Bir dili yasaklamak hem Allah’a isyan, hemde insanlığa zulümdür. Fikirleri kısırlaştırmak, toplumları laf anlamaz hale getirmektir.
Sözün tesiri gidince anneler çocuklarına laf dinletez olur, söz senet olmaktan çıkar.
Diyalog, konuşma ve ikna yerine toplumda, ailede şiddet ve kavga iletişim dili olarak kullanılmaya başkıyor.
İslam gelmezden önce Arabistan’da söz söyleme ve sözden anlama ileri bir seviyeye ulaşmıştı.
Allah onlarla kitabı vasıtasıyla konuştu, Peygamber onlarla konuştu…..
Onlarda söz dinlediler ve anladılar.
Sözler de ilahi mesajları yüklendiler.
Nesirden ve nazımdan anlayan bu toplum ilahi mesajı sonraki nesillere taşıyabildi.
Hatta dilin yanlış kullanıldığını gören Hz. Ali, Ebû Esved ed-Düelî’ye Nahiv ilmini kurdurmuştur.
Bu ilim; Kelimelerin (isim, fiil, harf) cümle içindeki görevlerini, bu görevlere göre kelime sonlarının hareke durumundan (mu‘reb ve mebnî) bahseden bir ilimdir.
Gayesi; okuyanı ve yazanı cümlelerde hataya düşmekten kurtarmak, dinimizin temel iki kaynağı Kur’ân ve Hadisleri doğru anlayabilmektir.
Günümüzde ise okuma merakı azalmış, şiir ve nesir yazanların sayısı diplerde seyreder olmuş.
Dil edebini yitirmiş.
Türkçe’de insanlar mesela yerine atıyorum demeye başladılar.
Bu atıcılar Kürtçe’ye de kast etme niyetindeler.
Eğitim – Öğretim dili Arapça, Kürdçe, Türkçe olmalıdır diyor.
Kuşkusuz bu, medresenin muhatab alacağı halkların dillerine karşı büyük bir ihtiramdır; aynı zamanda zorunlu, aynı zamanda adil, doğru ve daha da ötesi fıtri bir ihtiyaçtır.
Bediüzzaman’ın veciz ifadesiyle, “lisan-ı Arabi vacib, kürdi caiz, türki lazım kılmak...”tır.
Müfredatta yerini alacak bu belirli diller dışında, her talebe ihtisas alanına göre dünya dillerinden istediğini öğrenebilecektir.
İslami kavramların bile içini boşaltmaya çalışanlar Kürtçe ve Zazaca’ yı da maneviyatsız ve kısır bir dil haline getirmeye çalışıyorlar.
İslam’a karşı savaşan, dinsiz ideolojileri müslüman topluma hakim kılmaya çalışan Laik ve Ateistlerin şehitlik, gazilik ve mücahitlik kavramlarını kullanmaları gibi.
Kürtçe’in gramer yapısıana ve diğer dillerle olan münasebtine değinecek olursak: Aynı kökten gelen Kürtçe ile Farsça arasındaki benzerlik ve farklılıklar ise Latinceden türeyen Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca arasındaki ayrılıklarla karşılaştırılabilir.
Bir kısım sözcükler aynı eski İranca kökenden gelip, zamanla değişik bir evrim sonucu bugün iki dilde tamamen farklı telaffuz edilmektedir.
Her iki dilin ayrıca tamamen kendilerine özgü zengin kelime hazineleri, morfoloji, fonoloji ve gramer kuralları vardır.
Örneğin Kürtçede önemli bir rol oynayan adların, Fransızcada olduğu gibi eril ve dişil olarak cinslere göre ayrımı olayı Farsçada yoktur.
|
Türkçe
|
Kurmanci
|
Sorani
|
Kelhuri
|
Farsça
|
Zazaca
|
|
|||
|
ben
|
ez
|
min
|
min
|
min
|
man
|
ez
|
|
|
|
|
sen
|
tu
|
tu
|
tu
|
to
|
tı
|
|
|
|
|
|
o
|
ew
|
ew
|
ewe
|
u
|
o, a
|
|
|
|
|
|
biz
|
em
|
me
|
ême
|
îme
|
mā
|
ma
|
|
|
|
|
siz
|
hûn
|
we
|
êwe
|
îwe
|
şoma
|
şıma
|
|
|
|
|
onlar
|
ewan
|
ewan
|
ewan
|
îşān / înhā
|
i
|
|
|
|
|
|
benim, bana, beni
|
min
|
min
|
min
|
man
|
mı(n)
|
|
|
|
|
|
senin, sana, seni
|
te
|
tu
|
tu
|
to
|
to
|
|
|
|
|
Edebiyat
Kürt edebiyatı, halk edebiyatı ve yazılı edebiyat olarak ikiye ayrılır.
Sözlü edebiyat, yani halk edebiyatı, yaklaşık bin yıl öncesine kadar dayanan yazılı edebiyata göre çok daha eskidir.
Kürt Edebiyatı üzerinde islami medreselerin çok büyük tesiri vardır.
Özellikle Seyda ve Faqihler.
Hemadani Baba Tahir (935-1010), Kürt edebiyatının ilk yazılı örneğini, bin yıl önce
İran da Arap alfabesiyle yazmıştır.
Kürtçe nin edebi ürünlere sahip önemli bir lehçesi
Kurmanci dir.
Kurmanci lehçesinin 15. yüzyılda yazılmış olan bazı edebi eserler günümüze kadar ulaşmıştır.
Bu lehçeyle yazan Kürt şairleri arasında ilk akla gelenlerElîyê Herîrî (1425-1495), Feqîyê Teyran (1590-1660), Melayê Cizîrî (1570-1640) ve
(1650-1707) tir.
Hanili Ahmet (Ahmed’é Xané)in
Mem û Zîn adlı ünlü eseri birçok kez yayımlandı.
Yakın tarih şairlerden Mele Mizgin’in Divanı, Ahmet Hilmi El Koği’nin de ilmi eserleri Kürt edebiyatının önemli eserleri arasındadır.
Bunlar dışında Bediüzzaman 60 ciltlik bir Kürtçe Tefsir yazmayı düşünmüş fakat tamamlamayı düşündüğü bu tefsirin, ancak bir cildini yazabilmiştir.
Tefsirin tanımı, Kur’anın tanımı… gibi girişin dışında Fatihay’ı ve Bakara suresinden otuz üç ayetin tefsirini yapabilmiştir.
Tefsirine birinci dünya savaşında esir düşünceye kadar devam etmiştir.
22 Nisan 1898‘de Mısır’ın başkenti
Kahire de sürgünde yayımlanan “Kurdistan” araştırmacılar tarafından ilk Kürtçe gazete olarak kabul edilir.
Gazete, 1898-
1902 yılları arasında Mikdad Midhat ve Abdurrahman Bedirhan kardeşler tarafından toplam 31 sayı olarak çıktı.
İslamsız hayat ve maneviyatsız lisan Kürtleri mutlu edemez.
Kavramların içini boşaltan, kürtçeyi dinsizleltirenler Kürtlere zülmedenlerdir.
Harfleri ve dilleri yasaklayanların, dilsiz ve dinsiz bir toplum özlemi ile bu fani diyardan göç edeceklerini müjdelerim.
Kaynak: Çelitli siteler, Doğru Haber Gazetesi, Üstad Bediüzzaman Said Nursi “hayatı mücadelesi eserleri” (Muhammed Şakir)
HÜRSEDA HABER