"AKP ve Gülen i bitirme planı" deşifre olmayıp da uygulansaydı durum nasıl olurdu? Gerçekten de o plan kusursuz olarak uygulanabilseydi neler olurdu?

Eğer uluslar arası konjonktür de müsait olsaydı…

Yüzlerce kişi öldürülebilir ve binlerce insan işkenceden geçirilebirdi.

Medya aracılığı ile de ne kadar kutsal değerleri varsa saldırıya uğrar, insafa sığmaz iftiralarla rencide edilirlerdi.

Bu planlar başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere Hizbullahi müslümanlara bu şekilde uygulandı.

Daha yeni Elazığ’da yargı kılıcı kullanılarak uygulamanın bitmediği ğörüldü.

Özellikle Erzincan da yaşananlar planın uygulanmakta olduğunu ispatlıyordu.

Ama Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ısrarla böyle bir şey olmadığını söylüyor, belgeye "kâğıt parçası" diyordu.

Islak imzalı nüsha ortaya çıktığı ve Adli Tıp tarafından tescillendiği halde hiçbir icraat yoktu!

Devlet adamlığı sıfatı ile böyle demesi gerektiğine inanılıyordur(!)  „Personelimin moralını bozanlarla savaşırım…“ diyor.

Bozuyorsa medya ve yargı bozuyordur.

Bazıları da şöyle diyordu:

Böyle şeyler kâğıda dökülüp imzalanır mı hiç?

Yani,  "olmaz" değil; "kâğıda dökülmez"!

Balyoz planı ortaya çıkınca anlaşıldı ki, sonuç çantada keklik gibi görülünce pervasızlık öyle bir dereceye ulaşıyor ki, yüzden fazla Subay bir arada, darbe planlarını tartışabiliyor.

Değil kâğıda dökmek, CD ler de kaydediliyor!

Bir zamanlar devlet adamlığı sıfatı ile  de Demirel; „Bana Devlet adam öldürüyor dedirtemezsiniz.“ diyordu.

Bu sıfatla Abdullah Gül; „Bütün büyük devletlerin birer Kırmızı Kitap ı olurmuş; önemli olan bunun olup olmaması değil, içinde ne yazılı olduğu, yani doğru analizler yapılıp yapılmadığı“ imiş...

İşte "devlet adamlığı" Politikaya soyunanlar siyasetçilikten uzaklaşıp devlet adamlığına yaklaştıkça böyle oluyor.

Reisi Cumhur Abdullah Gül dahil olak üzere...

Deniyor ki, Kırmızı Kitap ta belirlenen siyasetler devletin milli güvenliğini ilgilendiren, o yüzden de sadece dar bir çevre tarafından bilinmesi gereken siyasetlerdir.

Mesela, "iç güvenlik tehditlerine karşı ordunun kullanılması, gerekli görüldüğü zamanlarda tehditlerin ortadan kaldırılması için idareyi ele alması", sosyal ve ekonomik sorunların, artan suç oranlarının, bölgesel gelişmişlik farklarının, devletin yeniden yapılandırılması gibi konuların iç tehdit unsurları arasına girdiğini söylüyorlar.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi nin mevcut statüsünü aşma çalışmalarına ve Heybeliada Ruhban Okulu nu açma çalışmalarına engel olunması. Yine AB ye üyelik, devletin yeniden yapılanması, mahalli ve kültürel özellikler gibi konular da Kırmızı Kitap ta yer aldığı söyleniyor.

Ayrica Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi de var.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi MGK nın bir ürünüdür ve her ikisi de temsili demokrasinin ana fikrine aykırıdır.

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi nin varlığını savunan Cumhurbaşkanı Gül, daha önce de MGK konusunda bir açıklama yapmış ve MGK nın genişletilerek demokratikleştirilmesini (!) savunmuştu.

Bu model, normal bir demokraside parlamento ve hükümetin yetkisinde olması gereken en temel kamu siyasetlerini demokratik çoğunlukların kontrolünden çıkararak "Devlet" katına yükseltmenin ve bu alanı askeri ve sivil bürokrasiye tahsis etmenin modelidir.

Türkiye`de Laiklik, Türklük, Kürtlük, Devlet adamlığı ve belki de Rejimin yeniden tanımlanması gerekiyor.

Başbuğ; „Vazgeçemeyeceğimiz tek şey Atatürk sevgisidir.“dedi.

Bu devlet adamlığı refleksi de belki oradan geliyor.

Sivas Valisi Ebubekir Hazım Tepeyran Ankara ya Buradaki kumandan Paşa ya laf geçirin.. Ahaliyi yok yere kırıyor.. telgrafı çekiyordu…

Devlet adamlğı gereği buna engel olunacağına ahali suçlanmaya devam ediliyordu.

Bu Devlet adamlığı öyle hastalıkları tetikler k, nihayet bui yakın çevresini de sarmalar.

Bakın gazi paşa zamanında, ahaliye yapılanlar dışında çevresindekilerin başına neler gelmiş.

İstiklâl Savaşı nın bir numaralı askeri gücüne sahip Kazım Karabekir Paşa.. İdamdan döndü.. Gazi ölene kadar gözaltında yaşadı…

En yakın arkadaşlarından ve komutanlarından Ali Fuat Cebesoy Paşa... İdamdan döndü.. Gazi ölene kadar gözaltında yaşadı...

Refet Bele Paşa.. İdamdan döndü.. Gazi ölene kadar gözaltında yaşadı..

Cafer Tayyar Paşa.. İdamdan döndü.. Gazi ölene kadar gözaltında yaşadı…

Yakın arkadaşı ve başbakanı Fethi Okyar.. İdamla yargılanmamak için yurt dışına kaçtı.. Yakın arkadaşı ve başbakanlarından Rauf Orbay.. Asılma ihtimaline karşın yurt dışına kaçtı..

Kurtuluş Savaşı nın Rüştü Paşası.. Emekliydi.. Niye asıldığını bile anlamadı...

Anadolu ya geçerken annesini emanet ettiği ve Şişli deki evinin anahtarını verdiği İsmail Canpolat.. Asıldı...

Lozan da İsmet Paşa ya teknik bilgi anlamında büyük yardımlar yapan Maliyeci Cavit Bey.. Asıldı..

Cephe ve sofra arkadaşı Albay Ayıcı Arif.. Asıldı.. Sadık adamlarından Sarı Edip Efe.. Asıldı.. Eşi Latife Hanım.. Anadolu Ajansı nda yayınlanan iki satırlık bir tebliğle kendisini boşanmış halde baba evinde buldu.. Çankaya nın savaş yıllarındaki gözdesi, annesinin büyüttüğü Fikriye Hanım.. Sırtından girip göğsünden çıkan yirmi iki kalibrelik bir kurşun ile tuhaf biçimde ihtihar etti…

Bu milletin Devlet adamlığından, Başbuğlardan, Seroklardan, Paşalardan halas olacağı günler umuduyla…

 

Allah’a emanet olun!