Göç ve dışişleri bakanı David van Weel Financial Times’a (FT) yaptığı açıklamada, insanların sınır dışı edileceği Uganda’daki bir “transit merkezi”nin önümüzdeki yıl faaliyete geçebileceğini, fakat hükümetinin “yasal zorluklara” hazırlandığını söyledi.
Van Weel, anlaşmanın “uluslararası hukuka, Avrupa hukukuna ve ulusal yasalara uygun olduğunu” söyledi ama “… elbette bu anlaşma başlangıçta itiraz edilecek ve sonra bunun geçerli olup olmayacağını göreceğiz,” diye ekledi.
Van Weel, geçen ay Kampala ile imzalanan anlaşmanın merkezinde “insan haklarının” yer aldığını ileri sürdü. Bakan, “Oraya gönderdiğimiz insanların insan haklarının saygı görmesi gerektiği sorumluluğunu inkar etmiyoruz. Bu açık,” dedi ve BM mülteci ajansı UNHCR ve Uluslararası Göç Örgütünden (IOM) merkezleri yerinde yönetmelerini istediklerini ekledi.
Anlaşma, Donald Trump’ın ağustos ayında Uganda ile ABD’den reddedilen sığınmacıları kabul etmek için yaptığı benzer bir anlaşmaya benziyor. Ne var ki Washington, sınır dışı etme planlarında hiçbir BM kurumunun işbirliğini istemiyor.
Uganda dışişleri bakanlığı o dönemde, Afrika ülkelerinden gelen kişileri kabul etmeyi tercih edeceğini ve sabıka kaydı olanları veya refakatsiz çocukları kabul etmeyeceğini açıklamıştı.
Van Weel, pilot projenin öncelikle “Uganda’yı çevreleyen ülkelerin büyük bir kısmı” da dahil olmak üzere bölgeden gelen kişileri hedefleyeceğini söyledi.
Muhafazakâr Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) üyesi van Weel, “Şu anda sığınma başvuruları için net bir sistemimiz var, fakat çok fazla insan geri dönmeleri gerekirken burada kalıyor. Avrupa’da kalma hakkı olmayan insanların gerçekten buradan ayrılmalarını sağlamalıyız,” dedi.
Van Weel’e göre, henüz kesinleşmemiş olan anlaşmas Hollanda hükümetinin kendi ülkelerine gönderemediği kişileri Uganda’nın kabul etmesini öngörüyor.
Van Weel, LGBT’lerin, eşcinsel olmayı ömür boyu hapis cezası veya hatta ölüm cezası ile cezalandıran ayrımcı yasalardan korumak için Uganda’ya gönderilmeyeceğini söyledi ve “Oraya gönderdiğimiz kişilerden sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. Uganda tarafının da bir sorumluluğu var,” diye ekledi.
Uganda Dışişleri Bakanlığının daimi sekreteri Vincent Bagiire, Kampala’nın “suç kaydı olmayan ve Uganda’yı siyasi aktivizm için kullanmayacak Afrika kökenli kişileri kabul etmek” gibi anlaşmaya benzer önlemler önerdiğini söyledi.
Uganda’nın refakatsiz çocukları da kabul etmeyeceğini belirten Bagiire, “Uganda hem IOM hem de UNHCR’ye ev sahipliği yapıyor ve göç konularında onların uzmanlığından yararlanmak için işbirliği yapacağız,” diye ekledi.
AB ülkeleri şu anda göçmenlerin geri dönüşünü kolaylaştırmak için yeni kurallar üzerinde müzakere ediyor. Bu kurallar arasında, daha önce bloğun yasaları uyarınca zor kabul edilen, kişilerin kendi ülkelerine değil, AB dışındaki ülkelere sınır dışı edilme olasılığı da bulunuyor.
Avrupa Komisyonu’na göre, AB’de reddedilen sığınmacıların sadece yaklaşık yüzde 20’si kendi ülkelerine geri gönderiliyor. Bu oranın düşük olmasının nedenleri arasında, kendi ülkelerinin onları geri almayı reddetmesi ve bazılarının ülkeyi terk etmeleri emredildiğinde kaçmaları yer alıyor.
Hollanda, AB üyesi olmayan bir ülkeyle reddedilen sığınmacıları barındırmak için anlaşma imzalayan ikinci ülke. İtalya şu anda reddedilen sığınmacıları Arnavutluk’taki bir tesise gönderiyor.
Eurostat’a göre, Hollanda geçen yıl yaklaşık 19.000 kişiye ülkeyi terk etmelerini emretti ve yaklaşık 4.200 kişiyi geri gönderdi.
Geri dönüş kararı ile fiili sınır dışı etme arasında, çoğunlukla yasal zorluklar nedeniyle bir gecikme olabilir.
Hollanda tarafından geri gönderilemeyenlerin çoğu Uganda çevresindeki bölgeden değil, Ukrayna, Türkiye, Cezayir, Fas ve Suriye gibi genel olarak sığınma başvurusu sayısının yüksek olduğu ülkelerden geliyordu.
Bu durum, Uganda anlaşmasının etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Van Weel, “Bu sadece bu vakaların acil sorununu çözmekle ilgili değil, aynı zamanda bir ‘caydırıcı’ olarak verdiğimiz mesajla da ilgili,” dedi.
Sığınmacıların olumsuz bir iade kararı aldıkları durumda, “gönüllü olarak” ayrılmak zorunda olduklarını, aksi takdirde Uganda’ya gönderileceklerini söyleyen Van Weel, insanların Avrupa dışına çıktıklarında “daha işbirlikçi hale geleceklerini” de sözlerine ekledi.
İnsan hakları aktivistleri ve bazı göç uzmanları, insan hakları ihlalleri endişesi nedeniyle bu tür programları eleştirdi. Eleştirenler ayrıca, Avrupa’daki sığınma altyapısına yatırım yapmanın daha verimli olacağını savunuyor.
Van Weel, Uganda’daki “geçiş merkezi”nin maliyetini açıklamayı reddetti. Bakan, BM kuruluşlarının “Uganda’da zaten çok aktif oldukları” için geri dönüş merkezini yönetme “fikrine olumlu yaklaştıklarını” söyledi.
IOM, AB’nin yeni sığınma kurallarını ve “geri dönüş süreçlerini” uygulamak için Hollanda hükümeti de dahil olmak üzere Avrupalı ortaklarla “yakın işbirliği içinde” olduğunu söyledi.
Mülteci ajansı, Hollanda-Uganda anlaşmasının “ayrıntılarını görmediğini” ve “resmi görüşmeler” yapmadığını belirtti.
jans, potansiyel rolünün, merkezlerin insan hakları standartlarına uygun olduğunu hükümetlere bildirmekle sınırlı olacağını da ekledi. (harici)



