ABD Başkanı Donald Trump, kendisinin fiilen ömür boyu başkan olarak görev yapacağı Barış Kurulu’nu resmen kurdu.
ABD dışındaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin hiçbiri, bu yeni organizasyona katılım davetini resmi olarak kabul etmedi.
Uzmanlar, Trump’ın kurduğu bu konseyi, mevcut uluslararası sisteme bir meydan okuma ve merkezinde bizzat kendisinin yer aldığı yeni bir düzen inşa etme çabası olarak değerlendiriyor.
Financial Times, Trump’ın Barış Kurulu’nun açılış kadrosunu “Altı monark, üç eski Sovyet bürokratı, iki askeri rejim ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından olası savaş suçları nedeniyle aranan bir devlet başkanı” ifadeleriyle tanımladı.
İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu kapsamında gerçekleşen imza töreninde konuşan Trump, “Bu kurul tamamen şekillendiğinde, neredeyse istediğimiz her şeyi yapabileceğiz. Ve bunu Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde gerçekleştireceğiz” dedi.
İmza törenine 19 ülke katıldı
Kurula kaç ülkenin dahil olacağı henüz netlik kazanmadı. Amerikan yönetimi yetkilileri, davet edilen 50 ülkeden 35’inin katılımı kabul ettiğini belirtti.
Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre ise davet mektupları toplam 60 ülkeye gönderildi.
Davos’taki imza töreninde; Azerbaycan, Arjantin, Ermenistan, Bahreyn, Bulgaristan, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kazakistan, Katar, Kosova, Fas, Moğolistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Paraguay, Suudi Arabistan, Türkiye ve Özbekistan olmak üzere 19 ülkenin temsilcileri hazır bulundu.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, başlangıçta reddettiği teklifi bir gün önce kabul etmesine rağmen imza töreninde İsrail’den herhangi bir temsilci yer almadı.
Hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çıkarılmış tutuklama emri bulunan Netanyahu Davos’a gelemezken, Davos’ta bulunan İsrail Cumhurbaşkanı İzak Herzog törene katılmadı.
Barış Kurulu’nun kuruluş belgesinin imzalandığı törende Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko da yer almadı. Belarus Devlet Başkanlığı, belgeyi Minsk’te imzaladığına dair bir video görüntüsü paylaştı.
Batılı müttefiklerden ret, Putin’den yeşil ışık
Financial Times’ın hesaplamalarına göre, çarşamba akşamı itibarıyla 24 ülke Barış Kurulu’na katılmaya hazır olduğunu bildirdi. Trump, bazı ülkelerin kurula daha sonra katılacağını ifade etti.
İngiltere, Fransa, Norveç, Slovenya ve İsveç daveti resmi olarak reddetti. Diğer önde gelen Avrupa ülkeleri ise kurula katılmaya niyetli olmadıklarını veya konuyu incelediklerini belirtti.
Çin ve Rusya daveti aldıklarını teyit etti. Trump, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daveti kabul ettiğini öne sürdü.
Bloomberg’e konuşan Avrupalı bir yetkili, kurukun “bir haydutlar galerisine” (rogue gallery) dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Yetkili bu ifadeyle, “dolandırıcı” veya “düzenbaz” anlamlarının yanı sıra, ABD’nin geçmişte İran ve Kuzey Kore gibi ülkeler için kullandığı “haydut devlet” tanımına da atıfta bulundu.
Daimi üyelik için 1 milyar dolar şartı
Barış Kurulu başlangıçta Gazze Şeridi’nin yeniden inşası amacıyla oluşturulmuş ve bu kapsamda bir BM kararıyla onaylanmış olsa da, kurul tüzüğünde bu konuya dair herhangi bir ifade yer almıyor.
Kamuoyuna açıklanmayan ancak medya organlarının ulaştığı tüzük metnine göre, yeni organizasyon fiilen BM’nin yerini almaya aday bir yapı sergiliyor ve tüm yetki Trump’ın elinde toplanıyor.
Tüzüğe göre Trump, veto hakkına sahip tek kişi konumunda ve ABD başkanlığı görevi sona erdikten sonra bile kurul başkanlığını dilediği kadar sürdürme yetkisine sahip.
Associated Press’in aktardığına göre Trump, devlet liderlerine gönderdiği ek mektupta, kurulun “küresel çatışmaların çözümüne yönelik cesur ve yeni bir yaklaşımı uygulamaya koyacağını” belirtti.
Bir ülkenin kurulda üç yıldan fazla kalabilmesi ve daimi üye olabilmesi için 1 milyar dolar ödeme yapması gerekiyor. Kurulun bu fonu nasıl kullanacağı ise belirsizliğini koruyor.
The New York Times, birçok uzman ve yabancı yetkilinin bu girişimi, Trump’ın İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD tarafından inşa edilen uluslararası sistemi yıkarak, merkezinde kendisinin bulunduğu yeni bir düzen kurma hamlesi olarak gördüğünü yazdı.
Cambridge Üniversitesi’nden uluslararası hukuk profesörü ve barış görüşmeleri uzmanı Marc Weller, gazeteye verdiği demeçte bunun BM’ye doğrudan bir darbe olduğunu savundu:
“Bu girişim, büyük olasılıkla, dünya düzeninin tek bir kişi tarafından ele geçirilmesi ve bu kişinin düzeni kendi suretinde yeniden inşa etme çabası olarak algılanacaktır.”
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri olarak görev yapan ve şu anda America First Policy Institute’da çalışan Fred Fleitz, Rusya ve Çin’in davet edilmesinin “geniş” bir temsil sağlama arzusundan kaynaklandığını savundu.
Fleitz, “Yönetim, farklı ülkelerin kurulun çalışmalarını sabote etme olasılığını düşürmek istiyor” dedi.
Eski ABD NATO Daimi Temsilcisi Nicholas Burns ise geleneksel müttefiklerin bu girişimden memnun olamayacağını belirtti.
Burns, “ABD ile müttefikleri arasındaki güven ilişkisi yıkılmış durumda. Yönetimin Grönland’a yönelik hamlesi ve diğer NATO üyelerinin tepkisine dair hesap hatası, Avrupa ve Kanada’nın algısını kökten değiştirdi” değerlendirmesinde bulundu.(Harici)



