ABD ve İsrail, Batı Asya’da radikal değişimler için bastırırken, bölgeyi kontrol altına alma projesinin kilit ayaklarından biri Lübnan olmaya devam ediyor.
Beyrut’a dayatılan Hizbullah’ı silahsızlandırma hamlesinin mimarlarından ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, cumartesi günü Bahreyn’de düzenlenen Manama Diyaloğu’nda yaptığı konuşmada Lübnan’ı “iflas etmiş devlet” (failed state) ilan etti.
Barrack, Lübnan’ın bankacılık sisteminin çöktüğünü, devasa bir borcun altında olduğunu, elektrik, su ve eğitim gibi temel hizmetleri sağlayamadığını öne sürdü. Hizbullah’ın askeri ve sosyal gücünün Lübnan ordusunu “aştığını” iddia eden Büyükelçi, Lübnan’ın güneyinde “devletin Hizbullah olduğunu” savundu.
‘15 ila 20 bin füze ve roketi var’
Barrack, Lübnan devleti ile Hizbullah arasında karşılaştırmalar yaparak şu noktaları öne çıkardı:
• Güneye giderseniz size suyu, eğitimi ve maaşı Hizbullah sağlar.
• Hizbullah’ın 40 bin savaşçısına karşılık, Lübnan ordusunun 60 bin askeri var.
• Hizbullah savaşçıları ayda 2 bin 200 dolar alırken, ordudaki askerler ayda 275 dolar alıyor.
• Hizbullah’ın 15 ila 20 bin arasında füze ve roketi var. Lübnan ordusu askerleri ise eski cipler ve AK-47 (Kalaşnikof) kullanıyor.
‘Onlar dinozor... Zaman kalmadı’
ABD’li yetkili, İsrail’in Lübnan’ın güneyine saldırılarını “Hizbullah’ın binlerce roket ve füzesinin oluşturduğu tehdit” ile açıklamaya çalıştı. Beyrut hükümetinin direnişi silahsızlandırma çabalarıyla ilgili olarak ise “Deniyorlar ama onlar dinozor. Artık zaman kalmadı, Hizbullah hızla silahsızlandırmalı.” ifadelerini kullandı.
İhlal rekoru: Bir yılda 7 bin kere
Barrack, Beyrut hükümetine “Diyalog sadece İsrail ile olmalı. İsrail buna hazır. İsrail’e gidin ve bir görüşme yapın, bunun hiçbir zararı olmaz.” diyerek seslendi. O bu çağrıyı yaparken, Lübnan’daki BM misyonu UNIFIL, İsrail güçlerinin Lübnan ile Kasım 2024’te yapılan ateşkes anlaşmasını yaklaşık 7 bin kez ihlal ettiğini bildirdi. Bu ihlallerin 2 bin 400’ü Mavi Hat’ın kuzeyinde meydana geldi.
Silah tedarik yolu
Barrack’ın açıklamalarına paralel olarak Wall Street Journal (WSJ) da Hizbullah’ın roket, tanksavar füzesi ve topçu cephaneliğini yeniden doldurduğunu, bu durumda İsrail ile çatışma olasılığının yükseldiğini belirtti.
Kaynaklara göre Hizbullah, deniz limanları ve Suriye üzerinden kaçakçılık yollarıyla silah tedarik ediyor. WSJ, bu durumu “İsrail’in Lübnan’ın Hizbullah’ı silahsızlandırma taahhüdüne olan sabrını tüketmesine neden oluyor.” biçiminde yorumladı.
Tehdit ve ‘sabır’ mesajları
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, cumartesi günü X platformunda yaptığı paylaşımda “Hizbullah’ın yeniden silahlanmasının ciddi sonuçları olacak.” diye yazdı. Bölgedeki durumla ilgili olarak ise “Gazze, Lübnan ve Yemen’de ‘terör devletleri’ kuruldu. Bölgenin istikrarı ve güvenliği için bu yapıların sökülüp atılması gerekmektedir.” iddiasında bulundu.
WSJ’ye göre Beyrut, Tel Aviv’e Hizbullah’ı silahsızlandırma çabaları konusunda sabırlı olmaları mesajını iletti ve bu konuda işbirliğini genişletmeye açık olduklarını belirtti.
Asker adım atmıyor
Beyrut hükümeti, ABD ile İsrail’in dayattığı Hizbullah’ı silahsızlandırma projesini kabul etmiş ve bu görevi orduya vermişti. Ancak asker bugüne kadar herhangi bir adım atmadı. Bu durum, İsrail’in ülke üzerindeki askeri baskısını da artırıyor. Cumartesi gecesi düzenlenen yeni bir saldırıda üç kişi hayatını kaybetti.
Cumhurbaşkanı yön mü değiştirdi?
Lübnan hemen hemen her gün bombalanırken, ülkenin beş bölgesinde konuşlu işgal kuvvetleri istedikleri yere girip saldırılar düzenleyebiliyor. Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Avn geçen hafta orduya ilk kez güneydeki İsrail ihlallerine müdahalede bulunma çağrısı yaptı.
Bu çağrıyı bir bakıma teyit eden eden açıklama ise pazar günü İsrail Savunma Bakanı İsrail Katz’tan geldi. Katz, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn’ın Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda “ayak sürüdüğünü” belirterek, saldırıları yoğunlaştıracakları tehdidinde bulundu.
‘Bizi caydıramazlar’
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 31 Ekim’deki son açıklamasında Washington’u “barışa aracılık etmek yerine saldırganlığa sponsor olmakla” suçladı. İsrail’in ihlallerinin ABD elçisinin (Barrack) her ziyaretinde daha da arttığını söyledi.
Kasım, tehditlerin Lübnan direnişini caydıramayacağını belirterek “Biz teslimiyetin veya yenilginin savunucusu değiliz. İsrail topraklarımızı işgal etmeye devam edemez.” dedi.
Genel Sekreter, “Direniş, Lübnan için korunması gereken bir güç kaynağı olmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı. Hizbullah’ın savaş başlatma kararı almadığını ancak çatışma durumunda Lübnan’ı savunmaya hazır olduğunu açıkladı.
Kasım sözlerini şöyle noktaladı: “Düşman ateşkes anlaşmasına uymazsa hiçbir şey elde edemez. Olası herhangi bir saldırganlığa karşı direnmek için hazırlanmaya devam edeceğiz.”
Kerbela mesajı
Naim Kasım, eylül ayı sonunda Beyrut’un Hizbullah’ın silahsızlandırılması için harekete geçeceğini açıklamasının ardından şu sert mesajı vermişti: “Hükümet, direnişin silahsızlanmasıyla ilgili kararlar alarak büyük bir günah işledi. Silahsızlanmaya izin vermeyeceğiz ve Kerbela benzeri bir çatışmaya gireceğiz. Ulusal bir proje kılığına girse bile İsrail’e hizmet eden her projeye karşı duracağız.”
Binbir gece masalları
Tom Barrack, Manama Diyaloğu Forumu’nda Türkiye-İsrail ilişkilerine de değindi. İki ülkenin birbirini yayılmacı hedeflerle suçlayan söylemleri nedeniyle İsrail’in Türkiye’nin Gazze’deki olası rolünden korktuğunu, ancak bu suçlamaların hiçbirinin doğru olmadığını söyledi ve ekledi: “Gazze’deki ivme devam ederse çok yakında Türkiye ile İsrail arasında bir ticaret anlaşması göreceksiniz.”
Ayrıca “Türkiye olmasaydı Gazze’de ateşkes sağlanamazdı.” diyen Büyükelçi, Ankara’nın tavrının “HAMAS içerisinde anlaşmaya son direnenleri ikna etmeye yardımcı olduğunu” belirtti.
Bölgemizdeki bitmek bilmeyen krizleri, Batı’nın Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden bu yana Orta Doğu’daki tüm projelerinin başarısız olmasıyla açıklayan Barrack, “Demokrasi modellerinin değil, hayırsever monarşilerin işe yaradığını” ileri sürdü.(Aydınlık)



