Hamd kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, kendisini asla uyku tutmayan, yeme ve içme isteği ile aciz olmayan, bütün âlemleri yaratan ve onların tek rabbi olan yüceler yücesi büyük kudret ve güç sahibi olan Allah’ a mahsustur. Salât ve selam ise doğumundan ölümüne kadar ki geçen hayat süresince bir an tebliğ ve ümmet bilincinden vazgeçmeyen ve mücadelesi boyunca her çeşit mucizelerle desteklenen büyük sevgili Hz. Muhammed (s.a.v.)’ e, onun temiz ailesine ve ashabına olsun.
Nisan ayının Müslümanların ve özellikle peygamber âşıklarının kalbinde çok ayrı bir yeri vardır. Çünkü bu ay içerisinde insanların en şereflisi ve en büyük sevgili olmayı hak eden yüce peygamber dünya âlemine teşrif etmişlerdir. Dolayısıyla bu ay içerisinde hemen hemen çoğu kuruluş çeşitli etkinlikler düzenlemişlerdir. Âlimlerimiz, üstatlarımız, hocalarımız durmak, yorulmak bilmeden mekân mekan gezmiş ve toplanan kalabalığın azlığına veya çokluğuna bakmadan Allah resulünü anlatmışlardır.
Bu konuda detaylara fazla girmek istemiyorum. Çünkü nisan ayı boyunca yeterli olsun olmasın medya ekibi bir şekilde gündemlerine taşıdılar. Ayrıca yazar kardeşlerimiz bu konu ile alakalı olarak ellerinden geldiğince yazılarını yazdılar.
Ancak benim değinmek istediğim konu bir başkadır. Nisan ayının bize kazandırdıkları ve varsa kaybettirdiklerine dikkat çekmek istiyorum. İslami bir camia ve çalışma içerisinde olan bir insan bu aydan nasıl bir kârla çıkmıştır?
Bu ay içerisinde etkinlik yapan tüm kuruluşlar fazlası ile gönüllü insanlara ihtiyaç duymuşlardır. Çünkü bu işler öyle hemen olsun demeyle olmayıp çok meşakkatli bir şekilde meydana gelmektedir. Bu işin ayrı bir zamana, gönüllü insanlara ve en önemlisi ayrı bir bütçeye ihtiyacı vardır.
Bilindiği üzere kutlu doğum mevlidi düzenlemek amacıyla bütçe için gerekli yerler ziyaret edilir. Onlara konu anlatılır ve yardım talep edilir. Bunun için ayrı bir zaman belirlenir ve en son olarak gönüllü insanlar aracılığı ile el ilanı, afiş, davetiye gibi dökümanlar dağıtılır.
Peki, bu yardım talep edilen kişileri sadece nisan ayında değil de, mayıs, eylül veya ocak ayında da ziyaret ediyor muyuz? Yardım talebinde bulunmak için ayırdığımız zamanımızı diğer ayların günleri içerisinde de ayırıyor muyuz? El ilanı, afiş veya davetiye dağıtan sıradan gönüllü kardeşlerimizi diğer aylarda da görebiliyor muyuz?
İşte bu sıraladıklarımız çok önemlidir. Çünkü bu etkinlik sadece nisan ayı içerisine ve sadece bu çalışmaları yapmakla sınırlandırılmamalı. Bizler önümüze çıkan bu fırsatı çok iyi değerlendirmeliyiz. Düşünelim ki, Allah Resulü 1400 yıl önce nasıl ki sahabelerle aynı ortamda bulunurken onları hayra ve iyiliğe teşvik edip cenneti kazanmaları için önlerine fırsatlar sundu ise; bunun aynısını manen yanımızda bulunarak şu an bizlere fırsatlar sunmaktadır.
Kutlu doğum, bizler için insanları Allah’ a çağırmada bir tebliğ fırsatıdır,
Kutlu doğum, komşu ve akrabaları ziyaret etme sıla-i rahim fırsatıdır,
Kutlu doğum, boş vakitleri hayırla geçirme fırsatıdır,
Kutlu doğum, ağızları salâvatlar ile temizleme fırsatıdır,
Kutlu doğum, yapılacak fedakârlıklarla Allah ve resulüne kendini ispatlama fırsatıdır.
Kutlu doğum, Cennetin kapılarını aralama fırsatıdır.
Bu şekilde örneklerimizi çoğaltabilir ve kutlu doğumun bereketini anlayabiliriz.
Evet, gelin kutlu doğumu yılın 12 ayı yaşayalım ve yaşatalım. Yılın 12 ayı tüm insanları ziyaret edelim. Onlara Allah ve Resulünün sevgisini anlatalım.
Önümüzdeki nisan ayına kadar tüm aylarınızın hayır ve bereket ile geçmesi dileklerimle.,
(Adem EREN)