Dua, yaratılanın Yaradan’ına sığınması; ihtiyaç ve arzusunu arz etmesi; fiilen, kavlen ve halen yalvarmasına verilen addır. Peygamberimizin ifadesiyleibadetin özüdür. Bir başka deyişle dua; soylu ve aziz olan varlığın ; sınırsız, sonsuz ve kudret sahibi ile kurduğu köprüdür. Veya aciz olan kulun aczini itiraf ederek kadir-i mutlak olan Rabbine sığınmasıdır.

Dua, insanda birçok müspet değişiklik ve fayda sağlar:

·         Gerek ihtiyaçlarını bildirmek ve yaptığı hatalardan dolayı pişmanlığını itiraf sebebiyle  Allah’a sığınmak,  gerekse verdiği nimetlerden dolayı O’nu hatırlamak ve anmak kişide  rahatlık, huzur ve mutluluk doğurur. Ruhen arınmaya vesile olur.

·         Dua, kişinin bedeni ve ruhi faaliyetlerinde canlılık meydana getirir. Sıkıntılı ve gergin ilişkilerini sükûnete çevirir. Duayla dünya ile münasebeti, çevresine ve olaylara bakışı, düşünce  ufuk, yorum ve tasavvur anlayışı değişir. Dua, iç huzuru kazandırır.

·         Yine duayla önceleri var olan vurdumduymazlık, eksiklik, kıskançlık ve menfilik gibi  kötü duygular yerini iyiliğe  ve hayır yapma isteğine terk eder.

·         Sıkılmış, gerilmiş olduğumuz zaman yaptığımız dua ile Yaradan’ımıza aczimizi itiraf etmiş, yalnızlığımızı  paylaşmış, O’nunla söyleşmişizdir! Kimseye açamadığımız düşünce ve duygularımızı Rabbimize  ifade etmiş ve boşalmışızdır.

·         Dua ile güçlüklerle mücadele azmi kazanır, daha cesaretli oluruz.

·         Sıkıntılı, bunalımlı, gergin, dertli ve yetersizlik fikirleri ile dolu iken yapılan dua, yatışma ve rahatlama sağlar. Daha bir güç kazandırır; Rabbimize sığınmanın huzuru  ve sevinci içimizi doldurur.

·         Dua, ruh sağlığımızı koruyan  bir faaliyettir aynı zamanda.  Maneviyatımız duayla güçlenir, moralimiz yükselir. Duanın tesiri daima olumludur. Yaratıcımız  bizi işitmekte ve sanki doğrudan cevap vermektedir.  Ruhi dengemiz yeniden kurulur; yalnızlık, gayretsizlik, ümitsizlik düşünceleri kaybolur. Dua, iyimser bir bakış açısı kazandırır. Keder ve  ıstıraplara dayanma kuvveti verir.

·         Dua Allah’ı tanımanın en iyi  yoludur. Dua ile doğrudan Rabbimizle diyaloğa  gireriz. Düşünür Dr. Abdülkerim Suruş’un ifade ettiği gibi:  “ Dua etmek, O’ndan cevap dilemek, çeşitli dualar edip, çeşitli  cevaplar dinlemek gerekir.  O, hem kendisi duaya izin verip hem icabet sözü vermiştir. Bu yol, sadece dileklerin, hacetlerin kabul olduğu yol değil, dilekleri kabul edenle daha iyi tanışma yoludur…”

·         Dua, yine anksiyete (yersiz endişe, kaygı) giderici bir yoldur. İnsana genel bir iyilik hali ve huzur verir.  Ayrıca, insanı meditasyon yoluyla ulaşamayacağı  hazıra, düşünce ve duygulara  kavuşturur. Böylece olumlu bir yönde değişme fırsatı verir.

·         Duanın ruhi  ve bedeni sağlık üzerine iyileştirici etkisi vardır. Artık gelişmiş ülkelerin hekimleri hastalarını dua etmeye teşvik etmektedirler. ABD’deki dünyaca ünlük kalp cerrahi Prof. Dr. Mehmet Öz: “Ben inançlı biriyim. Her ameliyatımda  mutlaka dua ederim. Bence duanın,  meditasyon gibi şifa gibi, iyileştirici özelliği var. Ameliyat sonrası hastalarıma da mutlaka dua ettiriyorum. Bunun sağlıklarına çabuk kavuşmalarında müthiş bir etkisi var” demektedir.

·         Dua, sadece edene değil edilenlere de şifa dağıtmaktadır. ABD’de 200’e yakın araştırmada bu husus doğrulanmıştır.

İşte bir örnek: Orta Amerika Kalp Enstitüsü’nden Dr. William Harris, inandığından değil, sadece merakından; 1.000 hastayı gizlice  ikiye ayırdı. Plasebo etkisini devre dışı bırakmak için hastalara birilerinin kendileri için dua ettiği söylenmedi. Hastalar bir yıl boyunca,  böyle bir deneyin yapıldığından habersiz olarak  doktorlar tarafından izlendi ve tedavi edildi. Sonuçlar enteresandı:  Dua edilen hastalar yüzde  11 oranında  daha az kalp krizi veya felç geçirmişlerdi. Dr. Harris sonuca baktı ve  “Bunun gerçek olduğuna  inanamıyorum, ama veriler de  ortada” demek zorunda kaldı.

Evet, Newsweek dergisi birkaç yıl önce duayı kapak yapmıştı. Şimdi giderek ünlü  tıp adamları müspet tesirini gördükleri duaya yöneliyorlar. Dua, kalabalık içinde yalnızlık çeken, bunalım  ve gerginlik içinde kıvranan günümüz insanının çıkış yolu haline geliyor. Aciz, musibet ve düşmanlarla karşı karşıya olan insanın Yaradan’ına sığınması, ancak ve ancak O’ndan yardım edilmesi, tüm dertlerini O’na açması ne güzel…

Peygamberimizin duasını tekrarlamanın tam sırası:

“Allah’ım! İhsan etmekte olduğun nimetin elimden gitmesinden, afiyetin değişmesinden, aniden karşılaşacağım musibetlerden, gazabını gerektirecek işlerin hepsinden sana sığınırım. Beni bunlardan muhafaza et.”

Haydi hep bir ağızdan “amin” diyelim ve duayla O’na sığınalım…

 (Milat Gazetesi)