Dünya İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreteri ve İslam Devrimi Lideri’nin Uluslararası İlişkiler Danışmanı Ali Ekber Velayeti, “Filistin Direnişindeki Gelişmeler ve Şehit Muhammed ed-Durre ile Gazze’nin Şehit Çocukları Anısına” düzenlenen İslami Uyanış Uzmanlık Konferansı’na gönderdiği mesajda, “Aylar süren savaş ve cinayetlerin ardından, Siyonist rejim ilan ettiği hiçbir hedefe ulaşamadı ve nihayetinde ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı. Bu durum, işgalci rejimin askeri ve siyasi açıdan yenilgisinin açık bir itirafı ve direnişin zaferidir. Hamas ve diğer direniş grupları, Filistin halkının imanı, birliği ve direnişine dayanarak, izzet ve özgürlük yolunun cihad ve sebat yolundan geçtiğini bir kez daha ispatladı.” dedi.
Velayeti, “Bu ateşkes, her ne kadar saldırıların geçici olarak durmasını sağlamış olsa da, gerçek barış ancak işgalin kökü Filistin topraklarından tamamen sökülüp atıldığında, Filistinli mülteciler vatanlarına döndüklerinde, Filistin halkı anavatanında şafaktan gün batımına kadar barış ve onur içinde yaşadığında ve Filistin'in ebedi başkenti Kudüs kurtarıldığında sağlanacaktır.” diye sözlerine ekledi.
Velayeti mesajında şu ifadelere yer verdi:
Bismillahirrahmanirrahim
Değerli kardeşlerim,
Saygıdeğer yerli ve yabancı misafirler,
Bilim insanları, düşünürler ve İslami Uyanış alanındaki aktif şahsiyetler,
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.
Bu kıymetli konferansın, İslam dünyasının tarihî bir dönemecinde, Siyonist rejimin savaş makinesine karşı inanç, fedakârlık ve direnişle duran mazlum ve kahraman Filistin halkının yeniden direnişin haklılığını dünyaya gösterdiği bir zamanda düzenlenmesi, kutlu ve takdire şayan bir girişimdir.
Filistin halkı, yetmiş yılı aşkın bir süredir askerî işgal, ekonomik ambargo ve psikolojik savaş altındadır. Ancak asla özgürlük ve direniş yolundan sapmamıştır. Şehadetinin görüntüsüyle dünyanın vicdanını uyandıran savunmasız çocuk Şehit Muhammed ed-Durre’nin adı ve Gazze’nin binlerce şehit çocuğunun hatırası, bugün mazlumiyetin ama aynı zamanda izzet ve direnişin küresel sembolleri haline gelmiştir.
Son gelişmelerde Filistin direnişi bir kez daha göstermiştir ki, hiçbir güç, iman dolu ve uyanık bir milletin iradesini bastıramaz. Siyonist rejimin Gazze Şeridi’ne yönelik acımasız saldırıları, okulların, hastanelerin ve yerleşim bölgelerinin bombalanmasıyla birlikte direniş güçlerinin ezici karşılığıyla sonuçlanmış; bu cevap, güç dengesini değiştirmiş ve düşmanı hedeflerine ulaşamaz hale getirmiştir.
Aylar süren savaş ve katliamların ardından, işgalci rejim hiçbir hedefini gerçekleştirememiş ve ateşkesi kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu durum, rejimin askeri ve siyasi yenilgisinin açık bir itirafı ve direnişin zaferidir. Hamas ve diğer direniş grupları, iman, birlik ve Filistin halkının direnişi sayesinde bir kez daha ispatlamıştır ki onur ve özgürlüğün yolu, cihad ve sabırdan geçmektedir.
Bu ateşkes, her ne kadar saldırıların geçici olarak durmasını sağlamış olsa da, gerçek barış ancak işgalin kökü Filistin topraklarından tamamen sökülüp atıldığında, Filistin halkı anavatanında şafaktan gün batımına kadar barış ve onur içinde yaşadığında ve Filistin'in ebedi başkenti Kudüs kurtarıldığında sağlanacaktır.
Bugün, Gazze’den Batı Şeria’ya, Lübnan, Suriye ve Yemen’e kadar uzanan İslami Direniş Cephesi, İran eksenli olarak, İslami uyanışın yalnızca entelektüel veya siyasi bir hareket olmadığını; aynı zamanda ilahî vaade inanan bir ümmetin iradesinin tecellisi olduğunu göstermektedir.“Ve bizse yeryüzünde zayıf bir hale getirilmesi istenenlere lutfetmeyi ve onları, halka rehber kılmayı ve yeryüzüne, onları miras bırakmayı dilemedeydik.” (Kasas Suresi, 5. Ayet)
Dünya İslami Uyanış Kurultayı, bugün Müslüman milletler arasında yükselen uyanış ve farkındalık dalgasının tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar canlı ve dinamik olduğuna inanmaktadır. Bu uyanış yalnızca askerî cephede değil, aynı zamanda kültürel, medya, siyasî ve akademik alanlarda da yayılmakta ve dünya kamuoyunu Filistin meselesinin gerçeği konusunda bilinçlendirmektedir.
Gazze’de şehit düşen çocukların ve ayrıca İran’ın Siyonist rejime karşı yürüttüğü 12 günlük savaşta ve diğer cephelerde hayatını kaybeden mazlum İslam ümmeti şehitlerinin hatırası, bugün direniş yolunu aydınlatan parlak yıldızlar gibidir.
Bu pak kanlar, İslam ümmetinin eşsiz sermayesidir; direnişin kutsal ağacını sulayarak onu kökleri derin, güçlü ve sarsılmaz bir çınara dönüştürmüştür.
Bugün, küresel hegemonya sistemi, halkların uyanışı ve direniş gerçeği karşısında benzeri görülmemiş bir şaşkınlık ve çözülme içindedir.
İslami direnişin yumuşak gücü (soft power), Siyonizmin sözde meşruiyetini ve Batılı destekçilerinin iddialarını sorguya açmış, sahte demokrasi ve insan hakları savunucularının gerçek yüzünü bütün dünyaya göstermiştir.
Bu süreçte, âlimler, düşünürler, seçkin şahsiyetler ve medya mensuplarına büyük sorumluluk düşmektedir.
Aydınlatıcı faaliyetler, derin analizler ve halklarla sürekli iletişim yoluyla, İslam ümmetinin bilincini ve birliğini her zamankinden daha güçlü hâle getirmek gerekmektedir.
Son olarak, Filistin’in mazlum şehitlerinin ve işgalcilerin vahşetinin kurbanı olan masum çocukların aziz hatırasını hürmetle anıyor; bu konferansın düzenleyicilerine, Filistin meselesinin insanî, kültürel, hukukî ve stratejik boyutlarını açıklayan değerli düşünür ve şahsiyetlere en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Hepinize, Yüce Allah'tan Kutsal Kudüs davasına hizmet yolunda herkese başarılar diliyorum.
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.
Ali Ekber Velayeti
Dünya İslami Uyanış Kurultayı Genel Sekreteri



