Başbakan Turnbull'un, Avustralya yönetimindeki gözaltı merkezlerinde tutulan mültecilerin ABD'ye yerleştirilmesi amacıyla Obama yönetimiyle imzalanan anlaşmanın devamı için Trump ile 29 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinin tamamı basında paylaşıldı.
Avustralya Yayın Kurumu (ABC) Washington Post’a dayandırarak yayınladığı ses kayıtlarında, Trump’ı, Obama yönetimi ile imzalan Avustralya yönetimindeki Manus ve Nauru gözaltı merkezlerindeki mültecilerin ABD’ye yerleştirilmesi anlaşmasının devam etmesine iknaya çalışan Turnbull’un oldukça zorlandığı anlaşılıyor.
Mülteci anlaşmasını "Korkunç ve iğrenç bir anlaşma" olarak değerlendiren ve kabul etmeye yanaşmayan Trump’ın, ses kayıtlarında, Turnbull’a "Onları (mültecileri) neden serbest bırakmıyorsun? Neden kendi toplumunun içine sokmuyorsun." dediği duyuluyor.
Gözaltı merkezlerinde tutulanları kötü insanlar oldukları için değil insan kaçakçılarını durdurmak için Avustralya'ya almadıkları cevabını veren Turnbull, "Avustralya’ya tekne ile gelmeyi denerseniz, dünyanın en iyi insanı olsanız bile, hatta Nobel Ödüllü bile olsanız sizi içeriye almayacağız dedik." ifadelerini kullanıyor.
ABD'ye mülteci gelmesini engellemek için Meksika sınırına duvar çekeceğini açıklayan Trump'ın cevabı ise "Bu iyi fikir. Biz bunu da yapmalıyız. Sen benden daha kötüsün." oluyor.
Bir saat olarak planlanan ancak 24 dakika süren telefon konuşmasında, mülteci anlaşmasını istemese de kabul ettiğini belirten Trump, "Benim ilgilendiğim kadarıyla bu yeterli Malcolm. Yetti artık. Bütün gün bu konuşmaları yapıyorum ve günümün en tatsız konuşması buydu. Putin ile konuşmamız iyiydi. Bu çok saçmaydı." değerlendirmesinde bulunuyor.
İki lider arasındaki konuşmanın sonunda Turnbull'un Suriye konusuna girmek istemesine Trump'ın itibar etmediği görülüyor.
Turnbull’un, anlaşmayı kastederek "Taahhüdünüz için teşekkür ederim. Bizim için çok önemli.’’ sözlerine Trump, "Senin için önemli ve beni utandırıyor. Ama en azından seni oltadan kurtardık. Sen de beni şimdi kancaya taktın." diye karşılık veriyor.
Ülkeye teknelerle ulaştıktan sonra yakalanan sığınmacıları Papua Yeni Gine’deki Manus Adası ile Pasifik ülkesi Nauru'da kurduğu gözaltı merkezlerinde tutan Avustralya, geçen yıl mülteci ve sığınmacıları ABD’ye göndermek üzere eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi ile anlaşmaya varmıştı.
İki ülke arasındaki halen geçerli olduğu belirtilen anlaşma gereği yaklaşık 2 bin kişinin tutulduğu Manus ve Nauru gözaltı merkezlerinden ABD’ye henüz bir yerleşim gerçekleşmedi.
Avustralya Başbakanı Turnbull söz konusu anlaşmanın devam ettirilmesi için Trump ile 28 Ocak'ta telefonda görüşmüş ancak görüşme beklenenden daha az sürmüştü. Basına sızan bilgilerde Trump görüşmeyi şimdiye kadar yaptığı en kötü telefon konuşması olarak tanımlamıştı.
Trump'ın telefon görüşmeleri basına sızdı
The Washington Post, 27 Ocak’ta, Trump henüz bir haftalık başkan iken yapılan görüşmenin kayıtlarını yayınladı. Kayıtlar arasında Avustralya Başbakanı Malcolm Turnbull ile Trump arasında geçen telefon görüşmesi de yer aldı.
Meksikalı lider Pena Nieto, Trump’ın emriyle ABD-Meksika sınırına örülen duvarın maliyetini karşılamayacaklarını sıkça söylemişti. Söz konusu habere göre Amerikan başkan, Nieto’ya telefonda, “Bunu bir daha kamuoyu önünde dile getirme” dedi. Kayıtların ortaya çıkmasının ardından Meksikalı muhalifler Nieto’yu Trump’a karşı yeterince sert olmamakla eleştirdi.
Muhalif senatörlerden Miguel Barbosa devlet başkanına yüklendi: “Trump, her zaman kibirli ve kaba tavrından taviz vermeyerek konuşuyor. Onun bu tutumu Nieto için bir sınav niteliğindeydi ama devlet başkanı, Trump’ın bu küstah tavrına ne bir karşılık verebildi ne bu tavrından vazgeçmesi için bir ikazda bulundu.”
Meksika sınırına örülmeye başlanan duvar Trump’ın seçim vaatlerinden biriydi. Duvarın inşası Washington’ın finansmanlığında başladı. Trump hükümeti, faturanın daha sonra Meksika’ya kesileceğini söylese de Pena Nieto duvar için ödeme yapılmayacağını bir çok kez ifade etmişti.
ABD Adalet Bakanlığından "gizli bilgilerin sızdırılmasına" tepki
ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions, Donald Trump'ın başkanlığı döneminde gizli bilgilerin sızdırılması vakalarının arttığını öne sürerek, "Hükümetimizin, ülkemizi koruma kabiliyetinin altını oyan şaşırtıcı sayıdaki sızıntıları şiddetle kınıyorum." dedi.
Session, Adalet Bakanlığında son zamanlarda artan gizli bilgi sızdırma vakalarına ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Jeff Sessions, buradaki konuşmasında, dün Washington Post gazetesinin ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika ve Avustralya liderleriyle yaptığı telefon görüşmelerinin dökümünü sızdırdığını belirterek, "Kimse, devletin hassas bilgilerini sızdırmakla medyadaki kavgaları ilerletmek üzere el altından mücadele etme haddine sahip değil." dedi.
"Başkan'a kesinlikle katılıyorum ve hükümetimizin, ülkemizi koruma kabiliyetinin altını oyan şaşırtıcı sayıdaki sızıntıları şiddetle kınıyorum." ifadesini kullanan Sessions, liderlerin, hassas konuları gizlice tartışamadığı ve yabancı liderlerle serbestçe konuşamadığı sürece hiçbir hükümetin etkili olmasının söz konusu olamayacağını dile getirdi.
Sessions, "Bugün burada son birkaç ayda gizli ulusal güvenlik bilgilerinin yetkisiz bir şekilde ortaya çıkarılmasındaki dramatik artıştan söz ediyoruz. Buna hem medyaya hem de bazı durumlarda yabancı düşmanlarımıza yapılan sızıntılar da dahildir." diye konuştu.
Adalet Bakanlığına bu konuda gelen soruşturma talebi sayısında adeta patlama yaşandığını belirten Sessions, "Bu yönetimin ilk 6 ayında, Adalet Bakanlığına gizli bilgilerin sızdırılmasını içeren suçlara ilişkin şikayetlerin sayısı son 3 yılın toplamına yaklaştı." dedi.
Tüm kurumlara ve Kongre’ye söz konusu sızıntılar hakkında ellerinden geleni yapmaları çağrısında bulunan Sessions, 2011 yılında kurulan Ulusal İç Tehdit Çalışma grubunun bir dizi tedbir aldığını ve almaya devam edeceğini bildirdi.
Gizli bilgilerin sızdırılmasına ilişkin davalara öncelik tanınması talimatı verdiğini ve Federal Soruşturma Bürosundan (FBI) daha fazla insan kaynağı ayırması talebinde bulunduğunu anlatan Sessions, FBI’ın da önerisi üzerine medyanın mahkemeye davet politikalarını gözden geçireceklerini söyledi.
Sessions, medyanın oynadığı önemli role saygı duyduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
"Onlara gerekli saygıyı gösteriyoruz ancak bu sınırsız değil. Fütursuzca başkalarının hayatlarını riske atmalarına müsaade edemeyiz. Ulusal güvenliğimiz ve istihbaratımızda, silahlı kuvvetlerimizde çalışan ve tüm kanuna uyan Amerikalıların hayatlarıyla medyanın rolü arasında bir denge sağlamamız gerekir." (AA / Euronews)




