Sonunda Fransa peçeyi yasakladı ve giyen için ayrı ‘zorlayan’ için ayrı para cezaları belirledi. Diğer bazı Avrupa ülkeleri de Fransa’nın izinden gideceğe benziyor. Peçe engelinin kişisel özgürlüklerin kısıtlanması anlamına geldiğini belirterek karşı çıkan insan hakları örgütleri yok değil ancak bu yasağın, yükselişte olan islamofobinin bir dışavurumu olması sebebiyle, bütün kafa sallamaları belki birkaç yazıya konu olabilecek anlam ve ifadeler taşıyabiliyor sadece.
Gerekçeleri belli; peçe kadına kimliğini/benliğini kullanma fırsatı vermiyor, güvenlik sorunu yaratıyor ayrıca zaten kadınların çoğu peçeyi baskı altında takıyor!
Yani, yüzünü göstermeyen kadın fikrini ve hislerini de ifade edemiyor, dünyadaki bunca saldırının/ katliamın failleri peçeli, iradeleri de zayıf olduğundan dayak ve hakaretle taktıkları peçeden onları biz kurtarmalıyız!!!
Onlardan önce Suriye üniversitelere peçe yasağı getirdi ve 1000 civarında peçeli öğretmeni başka alanlarda görevlendirdi. Çünkü Suriye modern yüzünü siyasal İslam’ın simgelerinden temizlemeliydi.
Suriye’de, Avrupa birliğinin İslam’a müspet bakışını ve diyalog arzusunu dile getirmek üzere gelen birkaç temsilcinin konuşmalarını dinlemek üzere, ‘ılımlı’ tabir edilen, ilahiyat eğitimi veren bir üniversitenin konferans salonunda önden ikinci sırada beklerken, bayan hocalardan biri gelip arka sıralara geçmemizi rica etti. Çünkü konferans esnasında alınacak görüntülere Avrupa’da birçok medya organında yer verilebilirdi ve üniversite idaresi radikal öğrenciler yetiştiren bir okul imajı çizmekten pek de hoşnut değildi.
Hem muhabbetlerini izhar etmeye gelenlere böyle küçük bir jest de çok görülmemeliydi!
Örtünün şekline de rengine de hep birileri ürkmesin diye ayar vermeler, bazen tavşan kulak, bazen boynu açıkta bırakıp saçı kapatan boneleri örnek göstermeler hakikaten can sıkmaya başladı.
Bazen darbe öyle beklenmedik yerlerden geliyor ki...
Başörtüsü yasağını uygulamayacağı için görevinden ayrılan ilahiyatçı öğretim görevlisi, kendi eğitim kurumuna gelen peçeli kızların ders esnasında yüzlerini açmalarını istemiş idi. Gerekçeye gelince; ders esnasında öğrencisinin yüzünü görmeliymiş. Neden kaçtın, ne yaptın?
Bu garip ironiyi anlayan varsa anlatsın.
KEŞMİR
Yapanın yanına kâr kalmayacağı mel’un K.kerim’e saygısızlık vakalarına tepkiler büyüyor.
Ancak bir yer var ki, bu uğurda şimdiden 13 can verdi.
Yarım yüzyıldır işgal altında ve özellikle son yirmi yıldır zulmün merkezinde bıkmadan-usanmadan bağımsızlık mücadelesi veriyor Keşmir. Kur’an düşmanlığını protesto için sokaklara dökülen halkın üzerine Hindistan askerleri tarafından yine ateş açılınca son birkaç aydır artan olaylar ve akan kan farklı bir boyut almaya başladı.
Müslümanlar olarak; bir yere yoğunlaşınca diğer yerleri pek hatırda tutamayabiliyoruz.
Keşmir’e de “azad” olsun diye dualarımızda yer verelim.
Selametle…
DOĞRUHABER GAZETESİ