Tarafların  ateşkesin sağlanması yönündeki istekleri ve müzakere masasına oturma isteklerine rağmen  yabancıların müdahaleleri  bu hedefe ulaşmayı engellemektedir. Yabancıların müdahaleleri özellikle de kitle imha silahları satışı ve iki tarafı da kritik duruma sokmak doğrultusundaki girişimleri  Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan sivillerine de telafi edilemez zararlar vermektedir. Şimdiye kadar savaşa ilaveten temas hatları ve çatışmaların yaşandığı bölgelerde  her ülkenin sivilleri ve şehirlerinin bazı bölümleri de karşılıklı saldırılardan zarar görmüştür. Böyle bir ortamda Azerbaycan Cumhuriyeti ile savaşan asıl taraf olan Ermensitan dışişleri bakanı Zohrab Mnatsakanyan  bir kez daha Erivan hükümetinin ateşkes istediğini belirtti. Ermenistan diplomasi sistemi yöneticisi Mnatsakanyan Rus mevkidaşı ile ortak basın toplantısında  şöyle bir açıklamada bulundu: " Erivan  bölgede tam ateşkesin  ardından Karabağ münakaşası hususunda Azeri tarafla diyaloglar yapmaya hazırdır. Bunun şartı Azeri tarafın ateşkese bağlı kalmasıdır."

Ermenistan hükümetinin bu önerisine ise Azerbaycan Cumhuriyeti savunma bakanlığından tepki gecikmedi: "Azeri güçler tamamen insani ateşkese uymaktadır. Askeri operasyonlar ise durdurulmuştur."

Kuşkusuz  Azeri ve Ermeni güçleri arasında gerçek bir ateşkesin sağlanması kolay kolay sağlanamaz.  İki ülke de  son 30 yıl içerisinde defalarca ateşkes anlaşması imzalamışlardır. Gerçekte  12 Mayıs 1994 yılında  Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında imzalanan ilk ateşkes anlaşmasından itibaren taraflar birçok defa birbirlerini ateşkesi ihlal etmekle suçlamışlardır. Karabağ münakaşası hususunda taraflar arasındaki ikinci ateşkes anlaşması ise 2016 yılında imzalandı. Mevcut yılda ise taraflar arasında iki kez çatışma yaşandı. 

İlk çatışma 12 Şubat'ta  işgal arazilerinin dışında yaşandı. Bu çatışmadan amaç  Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Gürcistan üzerinden Türkiye'ye döşenen doğalgaz ve petrol aktarım borularının güvensiz gösterilmesi idi. Temmuz ayı çatışmaları ise  doğrudan Rusya ve Türkiye'nin bölgedeki rekabeti ile alakadardı. 

Son çatışmalar ise 27 Eylül günü  gerçekleşti. Geçmişteki ihtilaflardan ve çatışmalardan farklı olarak  kısa bir süre değil daha uzun bir süre sürdü. Genel olarak koşullar göz önünde bulundurulduğunda  yabancı güçlerin müdahaleleri ile yeni bir ateşkes anlaşmasına umut beslemek doğru olmayacaktır. Bu hususta  İran İslam Cumhuriyeti'nin Azerbaycan Cumhuriyeti eski  büyükelçisi Muhsin Pakayin  her iki komşu ülke tarafından ateşkesin ihlaline değinerek şöyle bir değerlendirmede bulundu: "Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ait işgal edilen 7 eyalet işgalden kurtulmadan, Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının akıbeti belirlenmeden Ermenistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında sürekli bir ateşkesin sağlanması çok uzak bir ihtimaldir."

Bu hususta  sözde Karabağ Cumhuriyeti  acil işler yöneticisi Albay Karen Sarkisyan şöyle diyor:"  Büyük miktarda Türkiye ve İsrail yapımı askeri teçhizat, mühimmat ve silah   Karabağ'ın merkezi Hankendi'de bulunmuştur.  Bu çerçevede arama kurtarma timleri hala bombalar ve mayınları aramaktadırlar. "

Azeri ve Ermeni askerleri arasındaki savaşın gerçeklerine rağmen şöyle bir değerlendirme yapmak da mümkün: Şimdiye kadar bölgedeki bağımsız ülkeler ve uluslararası kurum ve kuruluşların uyarıları Bakü-Erivan çatışmasının durdurulmasına yeterli olmamıştır. Halbuki son üç hafta içerisinde iki ülkeden on binlerce sivil mülteci konumuna düşmüştür. Doğal olarak Karabağ münakaşasının devam etmesi ile tarafların mülteci sayısı da artacaktır. Gerçekte  iki ülkenin savaşa doğru sürüklenmesi bölge milletlerini de üzecektir. Buna rağmen yabancı hükümetler  hasım tarafları kışkırtarak büyük çıkarlar ve kârlar elde etmişlerdir. (Ajanslar)