Yapılması gereken en önemli iş; okunmak, anlaşılmak ve kendisine uyulmak için gönderilmiş olan Kur"an a yönelmektir.

Müslümanlar, işleri ne kadar yoğun ve şartlar ne kadar ağır olursa olsun Kur an dan ve Kur an eğitiminden uzak kalamazlar; Kur an ı hayatlarının dışına itemezler. Çocuklarının Kitapsız/Kur ansız yetiştirilmek istenmesine seyirci kalamazlar. Mekke de Rasûlullah"ın temel kurumu, evler idi. Evlerimiz Dâru"l-Erkam, Dâru l-İslâm olmalı, eğitim, öğretim ve örneklik kurumu haline gelmeli.
 
Evimizde kahve, lokanta, sinema havası değil; mescid havası esmeli. Evlerimiz, öncelikle kendimiz ve çocuklarımız için Kur"an Kursu, İslâm okulu olmalıdır. Evinde bu değişikliği yapamayan, bulunduğu semti ve yaşadığı ülkeyi hiç değiştiremez. “Bir toplum, kendini değiştirmedikçe Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” (13/Ra"d, 11). Bu sünnetullahın nebevî ifadesi de şöyle: “Nasılsanız, öyle idare edilirsiniz.” Çevre şartlarını bahane ederek "alternatif" isteyen kimseler için evlerini Kur an okulu haline getirme gayreti, bir samimiyet testidir.
 
Evlerden iyi alternatif mi olur? Ev, yöneticiliğin okulu olduğu gibi, İslâm ı öğrenip öğreteceğimiz ve hâkim kılacağımız alanlardır, yani mescidlerimizdir, okullarımızdır, kalelerimizdir, cephelerimizdir. Bunun yanında, sadece evlerle yetinmeyip temel kaynağımız Kur an mesajına uygun cemaat evleri şeklinde kurumlar oluşturabilmenin, mevcutları bu yolda değerlendirmenin yolları mutlaka aranmalı ve bulunmalıdır. Kur anla güzelleşmek istiyorsak, Kur an la irtibatımızı arttırmalıyız. Unutmayalım; karnımızın doyması için yemekle nasıl irtibata geçmek gerekiyorsa, insanî özellik ve güzelliklerimizi arttırmak için de Kur anla iç içe bir hayat yaşamamız gerekiyor. Bunun için halkalar oluşturup cemaat olarak dersimizin başına imam-ı mübîn olan (36/Yâsin, 12) Kur an ı geçirmeliyiz. Onu okumak, okumaların en güzelidir. Onu dinlemek, dinlemelerin en güzelidir. Onunla düşünmek, tefekkürün en güzelidir. Ona göre yaşanan bir hayat, hayatların en güzelidir. Hayat boyu Kur an öğrencisi olma şerefiyle yaşamalı, onun rehberliğinden bir an olsun ayrılmamaya özen göstermeliyiz. Meal ve tefsiriyle bireysel ve ailevî okumalarımızı da sürdürmeli, evimizi kabirlere çevirmekten, TV. sayesinde sinema, gazino ve stadyuma benzetmekten sakınmalıyız.
 
Mü min, Kur an insanıdır. O nu okumak, anlamak ve yaşamakla emrolunmuştur. İnandığı ve hayat nizamı edindiği Kur an a karşı mü minin ilk vazifesi, O nu sık sık okumaktır. Kur an ın ilk emri "oku" iken O nu okuyamamanın mâzereti olamaz. Kur an ı okumaktan asıl gaye, onu anlamaktır. İslâm, ana kanunlarını teşkil eden Kur an ın anlaşılmasını belirli bir zümrenin tekeline bırakmamıştır. Kur an, her bir kişi için gönderilmiştir ve Kur an mesajı ana hatlarıyla herkes tarafından anlaşılacak kadar açıktır.
 
"Andolsun ki biz, Kur an ı anlaşılması; üzerinde düşünülmesi için kolaylaştırmışızdır. O halde bir düşünen (ibret alan) var mı?" (54/Kamer, 17) Kur an ımızı okumak, anlamak için olacağı gibi; anlamak da şüphesiz tatbik etmek için olacaktır. Mü minin Kur an a imanı, zaten onu yaşamak içindir. "İşte bu Kur an, indirdiğimiz mübarek bir Kitabdır. Artık Kur an a uyun, (onun emir ve yasaklarına aykırı davranıştan) sakının ki merhamet olunasınız." (6/En âm, 155) Mü min, Kur an ı, musikisinden yararlanmak ve kültürünü artırmak için okumayacaktır. Onu yaşamak için öğrenecek, okuyacak ve dinleyecektir. "Allah, şu Kur an la amel eden toplumları yükseltir. Onun izinden gitmeyenleri de alçaltır." (Riyâzü s-Sâlihin ve Terc. II, 341). Tatbik olunmayan bilgilerden bir menfaat edinilemeyeceği gibi; inanılan, okunan, anlaşılan, fakat yaşanmayan Kur an dan da özlenen faydalar sağlanamayacaktır. "Benim zikrimden (Kur an ımdan) yüzçeviren kişi(ler) için (buhranlarla dolu) dar bir hayat ve geçim sıkıntısı vardır." (20/Tâhâ, 124).
 
Selam ve Dua İle

Abdullah ÇEWLİK - Haberikra.com