ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ve Gazze’ye konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) ele alındığı toplantıdan somut bir sonuç elde edilemedi.
Avrupalı yetkililerin aktardığı bilgilere göre, İsrail’in talebi üzerine Türkiye’nin davet edilmediği görüşmelerde, gücün görev tanımı ve konuşlanma şartlarına ilişkin temel başlıklarda uzlaşı sağlanamadı.
The Jerusalem Post‘un haberine göre, aylardır süren gecikmelerin ardından gerçekleşen toplantıda ABD heyeti, ISF’nin Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Endonezya, Pakistan ve Azerbaycan gibi ülkelerden oluşabileceği tezini yineledi.
Ancak masadaki ülkelerden hiçbiri şu ana kadar asker gönderme taahhüdünde bulunmadı. CENTCOM’un toplantıya dair resmi bir açıklama yapmaması, sahadaki belirsizliğin sürdüğüne işaret ediyor.
İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesin temel unsurlarından biri olarak görülen ISF’nin, bölgede kamu düzenini sağlaması ve Hamas’ın yerini alması öngörülüyor.
ABD’nin sahadaki mevcut katkısı ise büyük ölçüde insani yardım girişini koordine eden Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi (CMCC) ile sınırlı kaldı.
Netanyahu’nun vetosu süreci tıkadı
Toplantıdaki en büyük engeli, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Filistin Yönetimi’nin sürece dahil edilmesini kesin bir dille reddetmesi oluşturdu. Birçok ülke, Filistin Yönetimi’nin onayı ve katılımı olmaksızın asker göndermeyi kabul etmiyor.
The Jerusalem Post‘a konuşan kaynaklar, yalnızca İtalya’nın Filistin Yönetimi şartı aramaksızın ISF’ye barış gücü göndermeye sıcak baktığını belirtti.
İsrailli ve ABD’li yetkililer, Arap ülkelerini Filistin Yönetimi olmadan asker göndermeye ikna edebileceklerini ve Filistin devleti kurulmadan Suudi Arabistan ile normalleşme sağlayabileceklerini düşünüyor.
Fakat uzmanlar bu beklentiyi aşırı iyimser buluyor. Mevcut şartlar altında ISF’nin hedeflenen 10 bin ila 20 bin asker yerine 5 bin civarında kalabileceği ve bölgesel Arap temsili olmadan meşruiyet sorunu yaşayacağı değerlendiriliyor.
Ankara masada yer almadı
Toplantıya Türkiye’nin davet edilmemesi dikkat çeken bir diğer husus oldu. Ankara, daha önce Gazze’ye barış gücü göndermeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) Kıdemli Uzmanı Edmund Fitton-Brown, Türkiye meselesinin ISF etrafındaki çıkmazı özetlediğini savundu.
Fitton-Brown, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Bu planın amacı Hamas’ı silahsızlandırmak ve teknokrat yöneticileri korumak. Ancak hiçbir ülke askerlerini tehlikeye atmak istemiyor. Ankara ise konuşlandırmaya istekli, fakat yanlış nedenlerle. Türkiye Hamas’ı silahsızlandırmaz, aksine örgütü korur.”
Washington’dan İslamabad’a asker baskısı
Reuters‘ın haberine göre, ISF planını hayata geçirme çabalarında yaşanan tıkanıklık, Washington’un özellikle Pakistan gibi Müslüman ülkeler üzerindeki baskısını artırmasına neden oldu.
Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Munir, bu süreçte hem dış baskılar hem de iç siyasi dengeler açısından zorlu bir sınav veriyor.
Munir’in önümüzdeki haftalarda ABD Başkanı Donald Trump ile Washington’da bir araya gelmesi bekleniyor.
Son altı ay içinde Trump ile yapılacak üçüncü temas olacak bu görüşmenin ana gündem maddesini, Gazze’de kurulması planlanan istikrar gücüne Pakistan’ın olası katkısı oluşturacak. Munir’in son dönemde yürüttüğü ekonomik diplomasi temaslarında da bu başlığın öne çıktığı belirtiliyor.
Munir zorlu bir sınav veriyor
Analistler, Pakistan gibi ülkelerin bu misyona asker göndermesinin, hem çatışmanın doğrudan tarafı haline gelme riskini hem de ülke içindeki Filistin yanlısı kamuoyunun tepkisini beraberinde getireceğini vurguluyor.
Buna rağmen Munir’in, Washington ile ilişkileri onarma ve ABD’nin güvenlik yardımları ile yatırım desteğini kaybetmeme amacıyla Trump ile yakın bir ilişki kurduğu ifade ediliyor.
Washington merkezli Atlantic Council’den Michael Kugelman, Reuters‘a yaptığı değerlendirmede, “Gazze istikrar gücüne katkı sunmamak Trump’ı rahatsız edebilir. Bu da ABD’nin desteğine ihtiyaç duyan Pakistan için ciddi bir risk” diye konuştu.
Pakistan yönetimi ise resmi düzeyde temkinli bir dil kullanmayı sürdürüyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, daha önce yaptığı açıklamada barışı koruma amacıyla asker gönderilmesinin değerlendirilebileceğini, ancak Hamas’ın silahsızlandırılmasının Pakistan’ın sorumluluğu olmadığını belirtmişti.
İslamabad yönetimi, Washington’un talepleri ile iç kamuoyundaki hassasiyetler arasında denge kurmaya çalışıyor.
ABD’li yetkililer, Doha toplantısında somut taahhütler almayı ve Trump’ın 2026 başında bir duyuru yapabilmesi için zemin hazırlamayı hedefliyordu.
Ancak gelinen aşamada Türkiye’nin dışlandığı, Filistin Yönetimi düğümünün çözülemediği ve hiçbir ülkenin asker taahhüdünde bulunmadığı bir tablo ortaya çıktı.(Harici)



