Osmanlı ve İran Şahlığı arasında meskun olan müslüman Kürtler tarih boyunca hak etmedikleri mahrumiyet ve mağduriyetler yaşadılar.

 

Birinci Dünya Savaşından sonra Orta Doğu’ya şekil veren İttifak Devletleri, müslüman Kürtleri dört parça halinde tutmaya karar verdiler.

 

Kürtleri, o zamanlar müslüman şahsiyetler temsil ediyordu.

Geldiğimiz noktada müslüman Kürtleri hülyalarına kurban etmek isteyen birkaç kişi,müstekbirlerin yeniden planlama yapmak isteğini kabartıyorlar.

Ahval ve şerait yeniden Kürtlerin sırtına basılarak bazı emellere ulaşmayı gerekli kılıyor.

Oyasa yüce Allah tarih boyunca buralara peygamberler göndermiş, böylece ihya etmiş. Bu bünye islam dışında bir çözüm kabul etmez.

Yani Kürtler Vahiy ikliminde yaşarlarsa ancak mutlu olabilirler. Bunun dışında kimse Kürtere iyilik yapmış olamaz.

Kaçınılmazı menfaate çevirebilmek için çabalar var. Kürtlere iyilik yapıyor gibi görünenler hep hesaba getirme derdindeler. Avrupalılar yada başkaları Filozoflar veya Hakimler tarafından yönetilebilir, seküler düşünce, ideolojiler onlarda maddi terakkiyata sebep olabilir. Müharref bir din anlayışına sahip oldukları içindir. Bu proje müslümanlarda sukuta götürür. hastalık yapar.

 ABD’nin bir Kürt Planı var bu artık malum. Bu biraz da ABD’in Irak’la imzaladığı güvenlik anlaşması ve 2011 sonuna kadar takvime bağladığı çekilme programına bağlıdır. Bu senaryoda bir çok aktör rollerini benimsemiş durumdadırlar. Evdeki hesap çarşıya uymaz ve anlaşma askıya alınırsa Kürt Planı üzrinde yeni değişiklikler yapılır.
ABD geri çekilirken petrol kaynakları üzerindeki nüfuzunu koruyacaktır. Bunu yaparken Kürt Devletçiğine ihtiyaç var, karşılıklı armağanlaşmalar var. Yeni plana göre herkes nasibini benimsemiş dürümda.. Irak Kürdistanı Türkiye’nin ısrarı üzerine Soranice’yi resmi dil olarak kabul etti, amaç Türkiye Kürtleri ve Irak Kürtleri birbirini anlamakta zorluk çeksin diye. Onlar da bunu kabul ederek üzerlerinde ki öfkeden kürtülmak istiyorlar. El eli, ikisi yüzü yıkar hesabı… Plan gereği paylaşımlar… Gerçek ev sahipleri devre dışı bırakılmak isteniyor, onların talepleri devre dışı edilerek. 
‘PKK’ bu hali ile durdukça üretilen yeni senaryolara Türkiye’yi razı etmek asla kabil değildir.

ABD,1999 başında Talabani ve Barzani’nin önünü başka niyetlerle açtı. Öcalan’ı Türkiye’ye teslim etti, şimdi yeni hesaplarla yeni oyunu sahnelemek istiyor. Türkiye, hangi estrümanları kullanarak oyunda karlı çıkacağını hesaplıyor. Ya da süreci en az hasarla atlatmayı…

Nisan ayı sonunda Erbil’de;aksilik çıkarsa Avrupa’nın herhangi bir kentinde Kürt Konferansı toplanacak. Konferansa Türkiye, İran, Suriye ve Irak’taki Kürt partilerinin temsilcileri ve bazı uzmanlar davetli.
Murat Karayılan, ‘Biz de o toplantıda olmalıyız. İçinde olmadığımız bir toplantıda alınacak kararlara uymayız.’ müdahil olma hevesini ifade ediyor.

Konferans’ta Türkiye’deki Kürt meselesi konuşulacak önemli ve önde konulardan. PKK’nın silahsızlandırılması ve siyasi entegrasyon... vs.
Konferansta şu konuların konuşulacağı dillendiriliyor:

-Silahlarını bırakanlar Türkiye’ye hangi şartlarda dönecek?

-Bu silahlar kime ve nasıl teslim edilecek? Türkiye’ye mi yoksa Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetimine mi?

-Yönetici kadroların akıbeti ne olacak? Türkiye’ye iade mi edilecek yoksa istedikleri ülkelere geçişlerine izin mi verilecek?

-Türkiye’de genel af ilan edilecek mi?

Öcalan’ın ise önerlerinden biri;

- Hakikat Komisyonu kurulsun.
Hakikat Komisyonu’ndaki beklentisi ise Güney Afrika’daki gibi 25 yıllık eylemlerle ilgili yüzleşmeye gidilmesi. Hizmet için fırsat verin diyor amma dinlemiyorlar dinletiyorlar.
Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz’le konuşmak istiyor. Avukatlarına verdiği mesaj : ‘Ben de konuşmak istiyorum ama savcılar şu ana kadar ifademe başvurmadılar. Neden ifademi almıyorlar, anlamış değilim.’

Kürt Konferansı’nın sonunda ‘manifesto’ niteliğinde kapsamlı bir öneri paketinin tartışmaya açılması planlanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Türkiye’ye gelen dört temsilci, uzun süredir bu mevzua dair (sivil/asker) uzmanlarla, Kürt politikacılarla nabız yokluyor.

Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Türkiye’de. Sabah’a verdiği röportajda:
Geçen sene, Türkiye af ilan ederse silahlarını Amerikalılar a vereceklerini açıkladılar. Ben onlara "Amerikalılar ın çok silahı var. Siz silahları bize verin" dedim (gülerek ) ama onlar "Amerikalılar a vereceğiz" dediler.

Cumhurbaşkanı Gül, geçen hafta İran’a giderken Kürt meselesine ilişkin soruları yanıtlarken, ‘Çok iyi şeyler olacak’ demişti.

Türkiye Kürt politikasını tek başına yürütmüyor. Ezber bozan adımlar hep yürütülmek istenen planın parçası. MGK’da tüm yönleriyle değerlendirildikten sonra atılmıştır. ABD, AKP, GENELKURMAY, PKK, KDP, KYP, ve FETULLAHÇILAR hepsi planın müdahilleri. PKK döküntüsü yada ajan şüphelisi birçok kişi AKP’den belediye başkan adayı, yada FESAD medyadab halk kanaat önderi diye tanıtılıyor. Bu müslümaan kürt halkına saygısızlığın daniskası. Silik şahsiyetler. Asla halkları ile aynı değerleri paylaşmayan, birileri tarafından tercih edildiği için öne çıkarılmış şahsiyetler. Görünürde sürtüşme yaşansa da hepsi plana saygılı davranacaktır. Danışıklı dövüşler yaşanabilir, fevri, oportünist, sığ davranışların planın yürümesine zarar vermeyeceğini hepsi biliyor.

İster adına „Türk sorunu“deyin, ister „Kürt sorunu“, ‘terör’ deyin, ister ‘mesele’, isterse ‘sorun’... bu sergüzeşti hayat nihayete eriyor.

Allah’ı unutarak, müslüman Kürtleri unutarak planlarını başarıyla yürütebilecekler mi göreceğiz. Yıllar önce Arafatın toplantıdan toplantıya, anlaşmadan anlaşmaya koşuşturması aklıma geliyor...