Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu programda, İran’da son iki haftadır yaşanan sokak hareketliliği ve ABD istihbarat teşkilatının buradaki rolü ele alındı.

Napolitano’nun “CIA, son iki haftadır İran sokaklarında yaşadığı devasa başarısızlığın ardından yaralarını mı sarıyor?” sorusuna yanıt veren eski istihbarat görevlisi Ray McGovern, teşkilatın herhangi bir pişmanlık duymadığını belirtti.

McGovern, “Hayır, Kongre veya başka bir merci CIA’den hesap sormadıkça yaralarını sarmayacaklar; sadece bir sonraki seferi bekleyecekler. Paraları ve bunu yapabilecek insanları var. Fırsatını bulduklarında tekrar deneyecekler” dedi.

Programın diğer konuğu Larry Johnson ise ABD’nin İran’daki “İslam Cumhuriyeti’ni devirme” projesinin 46 yıldır aktif olduğunu hatırlattı.

Johnson, Washington’ın ahlaki standartlarını eleştirerek, “Bu bir oyun mu? FSB, Starlink’i devre dışı bıraktığı için bu kez bizi sokaklarda yendi, bir dahaki sefere biz onları yeneriz mi diyoruz? Ölen binlerce insanı unutuyor muyuz?” ifadelerini kullandı.

Tarihin gölgesinde ABD-İran gerilimi: 500 bin canın sorumluluğu

ABD’nin İran’a yönelik tarihsel yaklaşımını analiz eden Larry Johnson, geçmişte Saddam Hüseyin’e verilen kimyasal silah öncüsü maddelerin sonuçlarına dikkat çekti.

Johnson, “İran-Irak savaşı sırasında Saddam’a hardal gazı yapımında kullanılan kimyasalları verdik. Bu savaşın sonucunda 500 binden fazla İranlı askerin öldüğü tahmin ediliyor. Eğer birine cinayet işlemesi için para veya imkan sağlıyorsanız, bu suçun kolaylaştırıcısı olursunuz. Bu standart altında ABD, en az yarım milyon İranlının ölümünden sorumludur” diye konuştu.

Johnson ayrıca, İran’ın doğrudan veya vekilleri aracılığıyla öldürdüğü ABD vatandaşı sayısının 46 yılda 3 binin altında olduğunu belirterek, “3 bin, 500 bin ile nasıl kıyaslanabilir? İran’ın bizden nefret etmesi için çok sebebi var ama ilginçtir ki etmiyorlar” dedi.

“Emlakçı” temsilciler Putin’in masasında: Ukrayna için toprak pazarlığı

Trump yönetiminin Rusya ile yürüttüğü diplomasi trafiği, Steve Witkoff ve Jared Kushner’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiği 4 saatlik görüşme üzerinden tartışıldı.

Napolitano’nun bu kişileri “emlakçı” olarak nitelemesine itiraz eden McGovern, “Onlar sadece emlakçı değil, ABD Başkanı’nın özel temsilcileridir. Trump bu iki isme, başta Ukrayna olmak üzere Rusya ile düzgün bir ilişki kurma görevi verdi” açıklamasında bulundu.

McGovern, Rus tarafının görüşmelere dair yaptığı açıklamada geçen “açık” ve “güven verici” ifadelerinin önemine değindi.

McGovern, “Ruslar, Anchorage zirvesinden bu yana ilk kez ABD ile birlikte Ukraynalılarla masaya oturmayı kabul etti. Trump, Ukraynalıların pazarlığa hazır olduğuna dair güvence verene kadar bunu reddetmişlerdi. Zelenskiy güvenlik garantileri konusunda ikna edilmiş görünüyor; geriye sadece toprak pazarlığı kaldı” dedi.

Abu Dabi zirvesi ve ateşkes arayışı: Zelenskiy devre dışı mı?

Ukrayna krizinin çözümü için Abu Dabi’de yürütülen üçlü görüşmeler, programın en sıcak başlığı oldu.

Ray McGovern, Abu Dabi’deki heyetlerin seviyesine dikkat çekerek, “Bu görüşmeler cenaze değişimiyle ilgili değil, toprak değişimiyle ilgili. Birliklerin geri çekilmesini ve toprak anlaşmalarını doğrulayabilecek seviyede insanlar orada. Bu, bir ateşkese yaklaşıldığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık Larry Johnson, askeri operasyonların diplomatik bir çözüm bulunana kadar kesintisiz devam edeceğini dile getirdi.

Johnson, Zelenskiy’nin Davos’taki tutumunu “tam bir çöküş” olarak niteleyerek, “Trump, Ukrayna’nın toprak vermeyi kabul ettiğini söylüyor, 30 dakika sonra Zelenskiy ‘asla’ diyor. Zelenskiy herkese hakaret etti; o bir erime süreci yaşıyor” dedi.

Johnson ayrıca, Rusya ile ulaşılabilecek siyasi herhangi bir anlaşmanın, Kongre onayı olmadan hukuki olarak bağlayıcı olmayacağını ve Rusların Trump’ı “güvenilir bir ortak” olarak görüp görmediğinin şüpheli olduğunu ekledi.

İran’a yönelik askeri harekat senaryoları: “Retorik yakın, imkan kısıtlı”

Programın sonunda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası bir hava saldırısı senaryosu değerlendirildi.

Lazard Bankası CEO’su Peter Orszag’ın “İran’da yakında büyük bir şeyler olacağı” yönündeki iddiaları hatırlatıldığında, Johnson askeri gerçekliğe vurgu yaptı.

Johnson, “Retorik olarak çok yakınız ancak bölgede sadece bir uçak gemimiz var. Etkili bir saldırı için en az iki ek uçak gemisine daha ihtiyaç duyulur. CIA’in Trump’a Ukrayna konusunda yalan söylediği kanıtlanmışken, İran’da askeri olarak neler başarılabileceği konusunda da yalan söylemediklerini garanti edemem” uyarısında bulundu.

Ray McGovern ise Netanyahu’nun son dönemde Trump’a “bekle” mesajı vermiş olabileceğini iddia ederek, “Netanyahu, İran’ın savunulamayacak füzelerle İsrail’i ve ABD üslerini vurabileceğini anladı. Uçak gemileri aslında birer ‘kolay hedef’ (sitting duck). Trump’a bir uçak gemisini İran füzelerinin menziline sokması tavsiye edilmemeli” dedi.(Harici)