34 yıl geciken 12 Eylül davasının sadece iki yaşlı darbeci sanıkla kalması, Türkiye’de darbe zihniyetinin/darbecilerin yargılanmasını baştan zaafa uğrattı.
Duruşmaya hiç gelmemelerine rağmen “duruşmalardaki ‘iyi halleri’ nedeniyle” indirime gidilip, savcının istediği ağırlaştırılmış müebbet hapsin -topu topu sekizer yıl yatacakları- müebbede çevrilmesi, öteden beri Türkiye’nin demokratikleşmesi adına darbelerle hesaplaşma iddialarını ve beklentileri boşa çıkarıyor.
Darbenin dehşetli tahribatı ortada. Silâh zoruyla millet irâdesinin temsilcisi Meclis’i kapatmış, anayasayı ilga etmiş, işbaşındaki meşru hükûmeti devirmiş. Bütün milletvekilleri ve belediye başkanlarını görevlerinden uzaklaştırmış.
Başta dönemin iktidar partisi Adalet Partisi olmak üzere bütün siyasî partilerin kapısına kilit vurup mallarına el koymuş; parti yönetimleri, il-ilçe teşkilâtları, il genel ve belediye meclisleri feshedilerek, süresiz siyasî yasaklar konulmuş…
Darbe sonrası açılan 210 bin dâvâda 230 bin kişi yargılanmış, 650 bin kişi gözaltına alınmış, 7 bin kişi için idam cezası istenip 259 kişinin idam dosyası Meclis’e gönderilmiş ve 50’si idam edilmiş.
Keza Türkiye’nin üzerinden silindir gibi geçen darbe döneminde 171 kişinin işkenceden öldüğünün belgelenmiş, cezaevlerinde 229 tutuklu-mahkûm ölmüş, 300 kişi şüpheli bir şekilde vefat etmiş. Ayrıca 14 kişiye “açlık grevinde”, 16 kişiye “kaçarken”, 43 kişiye “intiharla”, 73 kişiye “doğal ölümle”, 95 kişiye “çatışmada” öldüğü raporu verilmiş…
“DARBEYE DESTEK” HESABI SORULMALI
Bununla da kalmamış. Hiçbir yargı kararı olmadan 1 milyon 683 bin vatandaş fişlenmiş. 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak”la suçlanmış, 23 bin 677 derneğin faaliyeti durdurulmuş, 30 bin memur “sakıncalı” denilerek işten atılmış, 7233 memur sürgüne gönderilmiş.
Eğitime de darbe vurulmuş; 3 bin 854 öğretmenin ve 120 öğretim üyesinin işine son verilmiş. Yargı da darbelenip 47 hâkim görevden alınmış. 30 bin vatandaş “siyasî mülteci” olarak yurtdışına çıkmak zorunda bırakılmış, 14 bini “vatan haini” diye suçlanmış. 388 bin kişiye pasaport verilmemiş.
400 gazeteciye için toplam 4 bin yıl hapis cezası istenmiş, 31 gazeteci cezaevine girmiş, gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl altı ay hapis cezâsı kesilmiş. Gazeteler 100’lerce gün yayın yapamamış. Yeni Asya 470 gün kapatılmış. 300 gazeteci saldırıya uğramış ve üç gazeteci öldürülmüş. 39 ton gazete ve dergi imha edilmiş.
Bütün bunlar ortada iken, darbenin “askerî ayağı”nın yanısıra “siyasî ve sivil ayağı” soruşturulmadan ve yargılanmadan üstü örtülüp geçiştirildi. Darbeye çanak tutan asker-sivil bürokrasi, darbe sonrası rol alan darbe dönemi sorumluları, işkenceciler yargı önüne çıkarılmadı.
Darbeyi hükümete haber vermeyen istihbarata, dönemin postal yalayıcılarına, darbe şakşakçısı sendikacılara, rant peşinde darbecilere temenna eden iş çevrelerine, darbeye övgüler düzen gazetecilere, medyaya “darbe soruşturması” açılmadı.
Yine emre amade üniversitelere - öğretim üyelerine, haksız çıkarları uğruna darbecilere el-pençe divan duran fırsatçı işadamlarına-iş dünyasına, darbeyi savunan ve “meşruiyet” bahşeden sözde “hukukçular”a-yargıçlara, darbe teorisyenlerine de “darbeye destek” hesabı sorulmadı…
DARBE SİSTEMİ TASFİYE EDİLMELİ
En çarpıcısı, darbecilere dalkavuklukla “asker postalı”nın arkasına gizlenip darbe ortamından siyasî çıkar sağlayan, darbe yönetiminde ve hükûmetlerinde görev alıp ikbal temin eden, darbeye mâruz siyasî partilere konulan yasaklar-vetolar sayesinde iktidar koltuğuna gelen “darbe payandaları” sigaya çekilip yargılanmış değil.
Neticede onca zaman sonra da olsa, henüz kesinleşmese de iki darbecinin hastanede de olsa simgesel yargılanıp cezalandırılması ve rütbelerinin sökülmesi kararı, özellikle bundan böyle darbe niyetlilerire ders olması açısından elbette önemli. Ancak sadece iki yaşlı generale hapis cezası verilerek darbeyle yüzleşilemeyeceği ve hesaplaşılamayacağı da ortada.
Bunun için, hastaneye sığınan sekseni aşmış iki emekli generalin simgesel yargılanmasıyla yetinilmemesi, ülkeyi büyük vartaya sürükleyip on yıllarca geri götüren, siyasetten ekonomiye bütün alanlarda millete bedel ödeten; baskı, zulüm ve işkenceyle topyekûn toplumu mahveden darbenin soruşturulmasının genişletilmesi; ve halen yıkıcı tahribatı devam eden darbe sisteminin temelden tasfiyesi gerekir.
Aksi halde, demokrasiyi ve hukuku katleden 12 Eylül darbesi yargılanmış olmaz, olmuyor…
(Yeni Asya)