GELMEDİ!
Yağız atlar göründü ufuklarda
Ardlarında toz bulutu bırakarak geldiler
Gözlerinde acı günün ürküntüsü
Islak bir el değmişti yelelerine
Yoktu süvarileri, serdengeçtileri
Haber yoktu yiğitlerden, yedi düveli hizaya getiren
Korkunç bir vaveyla yükseldi anaların dudaklarından
Ağlayarak sabahladı hasret ülkesinde büyüyen çocuklar
Mısır kapılarından bir Züleyha geçti
Yıldızlar kaydı Bünyamin’in avuçlarından
Beyaz perde indi gözlerine babanın
Kızıla boyandı gökyüzü
Yine gelmedi güzeller güzeli Yusuf
Hasret dokundu omuzlarına, saçlarına
Dağ gibi sevgi anıtı
Acı bir hüzün bıraktı dudaklarında
Ağıtlarla ördü geceyi Meryem Ana!
Nehirler aktı parmaklarından!
Şehir en haşin yüzüyle öldürdü metaneti
Gelmedi avuçlarında zamanı eriten peygamber
Gelmedi doğruluk abidesi İsay–ı Mesih (as)
Kucağında esir çocuklarla göründü Zeynep
Kan bağladı gökyüzünü, yeryüzünü
Gam dağlarında çözüldü koca umutlar
Acı sulardan içti,
Ölümün rengiyle tanıştı masum yavrular
Geldi atlar kan revan içinde!
Gelmedi yedi göğün selama durduğu yiğit
Gelmedi cennet bahçesinin nazenin gülü
Gelmedi kutlu peygamberin soylu yadigârı!
Zindanlardan döndü yedi kentin yiğitleri
Çözüldü, yüzlerinde donakalmış hasret çizgileri
Muhacirler kentinde bestelendi şiir
Analar hep aynı ağıtla duaya durdu
Gelmedi özgür insanların kutlu rehberi
Gelmedi direniş destanının bahadırı
Gelmedi adı özgürlük olan Hüseyni Sevda
(Hürseda Haber)