Filistinli gruplar, Filistin’in işgaliyle sonuçlanan Balfour Bildirisinin yıl dönümü münasebetiyle yayımladıkları ortak bildiride, “Filistin milletine karşı işlenen suç ve soykırımın başlangıcı” olarak nitelediler.

Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Balfour Bildirisi, halkımıza, toprağımıza, kutsal yerlerimize ve ulusal haklarımıza karşı Siyonist rejimin işlediği zulüm, suç, terör ve soykırımın kapısını araladı.”

“Balfour Bildirisi’ne yol açan zorba ve despot güçler, bugün de Siyonist varlığın ve yöneticilerinin hukuki takibinden ve hesap vermek zorunda olmaktan korunmasında rol oynamaktadır. Silah ve füzeler tedarik ederek sivil ve savunmasız halkımızın çocuklarını ve kadınlarını öldürüyor, konut bölgelerini yok ediyor, evleri sakinleriyle birlikte yıkıyorlar. Bu durum, onların iddia ettikleri ‘değerler, ahlak ve insan hakları’ söylemleriyle açık bir çelişkidir”

Filistin grupları, Balfour Bildirisi’nin “Filistin halkı, ümmetin ve dünyanın tüm özgür vicdanları için zamanla silinmeyecek, affedilmeyecek bir suç ve açık bir yara olmaya devam edeceğini” vurguladı.

Bildiride ayrıca şu uyarılara da yer verildi:

“Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmeye ya da varlığını meşrulaştırmaya yönelik her çaba, toprağımıza karşı işlenmiş bir tarihi tecavüz ve büyük bir suçtur; direnişimiz için arkamızdan bıçak saplamaktır ve şehitlerimizin kanına ihanettir.”

Balfour Bildirisi: Filistin’in asıl halkının bir asırlık acı ve sürgünün temel taşı

2 Kasım 1917’de İngiltere Dışişleri Bakanı James Arthur Balfour, Siyonizm hareketinin önde gelen liderlerinden Lionel Walter Rothschild’e hitaben bir mektup yayımladı. Bu belge, tarihe “Balfour Bildirisi” olarak geçti.

Aslında bir mektup olan bu belge, Siyonizm hareketi ile İngiltere arasında bir anlaşma niteliğine büründü ve yüzyıllar boyunca Siyonist düşünce içerisinde olgunlaştırılan projeyi hayata geçirdi. Bu mektup, İngiltere’yi, insanlığa karşı işlenmiş bir projenin icraatçısı haline getirdi.(Ajanslar)