Adım Sabahaddin
İsyanın ülkemdeki lahuti rengi
Çağlara dokunan kutlu bir feryat!
Biçare bayırlardan yükselen umut
Şehadet kokan toprağın bereket goncasıdır.
Şubat lalelerinin al renginden alır müjdesini…
Topunuzla tüfeğinizle,
Ordunuzla alayınızla gelin!
Bugün hesap günüdür
Yiğitlerin cevelan meydanıdır
Sıkın kurşunlarınızı, patlatın bombalarınızı
Gün doğar, zaman durur, kan boşalır damarlardan
Mavi ufuklarda kanatlanır güvercinler
Adım Nuri
Direniş kalelerinde büyüyen feryat
Soysuza ölüm kemendi
Şehadet vadilerinde yankılanan türkü
Karanlıkları parçalayan kurşun
Damarlardan dökülen zafer muştusudur
Şafak bülbüllerinin ezgisidir dudaklarımızda
Bir Şubat sabahında
Özgür tepelerin dibinde doğurdu analarımız
Koçyiğitler vadisinde büyüdük
Kıyam yağmurlarında ıslandık
Delik deşik gövdelerimiz
Avuçlarımızda kanlı kefenlerimiz
Yedi cihanda yankılanır feryadımız
Adım Murat
Allah’a adanmış munis ruhun fotoğrafı
Zorbaların bozgun sofralarında patlayan bomba
Kahramanlık türküsüdür bu
Tekrarlanır anaların dilinde
Şehadet lalelerinin koynunda açılır
Kırlangıçlarla uçar ülkemin nazlı tepelerinde
Başı dik yaşadık kâşanemizde
Ne ordular ürküttü bizi
Ne hain yağmurlarda ıslandık
Sabırla aştık zorlu geçitleri
Güneşin doğduğu yerde
Ölümsüzlük şarkıları söyledik
Adımızı adının yanına yazdık
Ey çağları avuçlarında eriten şehadet
Adım Zahir
Direniş nehirlerinde yıkanan şair
Tatlı bir tebessüm dokunur dudaklarıma
Her sabah bir kez daha dirilirim
Yeryüzünün mavi ufuklarında gezinir ruhum
Ne deccal dinlerim, ne aznavur
Masum nağmelerin koynunda
Her sabah yeniden tadarım özgürlüğü
Hınzırın darbeleri dokunmaz bana
Çağlara haykıran masum bir duayım
Bir elimde kitap, bir elimde kılıç
Fıtrat ülkesine açılır gözlerim
Ey yüzleri kara hainler
Ey bozguncu zorbalar
Yeter! Dadandığınız iklimlerimiz
Paramparça ettiğiniz bedenlerimiz
Yeter!
Adım Nureddin
Alınlarımıza dokunur ölümsüzlük şarkısı
Dile gelir destan kokan yitik kelimeler
Hainlerin ölüm kapanları zarar vermez
Bir sayha duyulur uzak bozkırlardan
Bir yiğit yıkılır,
Bir şehid dokunur ölü şehrin saçaklarına
Kanatlanır iyiler ülkesine
Sonsuzluk şiirleriyle açılır güneşin doğduğu yere
Zamanın eridiği avuçların gölgesinde doğmuşum
Çarmıhlardan, giyotinlerden gam yemem
Bu çığlık hamaset gülünün koncasıdır
Maveradan alır yiğitlerin haberini
Gece kararır, karnı burnundadır şafak
Seccadelerde geceler bahadırlar
Büyük muştudur beklenen gün doğumunda
Direndiler,
Kafa tuttular bozguncu düzenlere
Başkaldırdılar kirli zamanlara
Vuruldular soğuk bir kış sabahında
Direniş türküsü yankılandı yedi semada
Kan rengi kapladı gökyüzünü
Fecri sadıkta okundu ilk ezanlar
Sırtlarında kan kırmızı laleler
Kanatlandı kırlangıçlar
Nezih bir hatıra bıraktılar
Payidar bir seda
Hayata tutunan dallarımız oldular
Yoldaki ışığımız…
(Hürseda Haber)