Refleksler, birinin diğerinden farkı kalmadığı refleksler!
Olaylar karşısında kapitalist bir çark içerisine sıkıştırdığımız refleksler ve insanları kategorilere ayırarak verilen tepkiler!
Güçlünün yanında, çıkarın yamacında!
Sesi ne kadar gür çıkarsa çıksın, onlara kulaklarımızı kapadığımız hayatlar!
Ülkemizde bir süredir Özbek, Kazak ve Çeçen mültecilere yönelik bir baskı var. Bu baskıyı gündeme getirmek ve hükümete mülteciler konusunda duyarlı olmak için çağrı yapmak amacıyla aralarında MAZLUMDER, İHH, İMKANDER gibi kuruluşların olduğu STK’lar ortak bir basın toplantısı düzenledi. Ama birkaç medya kuruluşu dışında toplantıya katılan ve bu çağrıyı duyan olmadı.
Oysaki medyanın mültecilerin iadesi ve sınır dışı edilmesi gibi hukuksuz uygulamalar karşısında dikkatli olma çağrısını duyurma konusunda yapabileceği çok şey vardı.
O sesi kimse duymasa da biz üzerimize düşeni elimizden geldiğince yapmaya çalışalım;
Kazakistanlı genç Samet Emirhanov, Kazakistan’a iade edildi. Hem de işkence göreceği ve öldürülebileceği gerçeği bilinirken!
Gözü yaşlı eşi, kucağında bebeğiyle hem ağlıyor hem de vedalaşmalarına bile müsaade edilmediğini söylüyordu. Kazakistan’da İslami kimliklerine yönelik baskı olduğunu belirttikten sonra da “Biz Türkiye’ye dinimizi yaşamaya geldik, böyle bir şey olacağını asla tahmin etmezdik” diyordu.
Adalet, hukuk, vicdan ve misafirperverlik şimdi bunun neresinde?
Peki Emirhanov’un iadesi soruşturulmayacak mı? Bu işlemi yapanlar yargı önüne çıkarılmayacak mı?
Ya Çeçenler…
Parası olan mültecilik statüsü verilen ülkelere giderken birçoğu bu topraklara sığındı. Çalışamıyorlar, hastaneye gidemiyorlar, yarınları hep bir belirsizlik!
İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer Kudüs TV’de konuğumdu. Anlattıklarını dinlerken gözyaşlarıma hakim olmakta oldukça zorlandım. Küçük bir Çeçen çocuğun kimliği olmadığı için kolu kırıldığında acılar içerisinde nasıl hastane hastane dolaştırıldığını anlattı.
İstanbul'da son olarak hunharca katledilen üç Çeçen’in bilinen ama bir türlü bulunamayan failleri ülkemizde istediği gibi cirit atarken, biz Çeçen kardeşlerimizi devlet olarak Anadolu'nun farklı şehirlerine dağıtmak sureti ile sınırdışı ederek mülteci sorununun üstünü örtmeye çalışıyoruz.
Son olarak hukuka aykırı bir uygulama ile Çeçenlerin önde gelen isimleri İstanbul Emniyet’ine çağrıldı ve kendilerine sınırdışı kararı tebliğ edildi.
Onlar zaten, ülkemizde geçici ikamet tezkereleri ile yıllardır insan onuruna yakışmayacak bir yaşam sürdürdüler. İçinde bulundukları bu zor duruma şimdi de sınırdışı kararı eklendi.
Bu tehlikeden ilk etkilenecek olanlar ise siyasi kimlikleri ile ön plana çıkıyor.
-Amkhad Vaha Umarov (Çeçenistan İçkeriya Cumhuriyeti'nin son Cumhurbaşkanı olan ve şu andaki direnişin lideri durumundaki Dokko Umarov'un Kardeşi)
-Uvays Abdullaev (Çeçenistan'ın 3. Cumhurbaşkanı Şehid Aslan Mashadov dönemi,
1997-1998 yıllarında Çeçenistan'ın Türkiye temsilcisi ve geçtiğimiz yıl şehid edilen Eski İçişleri Bakan Yardımcısı Supyan Abdullayev'in kardeşi)
- İmran Midaev (Babası, dedesi ve dört erkek kardeşi şehid, annesiyle birlikte Türkiye'de yaşıyor. Direnişin sembol ailelerinden birisi olarak biliniyor)
- Saidkhuseyn Abubakirov
Rusya işgali ve sonrasında işbirlikçi bir hükümete iadeleri söz konusu olursa ne olabileceğini tahmin etmek zor olmayacaktır.
O toplantıda konuşan İmran Midaev'in annesi Kesirat Midaev’in sözlerini de sizler ile paylaşmak istiyorum. Vicdan sahibi yürekleri belki bir nebze harekete geçirmesini umarak;
"Dört oğlumu, kocamı ve babamı şehit ettiler. Ben ise oğlum İmran'ı alarak Türkiye'ye geldim. Artık başka kimsem yok. Eğer oğlumu gönderecekseniz, beni de ülkenizden kovun"
Peki, soruyorum şimdi, bu çağrıları duyma refleksimize ne oldu?
Alınan son kararlar çerçevesinde kampları kapatılacak. Duymuyor musunuz?
Aileler dağıtılıp, özellikle sesini duyuramayacak durumdaki savunmasız kadın ve çocuklar Türkiye'nin farklı illerine yollanacak, erkekler ise sınır dışı edilecek iddiası var. İşitmiyor musunuz?
Bu durumda Çeçen dosyası Rusya'nın istediği gibi kapatılmış olacak. Görmüyor musunuz?
Çok mu zor onlara mülteci statüsü verilmesi!?
Çok mu zor sınırdışı kararlarının iptal edilmesi!?
Çok mu zor bu haksızlıklara, hukuksuzluklara toplumsal tepki gösterilmesi?
Bizi bu sesi duymaktan geri bırakan ekonomik çıkarlar mı? Güçlünün yanında olma refleksi mi? Ne?!
Ey bu konunun muhatapları ya siz gerçeği sadece gerçeği söyleyeceğinize dair yemin
edebilir misiniz?!
Yeni Akit