ABD ordusunda 25 yıl boyunca subay ve Özel Kuvvetler (Yeşil Bereliler) mensubu olarak görev yapmış emekli Yarbay Anthony Aguilar, Amerikalı sunucu Tucker Carlson’a verdiği mülakatta, Gazze’de tanık olduğu dehşet verici olayları anlattı.

Muharebe hizmetleri dolayısıyla Mor Kalp (Purple Heart) ve Bronz Yıldız (Bronze Star) madalyalarıyla taltif edilen Aguilar, emekliliğinin ardından özel güvenlik şirketi UG Solutions aracılığıyla Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF) bünyesinde sözleşmeli olarak çalışırken, İsrail ordusunun sistematik olarak savaş suçları işlediğini, ABD tarafından fonlanan yardım operasyonunun ise aç insanları bir “ölüm tuzağına” çeken aldatmacadan ibaret olduğunu belirtti.

17 Mayıs ile 26 Haziran 2025 tarihleri arasında Gazze’de görev yapan Aguilar, bölgedeki durumun daha önce görev yaptığı Irak, Afganistan veya Suriye gibi savaş bölgeleriyle kıyaslanamayacak kadar vahim olduğunu vurguladı.

Aguilar, “Gördüğüm hiçbir şey Gazze’deki kadar acımasız, yıkıcı ve şiddet dolu değildi. Savaşları nasıl yürüttüğümüze ve savaşa nasıl girdiğimize dair uluslararası hukukumuzdan çok uzaklaştık ve Amerika da bunun bir parçası,” ifadelerini kullandı.

Tecrübeli bir askerin gözünden Gazze

Kariyeri boyunca Irak, Afganistan, Suriye, Tacikistan ve Filipinler gibi çok sayıda ülkede görev yapan Aguilar, Gazze’ye ilk girdiğindeki izlenimlerini “kıyamet sonrası” bir manzaraya benzetti.

Aguilar, “Bu, insan ahlakının çöküşüydü, onurun baskı altına alınmasıydı. Örneğin Refah’ın güneyinde, mevcut savaştan önceki fotoğraflarını gördüm. Güzel binalar, sahil tesisleri, sokak lambaları ve mahalleler vardı. Şimdi ise yerle bir edilmiş. Ayakta kalan tek bir bina yok,” diye konuştu.

Yıkımın boyutlarını, “Molozlar yığılmış ve Refah’tan geçerken evlerin enkazlarını, bir binanın ikinci katından sarkan bir kanepeyi, parçalanmış bir buzdolabını veya duvardaki kırık aile fotoğraflarını görüyorsunuz. Bu hayatlar yok edildi ve ellerinden alındı,” sözleriyle aktaran Aguilar, şahit olduğu yıkımın daha önce hiçbir savaş bölgesinde görmediği bir seviyede olduğunu belirtti.

Aguilar, “Irak’ta, Afganistan’da, Bağdat’ta, Musul’da, Sadr Şehri’nde, Afganistan’ın her yerinde, Suriye’de, Filipinler’in güneyinde, nüfusun yoğun olduğu bazı yerlerde gördüğüm hiçbir şey Gazze’deki kadar acımasız, yıkıcı ve şiddet dolu değildi,” dedi.

Amerikan parasıyla yürütülen operasyon

Aguilar, kendisi gibi yüzlerce Amerikalı savaş gazisinin, UG Solutions adlı yüklenici firma aracılığıyla, GHF’nin yardım dağıtım operasyonunun güvenliğini sağlamak üzere bölgeye getirildiğini söyledi. Ancak bu görevin ardındaki usulsüzlüklere dikkat çeken Aguilar, en şaşırtıcı hususlardan birinin, tüm Amerikalı personelin İsrail’e “turist vizesiyle” giriş yapması olduğunu belirtti.

Aguilar, “Tam otomatik silahlar, tabancalar, pompalı tüfekler, ses bombaları ve makineli tüfeklerle donanmış bir halde İsrail’deyiz ve Gazze’ye turist vizesiyle giriyoruz. Büyükannem Kudüs’ü ziyaret etmek istese, benimle aynı statüde İsrail’de olurdu,” dedi.

Bu durumun, görevin aceleye getirilmesi ve bürokratik süreçlerden kaçınma amacı taşıdığını düşündüğünü ifade eden Aguilar, “Bu görevin çok aceleyle bir araya getirildiği ve pek çok parçanın bir araya getirilmeye çalışıldığı bir karmaşa olduğu aşikârdı. Sanırım işleri hızlı ve gevşek tutmak için bazı şeyler yapıldı,” diye konuştu.

Yardım dağıtım merkezleri birer ‘ölüm tuzağı’

Aguilar’ın verdiği en sarsıcı bilgilerden biri de GHF tarafından kurulan yardım dağıtım merkezlerinin konumu ve işleyişiyle ilgiliydi. Gazze’de sadece dört adet güvenli dağıtım noktası bulunduğunu ve bunlardan üçünün, Mısır sınırına yakın, yerleşim yerlerinden uzak bir bölgede, birbirine 150-200 metre mesafede konuşlandırıldığını belirtti.

Aguilar, bu durumun yardıma en çok ihtiyacı olan Gazze Şehri ve Cibaliya gibi kuzey bölgelerindeki nüfusu dışladığını vurguladı.

Daha da vahimi, bu üç dağıtım noktasının, İsrail ordusunun “Gideon’un Savaş Arabaları” adını verdiği bir taarruz harekâtını yürüttüğü aktif bir savaş bölgesinin tam ortasında yer almasıydı.

Aguilar, bu durumu net bir dille “savaş suçu” olarak nitelendirdi:

“Güvenli dağıtım sahalarını, sadece İsrail muharebe birimleriyle yan yana değil, aynı zamanda aktif bir savaş bölgesinde kurduk. Oradaki liderliğe ve GHF ile UG Solutions’da konuştuğum avukatlara bunun bir savaş suçu olduğunu daha açık anlatamam. Bu, Cenevre Sözleşmesi protokollerinden kelimesi kelimesine bir alıntıdır. Bu konuda hiçbir soru işareti yok. Bu durumun ya tam bir cehalet ya da kasıtlı olduğunu düşündüm. Kasıtlı olarak buraya yerleştirildiler.”

Aguilar, dördüncü dağıtım noktasının ise bir İsrail Merkava tank birliğinin hemen bitişiğinde yer aldığını ekledi.

Amir’in hikayesi: “Bana teşekkür etti ve sonra öldürüldü”

Aguilar, tanıklığının en dokunaklı ve trajik anını, Amir adında küçük bir çocukla yaşadığı karşılaşmayı anlatırken gözyaşlarına hâkim olamadı. 28 Mayıs’ta, 2 numaralı dağıtım sahasında, aç ve bitkin haldeki küçük çocuğun kendisine yaklaştığını anlattı.

“Bu küçük çocuk, benim oğlumla aynı yaşlarda. Kahverengi gözleri var. Ona baktığımda oğlumun yüzünü görüyorum,” diyen Aguilar, çocuğun kendisine ve yanındaki diğer Amerikalı güvenlik görevlisine saygısını göstermek için ellerini öptüğünü söyledi.

Aguilar o anları şöyle aktardı:

“Dizlerimin üzerine çöktüm, gözlerinin içine baktım ve ona, ‘İnsanlar önemsiyor. Amerika önemsiyor. Unutulmayacaksın,’ dedim. İngilizce bilmiyordu, ben de Arapça bilmiyordum. Ama birbirimize bakarken kurduğumuz bağda, uzun zamandır ilk kez birinin onu önemsediğini hissetti. Elindeki birkaç parça yiyeceği yere bıraktı, küçük, kırılgan ellerini yüzüme koydu ve beni öptü. Gözlerimin içine bakarak İngilizce ‘Teşekkür ederim,’ dedi.”

Ancak bu masum an, trajik bir sonla bitti. Amir, yerden topladığı birkaç parça yiyecekle dağıtım sahasından ayrılırken, İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybetti.

Aguilar, “Amir evine dönemedi. 12 kilometre yürüyerek biraz yiyecek almak için geldi, yerden artıkları topladı çünkü geriye sadece onlar kalmıştı. Ve ayrılırken İsrail ordusu tarafından öldürüldü. Neden? Çünkü disiplinden, standartlardan ve temel insani nezaketten yoksundular,” ifadelerini kullandı.

GHF’nin daha sonra bu olayı yalanlamaya çalıştığını ve başka bir çocuğun fotoğrafını kullanarak Amir’in hayatta olduğunu iddia ettiğini belirten Aguilar, bu girişimin “iğrenç” olduğunu ve sunulan kanıtların sahte olduğunu söyledi.

“Sivillere hayvan muamelesi yapılıyordu”

Aguilar, hem İsrail ordusunun hem de bazı Amerikalı yüklenicilerin Filistinli sivillere yönelik tutumunu “insanlık dışı” olarak tanımladı.

Amerikalı personelin sivillerden “zombi sürüsü” olarak bahsettiğini belirten Aguilar, yardım dağıtımı sırasında yaşanan kaosu “sekiz dakikalık kargaşa” olarak adlandırdı.

“Binlerce Filistinli, sabahın erken saatlerinde, gün doğmadan Akdeniz üzerinden sahaya doğru koşuyor. Ve başlarının üzerinden mermi izlerini, tank mermilerini, havan topu mermilerini görüyorsunuz. Bunu, Filistinlileri doğru yolda tutmak için yapıyorlar. Benim önerim en başından beri, ‘Bir tabela denedik mi?’ şeklindeydi. Yola ‘bu tarafa gidin’ diyen bir tabela koymak yerine Merkava tank mermisi atmak… Sanırım bu iyi bir başlangıç olurdu.”

Aguilar, İsrail askerlerinin gece görüş kabiliyetleri olmadan karanlıkta binlerce kişilik kalabalığa ateş açtığını ve bunun sonucunda yol kenarlarında cesetlerin biriktiğini gördüğünü söyledi.

Dağıtım sahasından ayrılan kalabalığı kontrol etmek için hem İsrail ordusunun hem de Amerikalı yüklenicilerin sivillerin ayaklarına, başlarının üzerine ve havaya ateş açtığını, ses bombası ve biber gazı kullandığını belirtti. Bu duruma, “silahsız sivilleri kontrol amacıyla hedef almak yine bir savaş suçudur,” diyerek tepki gösterdi.

GHF’nin matematiği açlığı gizliyor

Aguilar, GHF’nin operasyonunun sadece tehlikeli değil, aynı zamanda yetersiz olduğunu da rakamlarla ortaya koydu. GHF’nin 65 günde 96 milyon öğün dağıttığını duyurmasını eleştiren Aguilar, basit bir hesaplamayla bunun ne anlama geldiğini açıkladı:

“96 milyonu 2,21 milyona, sonra günde üç öğüne, sonra da 65 güne böldüğünüzde, 65 günün sadece 15 günü için yiyecek sağlamış oluyoruz. Diğer 50 güne ne oldu? İnsanların aç olmadığını söylemekten çekinirim.”

GHF’nin dağıttığı yardımın sadece kuru gıdadan oluştuğunu, su, bebek bezi, yakıt, ilaç veya hijyen ürünleri içermediğini de ekledi. Su dağıtımının “çok pahalı” olduğu gerekçesiyle yapılmadığını, oysa dağıtılan tüm gıdaların pişirilmek için suya ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Çağrı: ABD bu vakfı derhal kapatmalı

Aguilar, mülakatın sonunda ABD yönetimine net bir çağrıda bulundu. GHF’nin varlığının, Birleşmiş Milletler (BM) mekanizmasına ihtiyaç olmadığı yönünde yanlış bir algı yarattığını ve bu durumun daha fazla ölüme yol açtığını savundu.

“Amerika Birleşik Devletleri, Gazze İnsani Yardım Vakfı’nı fonlamayı bugün, şimdi durdurmalı. Bu paranın nereye gittiği konusunda hesap sormalı. Çünkü orada bulunmuş ve harcanan kaynakları görmüş biri olarak söyleyebilirim ki, o 30 milyon dolar Gazze’ye gitmedi. Birileri banka hesaplarını kontrol etse iyi olur.”

Aguilar, İsrail ordusundaki sorunun liderlik ve disiplin eksikliğinden kaynaklandığını, ancak bunun işlenen suçları meşrulaştırmadığını belirtti.

ABD’nin, müttefikinin işlediği bu suçlara göz yummaması ve kendi değerlerine sadık kalması gerektiğini vurgulayarak sözlerini tamamladı.(Harici)