Ceylanpınar'da yaşanan hareketli saatlerin ve gerginliğin ardından Türkiye bir kez daha Suriye'ye nota verdi.
Suriye'de kullanmak üzere bir piyon arayan ve bu ulvi görevi Türkiye'ye yıkmak isteyen ABD güdümündeki NATO'da bu gerginliğin başrol oyuncularından biri olarak sahnede yerini aldı.
Suriye'ye direk bir müdahale düşünmeyen NATO'nun Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Türkiye'yi korumak ve savunmak için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.
"Sen gir biz arkandan geliyoruz" politikası akıllara ABD'nin ekonomik sorunları ve halkın Irak ile Afganistan örneğinden sonraki savaş karşıtlığı nedeniyle askeri müdahalelere zorunlu olmadıkça başvurmaktan yana olmayan Obama'yı getirdi.
Her ne kadar NATO Libya'ya direk müdahale etmiş gibi algılansa da ABD müttefikleri yönlendirmeyi esas almıştı.
Şimdi tam bu noktadan hareketle Obama'nın kurt mu kuzu mu olduğu ile ilgili soruya cevap arayacağız.
Yayınladığı belgeler ile Washington'u kızdıran ve Obama yönetimini zor durumda bırakan Wikileaks kurucusu Julian Assange "Yeniden seçilen Obama 'Kuzu postunda kurt'tur" açıklamasını yaptı.
Wikileaks'ın İsrail destekli olduğu iddialarını düşünürsek ve bu iddiaların doğru olduğunu varsayarsak; Obama'nın ABD seçim sürecindeyken İsrail'in İran'a saldırma isteğine olumlu yanıt vermemesi neticesinde, kendisinin Siyonist rejimin tepkisi üzerine "İsrail'in kırmızı çizgisi bizimde kırmızı çizgimizdir" açıklaması işe yaramamış Tel Aviv yönetimi desteğini Mitt Romney'e vermişti. Obama seçildikten sonra İsrail Başbakanı Netanyahu, safını değiştirse de gerçek bundan ibaretti.
Bu durumda ise gelişmeleri daha iyi analiz etmemiz için "Peki o zaman ABD Yahudileri Obama'yı neden destekledi?" sorusuna cevap bulmaya çalışmalıyız.
Obama'nın yeniden seçilmesi için ABD 'nin en güçlü lobi kuruluşlarından AIPAC'in 13 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği toplantıda Obama'nın Yahudi asıllı seçmene yaklaşma çabası gözler önüne serilmiş ve siyahi başkanın Mavi Marmara krizinde ABD'nin İsrail 'in yanında olduğuna, ayrıca Filistin 'in BM'de "devlet olma talebinin'' karşısında da durduğuna vurgu yapılmıştı.
Öte yandan ABD'nin sayılı zenginlerinden Yahudi asıllı bağımsız New York Belediye Başkanı Michael Bloomberg'de seçimlerde Obama'yı desteklemiş ve Musevi oyları üzerinde etkili olmuştu. Sonuç itibarıyla ABD'deki Yahudilerin yüzde 70'i yeniden seçilen ABD Başkanı Barack Obama'ya oy verdi.
Tüm taşları yanyana koyduğumuzda da karşımıza şöyle bir teori çıkıyor;
Yahudi lobileri, Saddam'ın kitle imha silahları olduğu gibi çeşitli yalanlarla ABD'ye Irak'ı işgal ettirme konusunda başarılı olsa da, Amerikan halkı tarafından işgale yönelik destek gün geçtikçe geriledi. Yahudi lobileri tarafından ABD'nin yanlış yönlendirildiğine karşı kanı ABD kamuoyunda güçlendi. Pentagondaki Yahudi asıllı personel hakkında başlatılan soruşturma kapsamında AIPAC ile Obama yönetimin arası açılsa da karşılıklı olarak kartlar açıktan gösterilmedi.
Ne var ki özellikle seçim zamanı Obama'nın AIPAC'in desteğine ihtiyacı bulunsa da, Yahudi lobileri de Romny gibi stratejinin açıktan değil Obama gibi el altından yürütülmesi gerektiği gerçeğini görmüş ve bu kez direk bir işgal yerine, işin başka bir ülke üzerinden yapılmasının kamuoyunda verilecek tepki açısından öneminin farkına varmıştı.
Bunun en bariz örneği olarak ise lobinin tam tersine sadece ABD vatandaşlarının değil ABD'de yaşayan bir grup Yahudi'nin de Suriye işgaline ve İran'a savaşa karşı olduğunun bilinmesidir.
Bu durumda ilk etapta Obama'nın stratejisini doğru bulmayan ve Suriye üzerinden başarı sağlanmasını beklemeden direk olarak İran'a saldırıdan yana olan Tel Aviv yönetimi ya Obama'nın stratejini benimseyecek ya da ABD'deki Yahudi lobisini karşısına alacaktı. Netice de Obama'nın öne sürdüğü strateji artık AIPAC onaylıydı. (İran konusundaki stratejisi için Romny'in daha iyi bir tercih olduğunu düşünen Netanyahu hükümetinin ise seçimden sonra saf değiştirmesinde bu onayın etkili olması ihtimali yüksektir.)
Yani Müslüman Hüseyin postuna büründürülen Obama, her ne kadar kendini kurt ağzında kuzu gösterse de Suriye işgaliyle sürdürülmek istenen süreçte farklı bir yol izlemiş ve bu yolun daha iyi olduğu konusunda da Yahudi lobileri ile anlaşmaya varmıştır.
Obama yapımı AİPAC destekli yeni işgal stratejisinin başarılı olması ise Suriye işgali için piyon olarak seçtiği Türkiye'nin atacağı adıma bağlı. AK Parti iktidarı Suriye konusunda hangi ülkenin elinde ne gibi kartların olduğunu bilse de kart sahiplerinin iç siyasette de etkin adımlar atarak hükümeti köşeye sıkıştırma çabaları da önümüzdeki günlerde artacaktır.
Asıl kilit nokta ise Türkiye'nin elinde hangi kartların olduğudur… (Haber Vaktim)