi olduğunu  tekrardan  gördüm. Haberi hazırlayıp halkımızın istifadesine sunan Azad Rastan’a da içten teşekkür ettim.

Ne zaman bir atlas ya da  dünya ülkelerinin isim ve sembollerinin olduğu bir kitaba rastlasam hep bir burukluk yaşamışımdır. Ülkeler, bayraklar isim isim sıralanıyor ama ben kendimi, mensubu olduğum halkımı bu listelerde bulamıyorum. Çünkü bu listede ne ben varım; ne yaşadığım coğrafya; ne de mensubu olduğum halk var. Aslında varız da yok sayılmış; görmezden gelinmişiz.

Sorun sadece benimle de bitmiyor tabi ki. Çoluk çocuk sahibi olduk ve çocuklarımızla bir atlasa bakıyoruz. Yine ülkeleri ve bayrakları sıralıyoruz. Soru geliyor. Baba bizim bayrağımız yok mu?.

Baba neden yok?

Ve başka sorular.

Gerçekten neden yok.

Bu güne kadar bu soruları biz de kendimize fazla sormadık. Belki başkaları bu konulara  el atıp kendi menfaatlerine alet etmelerinden dolayı bizler biraz uzak durduk, aramıza mesafe koyduk. Görünen o ki hayatın akışı boşluk kabul etmiyor, boş olarak duran yerler hemen başka şekilde dolduruluyor.

Açıkçası bu haberi Kelhaamed'in Internet sahifesinde okumak beni sevindirmiştir. Taassuba düşmeksizin, başkalarının gözüne batırmaksızın ve haşa putlaştırmaksızın Kürd halkının da bir bayrağının olmasını ve bu bayrağın Kürd halkının dünya ve ahiret kurtuluşuna vesile olma gayesi güden cemaatler  tarafından belirlenmesini ben şahsen istiyorum.

İslami cemaatler tarafından  Kürd halkı için bayrak olarak kabul edilmiş, bir alem benim gibi bir çok kişi tarafından içtenlikle kabul görecek ve sahiplenilecektir.

Bir baba olarak bende çocuklarıma dünya halkları içinde “bu bayrak da Müslüman Kürd halkının bayrağıdır, bizim bayrağımızdır” demek istiyorum. Hem dünyadaki en büyük bayrak rekorları kırmak gibi bir saplantımız da yok. Anlayacağınız bizimki sadece doğal bir istek.

Peygamber (s.a.v) dönemin de kabilelerin bile bir bayrağı vardı. Biz de artık bize ait olan bir bayrağın olmasını istiyoruz. Başkalarının bayrakları ile yetinmek istemiyoruz. Başkalarının ki onlara piroz ve mübarek olsun ona bir diyeceğimiz yok, ama bize ait olanı da isteriz.

Gerçek kurtuluş ise hesap ve kitap gününde "La ilahe illallah" bayrağı altında toplananlara nasip olacaktır. Allah-u Teala bizlere hesap gününde  "La ilahe illallah"  bayrağı altında toplanmayı nasip eylesin.

Bizim bu yazdıklarımız İslam’ın her kavme meşru gördüğü bir şeyi, kendi halkımız için istemek ten başka bir şey değildir ve bu isteğimize İslami cemaatlerin öncülük etmesini istiyoruz.

(Abdullah Bağrıyanık)