Dünya hayatında insanı insan eden değer, onun taşıdığı ve sahip olduğu inancından başkası değildir. Müslüman'ı diğer insanlardan ayıran onun taşıdığı İslam inancıdır. Müslüman olan bir insanın olmazsa olmazı, Allah`ın emirlerine sarılmak ve yasaklarından kaçınmaktır.

Müslüman halkın en önde gelen değerleri Kur`an ve sünnettir. Kur`an ve sünnette bir mesele hakkında belirleyici bir hüküm varsa Müslüman`ın ona uymasından başka bir seçeneği yoktur. Bu bağlamda başörtüsünü değerlendirdiğimizde Allah`ın insanoğluna ilk emrinin örtü olduğunu Kur`an ferman etmektedir. Allah`ın (cc) emirlerini tüm Müslümanların yerine getirmeleri şarttır. İhmali azabı gerektirir. Ret etmesi ise itikadidir. İtikadi hükümler bir bütündürler. "tikad küldür. Tecezzi kabul etmez” bu bağlamda başörtüsünü İslam`ın diğer emirlerinden ayırmak sıradan gelen bir eksiklikten öte bir cehalettir.

Müslüman halkların bulunduğu topraklarda okullarda başörtü sorununu yaşayanların bir listesi çıkarılsa utanç verici bir boyutta olduğunu hepimiz göreceğiz. Hatta devletin en tepesindekiler bile bu hakaretten nasibini almışlardır. Bu ayıp tarihin en karanlık sayfası olarak gelecek kuşaklara geçi verecektir. Bu gün dünya çapında halklar, en ufak bir isteği için dahi hak talebinde bulunuyorlar. Acaba bir bayan için haya ve hicaptan daha büyük bir isteği ne olabilir?

Müslüman bir insan her olaya inanç eksenli bakmalıdır. İşe insani hak ve özgürlükler açısından baktığımız da yine aynı sonuca varırız. Bir de tarihi açıdan başörtü meselesine baktığımızda, geçmiş tarihimizde "Müslüman kadın ve örtüsü" destansı hamlelerle dopdolu olduğunu görmeyenin gözü kördür. Tarih, insanın aynasıdır. Her insan bu aynada kendisine bakıp yerini görmelidir. Dünya tarihi ve müslümanların temel kültür külliyatında sürekli bu iki çizgi ola gelmiştir. Zalim ile mazlum, Hak ile batıl, hep yan yana ama karşı karşıya olmuştur.

Önemli olan bizim bu iki taifeden hangisine intisap etmemizdir. Zaten tarih bunun için vardır. Yani tarih, geçmişte yaşananları kaydedip bir ayıklamadan ibaret değil midir? İyileri yakalayıp yaşamak ve yaşatmak, kötüleri tespit edip tarihin çöpüne atmaktan başka tarihin ne anlamı olabilir ki? Hiç unutmayalım ki! Tarih, Medine de bir Müslüman bayanın örtüsüne tahammül etmeyen Yahudi`yi alıp çöpe atmıştır. Tarih, Kahraman Maraş`ta Müslüman kadının örtüsüne el atan fransızı alıp çöpe atmıştır. Tarih, Şanlı Urfa da Müslüman kadının örtüsüne yine fransız saco`yu alıp çöpe atmıştır. Yine Gazi Antep`te fıransız ve İngiliz askerlerinin muslüman kadının örtüsüne el attıklarında çöpe attı ise,( Garip bir hadise ki karanlık güç ya maraş`ta, ya Şanlı Urfa ya da niçin Antep`te? niye örtüde sürekli bu üç şehir karanlık göçlerin saldırısı altında tutuluyor ki? Bunlar hep tesadüf mü? Ne dersiniz?- başörtülü kız çocukların ilahi okumalarına tahammülsüzlüğü- ama en garibi dün Fransızların G. Antep`te işlediği kabahatı bir derece anlamak mümkün olsa da kimliğinde İslam yazılı olanların yaptığını anlamak hiç mümkün olmamaktadır) Tarih, Aynen bu günün örtü ve tesettür düşmanlarını da çöpe atacaktır. Tarihte başkalarının hakkına tecavüz edenleri insanlık hep lanetlemiştir. Mazlum ve mustazaflar ise hep rahmetle yad edilmişlerdir. Birde İş`in daha da garibi tarihte Müslüman kadının baş örtüsüne hep gayri Müslimler hakaret etmişlerken, bu gün kendine Müslüman`ım diyenlerin aynı görevi üstlenmiş olmalarıdır.

Son olarak tarihten ders alarak kişi ya kendisinden sonrakilere temiz bir sahife bırakıp gider, ya da kirli ve çirkin bir tarih sahifesini bırakıp gidecektir. Bu dünyada olan karşılığıdır. Baki olan ahrette bir bayanın örtüsü ile okumak isteyen kızını okula götürdü diye tutuklamak ve tutuklatmak` tan daha büyük bir kabahat olur mu? Bu gün okula giden kız öğrencilerde Allah`ın huzuruna başörtüleri ile çıkacaklardır. Onlara mani olanlarda hesap vereceklerdir. Her kes iyi hesabını yapsın.

Bu bağlamda Gazi Antep`te ki başörtü zulmünü telin ediyor, sorumluların bir an önce kanun önünde hesap vermeliler.

MARMARA İNSANİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU GENEL MERKEZİ (MİNHAP)