Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejiminin lideri Ebu Muhammed el-Colani’nin (şimdiki adıyla Ahmed eş-Şaraa) liderliğinde kurulan ve Suriye sahil bölgesindeki katliamların yarattığı olumsuz havayı dağıtması, Batı ve ABD'nin yeni yönetime yönelik değişen tavrını yumuşatması umulan hükümet, bir katliama daha imza attı.
Sahil bölgesindeki en vahşi saldırılardan birinin yaşandığı Banyas kenti yakınlarındaki Harf Benmara köyünde, mezhepçi temelli yeni bir katliam gerçekleştirildiği bildirildi.
Bu katliamın Colani rejimi üzerindeki baskıyı artırması bekleniyor.
Bu süreçte Mısır'ın, Şam yönetimine karşı tutumu henüz netleşmeyen ABD ile arabuluculuk yapabileceği değerlendiriliyor.
Sızan bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın Riyad ziyareti sırasında Colani ile görüşmesi gündemde. Bu yönde bir görüşmenin Colani’nin konumunu güçlendirebileceği ve üzerindeki baskıyı azaltabileceği belirtiliyor.
Suriye-Amerikan Konseyi de Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın himayesinde, önümüzdeki ay ortasında Trump ile Colani arasında bir görüşme planlandığını resmen açıkladı.
Kabinenin yapısı
Başbakanlık makamının kaldırılıp görevlerinin devlet başkanına devredildiği yeni başkanlık sistemindeki kabine yapısına bakıldığında, Colani’nin iç ve dış dengeleri kurma konusundaki titizliği görülüyor.
Ancak bu denge gözetme çabası, Dışişleri Bakanlığı'nda Esad eş-Şeybani, Savunma Bakanlığı'nda Murhef Ebu Kasra, İçişleri Bakanlığı'nda önceki geçici dönemde İstihbarat Teşkilatı Başkanı olan Enes Hattab ve Adalet Bakanlığı'nda Mezher el-Veys'in görevlerine devam etmesiyle devlet üzerindeki kontrolün sürdürülmesini engellemedi.
Veys, daha önce İdlib'deki infazlarla ilişkili olduğu biliniyor.
Dış dengeler bağlamında, Ankara ve Doha'nın Colani ile olan güçlü ilişkileri ve iktidara gelmesindeki rolleri göz önüne alındığında, hükümet üzerindeki Türk ve Katar etkisi açıkça görülüyor.
Geçici dönem başbakanı Muhammed el-Beşir, birleştirilerek tek bakanlık (Enerji Bakanlığı) hâline getirilen Petrol ve Elektrik Bakanlıklarının başına getirildi.
Bu iki sektör, Türkiye'nin özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası stratejik petrol ve doğalgaz geçiş noktası olma rolünü pekiştirme planları kapsamında büyük ilgi gösterdiği alanlar.
El-Beşir'in bu bakanlığa atanması, Colani’nin Ankara’nın projelerine açık yaklaşımıyla uyumlu görünüyor.
Bu atama, temel olarak el-Beşir'in Ankara ile ilişkilerine dayanıyor.
Colani’nin diğer stratejik ortağı Katar'ın ise hükümette sembolik rolü iki bakanlık üzerinden kendini gösterdi: Enformasyon Bakanlığı'na, Katar'da Azmi Bişara'nın sahibi olduğu Fidaat kurumunca finanse edilen Suriye Devlet Televizyonu'nun müdürü Hamza el-Mustafa getirildi.
Kültür Bakanlığı'na ise Katar merkezli el-Cezire kanalının sunucusu Muhammed Salih atandı.
Yeni hükümet ayrıca, Acil Durum ve Afet Bakanlığı adıyla yeni bakanlık kurularak ve başına Beyaz Baretliler Başkanı Raid es-Salih getirilerek Batı'ya, özellikle ABD ve İngiltere'ye yönelik mesajlar verdi.
Birleşik Arap Emirlikleri'nde ekonomi ve teknoloji odaklı medya kuruluşu sahibi olan Abdüsselam Heykel ise İletişim Bakanı olarak görevlendirildi.
İç dengeyi sağlama çabası kapsamında Colani, kabinesini oluştururken bazı bakanlıklarda teknokrat prensibini benimsedi.
Bu doğrultuda, Hind Kabavat (Hristiyan bir kadın) Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı, Ya'rub Bedr (Lazkiyeli bir Alevi) Ulaştırma Bakanı, Muhammed Terko (Halep kırsalındaki Afrin kökenli bir Kürt) Eğitim Bakanı ve Amced Bedr (Süveyda'dan) Tarım Bakanı olarak atandı.
Şamlı Muhammed Ebu el-Hayr Şükri Evkaf Bakanı, Halepli Nidal eş-Şaar Ekonomi Bakanı ve Deyr ez-Zorlu Muhammed Nezal el-Ali Sağlık Bakanı oldu.
Eski Cumhurbaşkanı Beşşar el-Esed döneminden iki eski bakanın (Ya'rub Bedr ve Nidal eş-Şaar) atanmasının mümkün olan en geniş temsili sağlama amacı taşıdığı konuşulsa da, bu durum aslında Colani’nin “serbest piyasa ekonomisi” inşa etmeyi hedefleyen ekonomik yönelimleriyle de örtüşüyor.
Zira her iki bakan da, Abdullah ed-Derdari liderliğinde Suriye'yi "sosyal piyasa ekonomisi" olarak adlandırılan sisteme kademeli olarak geçirmeyi deneyen önceki hükümetlerde görev almıştı.
Bu sistem, hükümetin yükünü hafifletmek amacıyla başta petrol, elektrik ve temel gıda maddeleri olmak üzere çeşitli ürünlere sağlanan sübvansiyonların aşamalı olarak kaldırılmasını ve özel sektörün desteklenmesini hedefliyordu.
Ayrıca her iki bakan da yönettikleri alanlarda önemli deneyime sahip. (YDH)



