Şehid Rehber’in aziz hatırasına…
 
Ah İstanbul…
Bigâne çığlıklar çatırdatır evlerin çatılarını
Menhus rüzgârlarda buz kesilir geceler
Bestelenmiş bir şarkıdan kala kala
İki kelime yapışır dudaklara…
Bir “kan” biri, vefasız “İstanbul”
En çetin nağmelerle keser rüyaları bir trajedi
Namlulardan Bizans oratoryosu dökülür
Gammaz bulutlardan boşalır kuzguni yağmurlar
Bir çift güvercin uçuşur tepelerinde şehrin
Kırık kanatlarından kan damlar avuçlarımıza
 
Ah İstanbul…
Kızıla boyandı kentin gözbebekleri
Vurguncu pazarına düştüm mecalsiz gecelerde
Tepelerde öfke fırtınaları koptu
Zarif bir yıldız kaydı yörüngesinden
Deniz ışıltısı dokundu parmaklarımın ucuna
İsyan günlerinden kalma ödünç bir şafağın ardından
Kış renginde acı sular aktı ecnebi çeşmelerden
 
Ah İstanbul…
Surların üstünden uçuştu efsaneler
Bir Mü’minin en vakarlı yüzüdür tevhidi duruş
Kor ateşlerde pişer sabır taşları
En dipsiz denizlerden yükselir iffetli tebessümler
Direnir şehrin isyana ram olmuş yorgun ruhu
Çocuklar inler kimliksiz acıların süreğen mateminde
Okşar barudi saçlarımı mavi bir bulut
Çatlar mertlik damarı
Namert kokular yayılır ihanet avcılarının küflü çehresinden
 
Ah İstanbul…
Bir mermi ucu kadar ruhu yok mu denizin?
Sevdaya tutunmuş gül yüzlüler aşkına
Çehrende parıldayan lahuti izler aşkına
Yiğitliğin sendeki anlamı bu mu?
Bir şehir yıkılır düşlerimin karanlık sokaklarında
Buharlaşır gelecek günlere vakfedilen şarkı
Tabirini bulmamış rüyalar nehrinden,
Ölü denizlere açılır hayat gemisi!
 
Ah İstanbul…
Bozkırlardan esen rüzgârların nerede?
Hangi kavgada kaybettin kefenini?
Yeşil kelebekler uçuşur Beykoz yamaçlarında
Parmaklarımdan rahmet pınarları akar
Gümüş renkli laleler açılır Kazlıçeşmede
Damarlarıma gölgesi düşer bakire düşlerin
Saatler çalar vaadedilmiş günün ilk şafağında
Yanaşır sahile ağır sulara adanmış gemi
 
Ah İstanbul…
Sımsıcak bir el dokundu devrin iflah olmaz düşlerine
İklimler sarsıldı yedi düvelden devşirilen,
Tatlı pınar önünde sendeledi çağın zorlu öfkesi
Meyveye durdu sadakat ağacı
Kana bulandı günün masum saatleri
İhanetten sıyrıldı şehir bir seher rüzgârında
Zemzemlerde yıkandı kir tutmuş suçlu yüzler
Kara göründü…
Vefa ismi yeniden yazıldı kamuslara…

(Hürseda Haber)