Hiç kuşkusuz “Aksa Tufanı” operasyonu, Filistin tarihinde Siyonist rejime karşı gerçekleştirilen en parlak ve eşi benzeri görülmemiş operasyon olarak değerlendirilmelidir. Bu operasyon, farklı boyutlarıyla Siyonist rejimi zorluklarla karşı karşıya bırakmış ve ona ağır darbeler indirmiştir. Bir bakıma, bu operasyon Siyonist rejime güvenlik açısından en ağır darbeyi vurmuştur. Bunun nedeni, “güvenlik” meselesinin Siyonist rejim için taşıdığı büyük öneme dayanmaktadır.

Siyonist rejim varlığını “güvenlik” kavramı etrafında tanımlar ve bu açıdan, kendisini tehdit edebilecek unsurları sürekli izleyip ortadan kaldırmaya çalışır. Bu nedenle, Aksa Tufanı operasyonunun Siyonist rejime vurduğu en sert darbenin, rejimin varlığını doğrudan tehdit eden güvenlik boyutunda olduğu söylenebilir. 

1. Filistin direniş savaşçıları tarafından Siyonist rejimin güvenlik aygıtının aldatılması 

Siyonist rejime indirilen güvenlik darbesinin en önemli yönü, rejimin güvenlik aygıtının aldatılmasıdır. Savaşın devam etmesi ve Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin belgelerin henüz yayımlanmamış olması nedeniyle, Filistin İslami Direniş Hareketi’nin (Hamas) Siyonist rejimin istihbarat birimini nasıl aldattığı konusunda kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Ancak Hamas’ın bu konudaki bazı eylemleri, rejimin yaşadığı güvenlik yenilgisini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Siyonist rejim hapishanelerinden “Esirlerin Takası Anlaşması” (Safkat-ul Ahrar) kapsamında serbest bırakılan Hamas lideri ve eski siyasi büro başkanı Yahya es-Sinvar, Hamas’ın güvenlik yapılanmasının kurucularından biri olarak düşmanı aldatma stratejisini geliştirdi.

Yahya es-Sinvar iyi biliyordu ki, sızma ve casusluk tüm yenilgilerin ve zaferlerin belirleyici noktasıdır. Bu nedenle, Hamas’ın “karşı-casusluk birimi”nin kurucusu ve ilk sorumlusu olarak, hapisten çıktıktan sonra bu birimi güçlendirdi ve Hamas’ın iç yapısını sızma ve istihbarat tehditlerinden korudu.

İkinci aşamada ise düşmanın Hamas’ın yaklaşımına dair algısını değiştirecek şekilde hareket etti. Hamas’ın politikaları, Siyonist rejim nezdinde şu algının oluşmasına yol açtı: Özellikle 2018’den itibaren rejim yetkilileri, Hamas’ın direniş çizgisinden yorulduğu ve siyasi-uzlaşı yönüne meylettiği kanaatine vardılar. Bu yüzden, Hamas ile İslami Cihat arasında ayrılık yaratmaya çalıştılar.

2022 yılında Siyonist rejimin İslami Cihat komutanlarına yönelik saldırısı bu çabaların bir parçasıydı ki İslami Cihat bu savaşa “Meydanların Birliği” (Vahdet al-Sahat) adını vermişti.

Bunun yanında, Yahya es-Sinvar ve Hamas yetkilileri, Siyonistlerin yanlış kanaatini güçlendiren iki anlamlı bir dil kullanıyorlardı. Örneğin, es-Sinvar 2018 Mayıs ayı başlarında düzenlenen bir “Büyük Dönüş Yürüyüşü” sırasında yaptığı röportajda, bu yürüyüşlerin gücünden ve bazı bölge ülkelerinin bunları engellemeye yönelik girişimlerinden söz etti. Bu yaklaşım, Siyonist rejimde Hamas’ın direnişten vazgeçtiği ve bu nedenle “Dönüş Yürüyüşleri”ne yöneldiği izlenimini güçlendirdi.
Tam da bu güvenlik aldatmacası, Siyonist rejimin istihbarat yetkililerinin, ordu ve güvenlik merkezlerinden gelen “Aksa Tufanı” operasyonunun başlamak üzere olduğuna dair sınırlı uyarıları göz ardı etmelerine yol açtı. 

2. Hamas’ın operasyon aşamalarını gizleyebilme yeteneği 

“Aksa Tufanı” operasyonunun Siyonist rejime vurduğu ikinci darbenin yönünü, operasyonun genel olarak Siyonist rejimin gözü önünden saklanmasında görmek gerekir.

Siyonist rejimin geniş ve kapsamlı güvenlik yapısı, lojistik imkânlar ve yeni teknolojilerden yararlanma bakımından, Avrupa ve Amerika’daki istihbarat - güvenlik kurumlarında bulunan her şeye sahiptir. Bu yapı, Birleşik Devletler’in uydu imkânlarından ve yapay zeka gibi yeni teknolojilerden de faydalanmaktadır.

Şimdi, “Aksa Tufanı” operasyonunun icrasından iki yıl geçmesiyle bu husus ispatlanmıştır: Geniş ve kapsamlı Siyonist güvenlik sistemi, operasyonun icrasından hiçbir şekilde haberdar değildi; böyle bir operasyonun bu ölçekte icraya hazırlandığına dair hiçbir bilgisi yoktu. Siyonist rejimin operasyonun icrasından haberdar olduğuna işaret eden tek veriler, Hamas’ın operasyondan bir önceki geceki hareketliliğini izlemesinden elde edilen verilerdir. Her operasyondan önceki bu tür hareketlilik, doğal ve kaçınılmaz bir durumdur ve hiçbir ülke bunu görmezden gelemez. 

3. Siyonist rejimin Gazze’deki Siyonist esirleri serbest bırakamaması 

Güvenlik alanındaki üçüncü başarısızlığı, savaş sonrasında yaşanan olaylarda görmek gerekir. “Aksa Tufanı” operasyonunun icrasından sonra Siyonist rejim, askerlerinden yaklaşık 240 kişinin direnişin elinde olduğunu açıkladı. Ekim 2023’te operasyonun başladığı günden itibaren bu rejim, direnişin elindeki esirleri 365 kilometrekarelik Gazze’de kurtarmaya çalıştı.

Siyonist rejimin tüm modern imkânlarıyla yürüttüğü bu arama ve tarama, Siyonistlerin Gazze topraklarında bulunduğu bir dönemde gerçekleşti; ancak bugüne dek esirlerini serbest bırakamadılar ve bu esirler yalnızca Filistinli ve Siyonist esirlerin takası kapsamında serbest bırakıldı.

Direniş grupları, Gazze’de bu tür operasyonları gerçekleştirdiklerinde ağır hava ve kara saldırıları altında bulunuyordu. Bu bölümün devamı, direnişin şu anda düzenlediği operasyonlarda görülebilir; düşmana yönelik, her yönden silahlandırılmış kuvvetlere karşı yapılan saldırılarla onlara ağır zararlar verilmektedir. Bu operasyonlar kuşkusuz istihbarat, güvenlik ve sızma faaliyetleri olmadan gerçekleştirilemez.

Direniş gruplarının bu tutumu, Siyonist rejime karşı hem gösteri hem meydan okuma niteliğindedir. Siyonistlerin sivillere karşı işlediği suçların sahnesinde, üstün güvenlik kabiliyetini hâlâ ortaya koyan taraf direniştir ve hedefe yönelik operasyonlarla Siyonistlere ağır darbeler vurmaktadır.(Tesnim)