Babasının kızı olan, babasıyla arası iyi ve olumlu olan, onunla oyun oynayabilen, koşabilen, sarılan ve kucaklayabilen, onun sevgisini kocaman yüreğinde hissedebilen kızlara ne mutlu…
Onları kapıdan içeri girdiklerinde bile tanıyabilirsiniz.
Kendine güvenen, doğal, gerçek, güçlü ve ne istediğini bilen bir yapıları vardır. Kendi kişilik özelliklerinden, kadın olmaktan ve böyle yaratılmaktan memnundurlar. Kişilik özelliklerinin, eksik ve fazla yanlarının da farkındadırlar. Kendilerini ancak oldukları gibi kabul edebildiklerinde değişebileceklerini de bilirler. Ne zaman korksalar ve ne zaman ki hayat yorsa, babaları koca bir dağ gibi arkalarında durur. Onlara yola devam etme gücü verir. Bir şey yapmasa da varlığı, nefesi, ona güvenmesi ve şefkati yeter.
Kızlar için erkeklerin dünyasına açılan ilk kapıdır baba… O kapıdan hayatı, diğer erkekleri, kendi gücünü ve hayatın daha sahici yüzünü fark eder. Annesiyle keşfettiği duyguları, yüreğini kullanma yeteneği ve hislerinin gücü, babasıyla birlikte dışarıdaki dünyayla tanışır. Tekrar denemenin, yeniden başlamanın ve yola devam etmenin adıdır baba…
Babayla ilişki kız çocuğunun bundan sonraki tercihlerini ve düşüncelerini de etkiler. Eşini seçerken bu ilk temel baba kız ilişkisinin artı ve eksileriyle yola çıkar. Ona göre erkekler nasıldır diye sorulsa, babasında yaşadıkları ve gördüklerinin bilgisiyle cevap verir. Belli kalıplar ve ön yargılar oluşturur. Erkekler şöyledir, onlar böyledir diye… Bu algılarında anne baba hakkında düşünceleri de önemli bir kaynak oluşturur.
Anneye göre baba ve erkeklerin dünyası nasıl bir yerdir?
Annenin tanımlarında ve sözlerinde erkek figürü nasıl düşünür, nasıl hisseder?
Annenin genellemeleri, bakış açısı kız çocuğunun düşünce içeriğini ve seçimlerini etkiler. Bazen babaya benzer, onun gibi halleri ve huyları olan bir eş seçer. Zihindeki baba imajı iyi ise pek fazla sorun olmaz ama babadaki olumsuz huy ve alışkanları taşıyan eş seçmek daha bilinçaltı süreçleri çağrıştırır. Baba gibi alkolik ya da baba gibi şiddet eğilimleri olan eş seçen birçok genç kız vardır. Tanıdık bir ilişkiyi tekrar yaşar gibi aynı tarz bir tercihin içinde bulabilirler kendilerini… Bu seçimin adında bazen de eski bir hesap yatar. Eski de tedavi edilemeyen bir yara, yeni ilişkide sarılmaya ve onarılmaya çalışılır. Daha farklı davranarak, daha özverili olunarak bilinçaltı bu süreç tamamlanmaya ve düzeltilmeye çalışılır.
İnsan özellikle orta yaşlarına geldiğinde anne babasını daha sık anmaya ve hatırlamaya başlar. Yaşadığı iç hesaplaşmaların ardında onların davranışlarını ve ilişkilerini de sorgular. Otuzlu yaşlarına geldiği halde hâlâ kendinden hoşnutsuz ve memnun olmayan bir yapısı varsa, köklerini ararken ilk temel aile ilişkilerinin ince ayrıntılarına kadar uzanır.
Babasıyla ne kadar yakındı, büyürken onun gücünü ve sevgisini hissedebildi mi?
Şimdi geriye dönüp baktığında minik ellerini tutan o koca adamdan neler kaldı?
Camın ardından bakan o yaşlı adam, bir zamanlar onun kahramanı olabildi mi?
Yoksa hep korktuğu, yaklaşamadığı ve sarılamadığı bir görüntü olarak mı kaldı?
Yakınındayken aslında çok uzaklarda mı hissederdi onu?
Ne çok soru var ve ne çok cevap, ne çok duygu… Ama bir gerçek var ki, o da babasıyla iyi ilişkileri olan, onunla oynayan, sevgisini, desteğini, güvenini yanında hissederek büyüyen kız çocukları daha özgüvenli, daha mutmain oluyor. Kendinden, hayatından, kaderinden ve yaşadığı hayattan daha memnun… Sorunların içinde boğulmaktansa, çözümün peşinde koşuyor, bunun için ter döküyor. Düşse ve savrulsa, acıyan yerlerini silip tekrar devam edebiliyor. Hayata daha kolay tutunabiliyor. Kadere öfkelenmek yerine, onunla barışık yaşamayı becerebiliyor…
Ne mutlu babasının kızı olabilenlere!..
(Yeni Asya)