Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın babası Hüseyin Ali Şara, Suudi Arabistan merkezli "Al Majalla" dergisinde yayımlanan bir makalede, "Suriye'nin ne tarihinde ne de günümüzde 'Kürt sorunu' diye bir şey yoktur. Bu, gerçeklikle hiçbir ilgisi olmayan geçici bir meseledir" ifadelerini kullandı.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın, uzun yıllar Suudi Arabistan’da yaşayan, üniversite eğitimini Bağdat’ta tamamlayan ve “Nasırcı Arap milliyetçisi” kimliğiyle tanınan babası Hüseyin Şara, “Suriye’de Kürt sorunu” başlıklı yazısında Suriye'nin kuzeydoğusunda terör örgütü YPG/SDG'nin işgal ettiği toprakları “dış kaynaklı ve geçici bir olgu" olarak tanımladı.
"Kürt sorununun Suriye’nin yapısında bir varlığı yoktu"
Hüseyin Şara, Suudi Arabistan merkezli "Al Majalla"da yayımlanan makalesinde, "Kürt sorununun Suriye'nin yapısında bir varlığı yoktu. Suriye'deki Kürtler, şehirlerde ve köylerde Arap kültürüne sahip ve İslam dinine mensup vatandaşlar olarak yaşıyorlardı" diye yazdı.
"Suriye'nin etnik bir özelliği olduğunu söyleyen herkes büyük bir yanılgıya düşer, çünkü kültürel, düşünsel ve ulusal dengesi birbiriyle iç içe geçmiştir ve birini diğerinden ayıramazsınız" diyen Şara, Hasiçi (Haseke) ve Kamışlı'yı "Kürt veya Kürdistani" bir bölge olarak görmediğini belirtti.

Baas döneminde küçük bazı Kürt partileri ortaya çıktı"
Baba Şara, "Rakka, Deyrizor ve Hasiçi vilayetleri ile Kamışlı'yı da içeren bölgede, "Kürt Dağı" olarak bilinen bir dağda Kürt topluluğu vardı. Onların oranı, Suriye nüfusu içinde yüzde üç idi" ifadelerini kullandı.
Hüseyin Şara, "Suriye'yi yöneten Baas döneminde, dağınık ve küçük bazı Kürt partileri ortaya çıktı, ancak çoğunluğu ulusal bir bağlılığa sahipti" dedi.
"Suriye Arap ve İslamidir, ırkçı bir üke olmamıştır"
Kürtlerin Suriye devletine ait olduğunu ve bazı Kürt aşiretlerinin de "Arap kimliğine sahip" olduğunu ifade eden Şara, "Suriye, tek ve birleşik bir ülkedir; kültürü ve düşüncesi Arap ve İslamidir ve hiçbir zaman kimseye karşı ırkçı bir ülke olmamıştır" diye ekledi.
Nasırcı kimliğiyle biliniyor
Hüseyin Ali Şara, Bağdat Üniversitesinde iktisat ve siyasi bilimler okudu. Petrol ekonomisi konusunda uzman olan baba Şara, bu alanda dört kitap yazdı.
Ahmed Şara, 1982 yılında, babasının işinden dolayı bulundukları Riyad’da doğdu. İlk eğitimini Riyad’da aldı. Ailesi 1989 yılında Şam’a döndü ve babasının ekonomistler için kurulan bir konut kooperatifi sayesinde sahip olduğu Mezze Mahallesi’ndeki Doğu Villaları’nda yaşadılar.
Nasırcı bir solcu olan baba Şara, Suriye iç savaşının başlamasına kadar Şam’ın Mazzeh semtinde market ve emlak ofisi işletti.
Birleşik Arap Cumhuriyeti cumhurbaşkanı Mısır'ın efsanevi lideri Cemal Abdünnasır, Mısır'ın 2'nci; Suriye'nin 12'nci cumhurbaşkanı idi
Mısır'a gitti
Nasırcılık, Mısır'ın 1958-1970 yılları arasındaki cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır'ın düşüncelerine dayanan, Arap milliyetçisi bir siyasi ideoloji. Kimilerince Arap sosyalizmi olarak da biliniyor.
Şara'nın annesi ile babası, Suriye’de 2011’de başlayan olayların iç savaşa evrildiği 2012’de ülkeden ayrılarak Mısır’a gitti. Mısırlı yazar Maher Farghali, Şara'nın ailesinin 2012’de Mısır’a geldiğini ancak Sisi’nin Mursi'ye karşı yaptığı darbeden sonra, 2013 yılının sonlarında Mısır’dan ayrılarak Türkiye’ye gittiğini iddia etti.
Ahmed Şara babasından örnek verdi
Geçtiğimiz günlerde Mısır Ticaret Odaları Federasyonu heyetini ağırlayan Ahmed Şara, kendi ailesinden bir örnek verdi.
Oradaki konuşmasında Şara, babasının Mısır'ın efsane lideri Cemal Abdünnasır'ın yolundan gittiğini, yaşadıkları çevrede de bu ideolojinin hakim olduğunu kaydetti. Suriye lideri, o dönemleri hatırlatarak iki ülkenin yakınlaşmasının bütün Araplara kazandırdığını savundu. Şara'nın sözleri şöyleydi:
"Tarih boyunca, Mısır-Suriye yakınlaşması olduğunda, tüm Arap ulusu güçlenmiştir. Babamın Nasırcı olduğu, Mısır ekolündeki bir evde yaşadım. Siyasi bağlılığımız nedeniyle ona (Nasır'a) bağlıydık ve bir tür aidiyet hissediyorduk. Babamla benim siyasi yönelimlerimizin biraz farklı olduğu doğru, ama kaynağı aynıydı. Bu nedenle, tarih boyunca Suriye ile Mısır arasında bir yakınlaşma olduğunda, bu işbirliği sadece Suriye ve Mısır'a değil, tüm Arap uluslarına fayda sağladı."
Suriye Diyanet Bakanlığı’ndan yeni genelge: Mezhepçilik ve nefret söylemi yasaklandı
Suriye Diyanet İşleri Bakanlığı, yayımladığı yeni bir genelgeyle ülke genelindeki dini söylem ve faaliyetlerde köklü bir değişikliğe gidildiğini duyurdu. Bakan Dr. Muhammed Ebu el-Hayr Şükri imzasıyla yayımlanan genelge, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca tüm din görevlileri ve kurumlar için bağlayıcı hale getirildi.
Genelgenin en öncelikli maddesi, camilerde ve dini kurumlarda "ılımlı ve birleştirici" bir dilin benimsenmesini zorunlu kılıyor. Buna göre; fitneye, mezhepçiliğe veya etnik ayrımcılığa yol açabilecek her türlü nefret söylemi ve kışkırtıcı ifade kesin bir dille yasaklandı. Dini hitabetin temel amacının topluma sevgi, kardeşlik ve hoşgörü aşılamak olduğu belirtildi.
Eşit vatandaşlık ve toplumsal barış
Belgede, Suriye toplumunun tüm fertleri arasında adaletin tesis edilmesi ve toplumsal barışın korunması gerektiği ifade ediliyor. Vatandaşların dini veya mezhepsel kimliklerinden bağımsız olarak eşit haklara sahip olduğu vurgulanırken, din görevlilerinden bir arada yaşama kültürünü (selm el-ehli) güçlendirecek adımlar atmaları istendi.
Yeni Suriye’nin inşası ve kültürel kimlik
Suriye’nin çok kültürlü yapısının ve medeniyet mirasının korunmasına özel bir önem atfedilen genelgede, "Yeni Suriye" ifadesi dikkat çekti. Yeni dönemin inşasında toplumun tüm kesimlerinin, renklerinin ve enerjilerinin birleştirilmesi gerektiği savunuldu. Bu süreçte tüm sosyal bileşenlerin ortak çaba göstermesi ve Suriye kimliğinin bütünleştirici gücünün öne çıkarılması hedefleniyor.
Denetim ve uygulama talimatı
Diyanet İşleri Bakanlığı, taşra teşkilatlarına ve ilgili müdürlüklere gönderdiği talimatla söz konusu ilkelerin titizlikle takip edilmesini istedi. Genelgenin uygulanması için gerekli tüm idari önlemlerin alınacağı ve Suriye genelinde toplumsal huzuru destekleyecek bu yeni vizyonun kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi.(Odatv)



