ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna açıklanan, pedofil fuhuş şebekesi yöneticisi Jeffrey Epstein’in yazışma dosyalarında adı geçen Avrupalılar arasında, siyasi bedel ödeyen ilk isim Miroslav Lajčák oldu. 2012-2020 yılları arasında Slovakya Dışişleri Bakanlığı yapan ve son dönemde Başbakan Robert Fico’nun danışmanlığını yürüten Lajčák, 2018 yılında Epstein ile kurduğu iletişimin ifşa olması üzerine 31 Ocak’ta istifasını sundu. Yayımlanan yazışmalardan birine göre Slovak diplomat, Kiev ve Moskova seyahatlerinin ardından “göz kamaştırıcı kızlardan” bahsediyordu. Epstein’in bu durumu “Rusya’nın en büyük ihraç ürünü” olarak nitelemesine karşılık, Lajčák şakayla karışık bir itirazda bulunmuştu: “Ham petrolden sonra gelir.”
Adı, ABD Adalet Bakanlığı’nın Kasım 2025’te yayımladığı ilk parti dosyalarda da geçiyordu. O dönemde Başbakan Fico, “hakkında ilave bir ifşaat çıkması durumunda” Lajčák’ın görevine son verileceğini duyurmuştu. Danışmanının istifasını yorumlayan Slovak Başbakan, onun “büyük bir diplomata yaraşır şekilde davrandığını” ifade etti. Lajčák ise 2 Şubat’ta Slovakya Radyosu’nda kamuoyuna açıklamalarda bulundu. “Bugün o mesajları okuduğumda kendimi aptal gibi hissediyorum… Maksadını aşan bir iletişim kurdum. Bu mesajlar, erkek egosunun aptalca gevezeliklerinden başka bir şey değildi” diyerek günah çıkardı. Lajčák, Epstein ile iletişiminin “sözlerle sınırlı kaldığını” ve herhangi bir yasa dışı eylemde bulunmadığını savunuyor.
Lajčák, Epstein ile siyaseti de masaya yatırıyordu. Hem Avrupalı mevkidaşları hem de -dosyalarda adı onlarca kez zararsız bağlamlarda geçen diğer pek çok dünya lideri gibi- Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmelere dair izlenimlerini paylaşıyordu. Lajčák, Ekim 2018’de Epstein’e şöyle yazmıştı: “Rusya’da her şey harika geçti. Lavrov ile üç buçuk saat, finalde puro.” Epstein ise ABD’nin 42. Başkanı etrafında dönen seks skandalına atıfta bulunarak, “Clinton-Monica tarzı bir puro olmadığını tahmin ediyorum” şeklinde yanıt vermişti.
Lajčák, Mayıs 2019’da gerçekleşen Avrupa Parlamentosu seçimlerini de Epstein ile tartışan isimlerden biriydi. Diplomat şöyle yazıyordu: “Büyük resmi görebilmek için bir saat daha beklememiz gerekecek. Slovakya cephesine gelince; daha kötüsü de olabilirdi… Sonuçları az önce okudum, sürpriz yok. Tam da beklendiği gibi: Ana akım partiler (Avrupa Halk Partisi [EPP] ve Sosyal Demokratlar [S&D] kastediliyor) güç kaybetti ama hâlâ hakimiyetlerini koruyorlar.”
2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri sonucunda aşırı sağcı partiler mevzilerini güçlendirmişti: Kimlik ve Demokrasi (ID, ki o dönemde Almanya için Alternatif [AfD] bu gruptaydı) 73 sandalye, Avrupalı Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) ise 62 sandalye kazandı. Fakat bu partilerin temsilcileri parlamentoda yönetici pozisyonlara gelemedi. Oylama sonucunda, 1979’dan bu yana ilk kez iki geleneksel parti -EPP (182 sandalye) ve S&D (154 sandalye)- parlamentodaki mutlak çoğunluklarını yitirdi. Yine de EPP grubu en büyük grup olarak kalmayı başardı.
Slovakya’da şu an iktidarda olan Başbakan Robert Fico’nun partisi Smer, daha önce Avrupa Parlamentosu’ndaki Sosyal Demokratlar (S&D) grubuna üyeydi, ancak Ekim 2023’te üyelikleri askıya alındı. Fico, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın AB içindeki en kilit destekçisi olarak görülüyor; Smer temsilcileri ise Brüksel’de artık bağımsız milletvekili olarak yer alıyor. Fico, Temmuz ayında S&D’ye dönüş için, Ukrayna ve göç sorunları konusunda “kendi pozisyonunu koruma hakkı” da dahil olmak üzere bir dizi şart öne sürdü.
Sebastian Kurz’u öve öve bitirememişler: ‘Fevkalade donanımlı bir analist’
Epstein ayrıca, Mayıs 2019’da patlak veren ve “İbizagate” olarak bilinen hadisenin beraberinde güven oylamasıyla düşürülen Avusturya eski Şansölyesi Sebastian Kurz’un akıbetiyle de ilgileniyordu. Bu yolsuzluk meselesine, Kurz’un Avusturya Halk Partisi (ÖVP) ile koalisyon ortağı olan aşırı sağcı Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) temsilcileri karışmıştı. Epstein, 2019 tarihli bir yazışmada (bu belgeler geçtiğimiz kasım ayında ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komisyonu tarafından yayımlandı) “Kurz iktidara dönecek mi?” diye soruyordu. Lajčák’ın yanıtı netti: “Seçimleri kazanacağı kesin. Ancak şu an koalisyon kurabileceği bir ortağı yok.”
Kurz’un adı, Epstein’in Haziran 2018’de eski Norveçli diplomat Terje Rød-Larsen ile yaptığı yazışmalarda da geçiyor. Pedofil milyarder, Larsen aracılığıyla Kurz’u, ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanlığından yaklaşık bir yıl önce ayrılan Steve Bannon ile bir araya getirmeye çalışıyordu. Epstein, “Kurz önemli biri. Trump ve Putin’i ağırlayacak” diye yazmıştı. Rød-Larsen ise yanıt olarak Kurz’a gönderilecek bir mesaj taslağını iletti:
“Değerli Sebastian, perde arkasında Washington’daki en ferasetli ve etkili aktörlerden biri olmaya devam eden ve Başkan’a çok yakın olan Steve Bannon, çeşitli konuları görüşmek üzere sizinle buluşmak istiyor… Bazı konularda görüşlerimiz ciddi şekilde ayrışsa da, kendisi son derece öngörülü ve fevkalade donanımlı bir analist ve aktördür!”
Yayımlanan bir başka yazışmada Epstein, Bannon’a, Kurz’un bizzat kendisiyle görüşmek istediğini iletiyor. Bannon ise Avusturyalı siyasetçiyi Avrupa’nın önde gelen figürlerinden biri olarak tanımlıyor ve onu “popülist, milliyetçi ve egemenlik hareketi yanlısı” olarak nitelendiriyor. Belgelerden bu görüşmenin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılmıyor. Geçtiğimiz sonbaharda Kurz’un sözcüsü, Avusturya basınına verdiği demeçte eski şansölyenin ne Bannon’ı ne de Epstein’i tanıdığını beyan etmişti.
Yayımlanan bir diğer belgeye göre Bannon, Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Avrupalı sağcılara aktif danışmanlık yapıyordu. Bannon, 2018 baharında Epstein’e şunları yazıyordu:
“Şu anda Ulusal Cephe’nin (şimdiki adıyla Ulusal Birlik [RN], aşırı sağcı Fransız partisi), Salvini’nin Lega’sının, AfD’nin, İsviçrelilerin ve Orbán’ın danışmanlığını yapıyorum. Önümüzdeki mayıs ayında Avrupa Parlamentosu seçimleri var; sandalye sayımızı 92’den 200’e çıkarabilir, kripto paralarla ilgili her türlü yasayı veya canımız ne isterse onu durdurabiliriz.”
Bannon’ın burada kastettiği, 2023 yılında ana akım Avrupalı partilerin girişimiyle kabul edilen Kripto Varlık Piyasaları Yönetmeliği (MiCA) idi. Bannon’ın anlattığına göre, yönetmeliğin tartışıldığı dönemde Avrupa Parlamentosu’ndaki sağ gruplar (ID ve ECR) bu girişime karşı çıkmıştı.
Diğer taraftan Bannon ve Epstein, Avrupa’daki isimlerden çoğunlukla alayla bahsediyordu. Bannon Mart 2018’de, AfD’nin oylarının yüzde 13 civarına ulaştığına dikkat çekerek, “May gitti; Merkel ve Macron’un da sayılı günü kaldı” diye yazıyordu.
Merkel’in adının geçtiği en absürt mesaj ise Birleşik Arap Emirlikleri’nden bir sermayedar tarafından Epstein’in telefonuna gönderildi. Gönderilen siyah-beyaz fotoğrafta muhtemelen bikinili genç kadınlar yer alıyordu. Epstein bu mesaja cevaben “Şansölye Merkel’in gençliği!” yazdı. AfD’nin de adının geçtiği bu belgeleri yorumlayan Der Spiegel, Trump taraftarlarının daha ilk başkanlık döneminde Avrupa’da sağ-popülist bir dönüşüm umudu taşıdıkları sonucuna varmış.
Lord Mandelson vakasının öncesi ve sonrası
Avrupa Komisyonu, 3 Şubat’ta, İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi ve eski Avrupa Komiseri Lord Peter Mandelson’ın Epstein ile ilişkisine dair ortaya çıkan detaylar üzerine soruşturma başlattı. İngiltere Birlik’ten ayrılmış olsa da Komisyon, Mandelson’ın eski bir “Avrupa bürokratı” olarak etik yükümlülüklerinin devam ettiğini vurguluyor.
İfşa olan belgeler, gerilim romanını aratmayacak nitelikte. 2010 yılında İngiliz hükümetinde bakanlık koltuğunda oturan Mandelson’ın, Yunanistan kriziyle sarsılan Euro Bölgesi’ne yönelik 500 milyar euroluk kurtarma paketini, henüz resmiyet kazanmadan Epstein’e “fısıldadığı” öğrenildi. Epstein, AB bakanlar toplantısının arifesinde Mandelson’a “Kaynaklarım paketin hazır olduğunu söylüyor” diye yazmış; Mandelson ise Downing Street’ten ayrılmak üzere olduğunu belirterek, “Bu akşam açıklanacak” cevabını vermişti. Ayrıca Epstein’in, o dönem İşçi Partisi milletvekili olan Mandelson ile bağlantılı hesaplara 75 bin dolar aktardığına dair belgeler, İngiliz polisinin de radarına girdi. Mandelson, “Partime daha fazla zarar vermek istemiyorum” diyerek İşçi Partisi saflarından istifa ettiğini duyurdu.
Belgelerde adı geçen bir diğer isim, mevcut Slovakya Temsilcisi ve Avrupa Komiseri Maroš Šefčovič. Šefčovič, Epstein ile hiçbir temasının olmadığını, adının muhtemelen vatandaşı Lajčák tarafından “kendi çıkarları için” kullanıldığını savundu. Mevcut Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in adı ise yazışmalarda sadece pasif bir haber öznesi olarak geçiyor.
Fransa’dan kimler var?
Fransız kültür ve siyaset hayatının simge ismi, eski bakan Jacques Lang’ın da Epstein ağında olduğunu gösteriyor. Le Monde ve Mediapart’ın incelemelerine göre Lang, Epstein’in uçak ve araçlarını kullanmış; kızı Caroline ise Epstein ile ticari ortaklıklar kurmuştu. Baba-kız, Epstein ile ünlü yönetmen Woody Allen aracılığıyla tanıştıklarını ve Epstein’in suçlarından habersiz, “inanılmaz derecede saf” olduklarını iddia ettiler.
Fransa’nın eski Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ise daha temkinli bir portre çiziyor. 2013 yılında bir aracı vasıtasıyla Epstein’in New York’taki malikanesine giden Le Maire, iddiaya göre “tuzağa düştüğünü” hissederek mekanı derhal terk etmişti. Ancak aracısı Olivier Colom ile Epstein arasındaki yazışmalar, dikkat çekici. Epstein, fuhuş adasını anlatırken, Colom şu cevabı veriyordu: “Suudi Kralı’nın sarayında köpekbalıkları var. Ben sizinkileri çok daha fazla tercih ederim.”
Norveç Veliaht Prensesi Epstein’e “bebeğim” diye hitap ediyor
Belgelerde İskandinavya’nın “kusursuz” monarşilerinden isimler de var. Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit’in, Epstein ile 2011-2014 yılları arasında samimi bir yazışma trafiği olduğu ortaya çıktı. Prenses, Epstein’e “bebeğim” diye hitap ediyor, hatta 15 yaşındaki oğlu için “çıplak kadınlı sörf tahtası” görselleri konusunda fikir danışıyordu. “İskandinav kadınlarının en iyi eş adayı olduğu” ve Paris’in “aldatmak için ideal bir yer olduğu” gibi sığ sohbetler, Prenses’in “özür dilemesiyle” gündemden düşürüldü.
İsveç Prensesi Sofia da belgelerdeydi. Prens Carl Philip ile evlenmeden önceki modellik ve reality şov geçmişine atıfta bulunan Epstein, 2010 tarihli bir mesajında onun fotoğraflarını paylaşarak, “İsveç basını peşinde ama o bizim Sofia!” minvalinde ifadeler kullanmıştı. Prenses Sofia (eski soyadıyla Hellqvist), evlenmeden önce bir “glamour model” ve reality şov yıldızıydı. İsveç Sarayı’na girmesi modern bir “Külkedisi masalı” gibi sunulmuştu. İsveç Sarayı, Prenses’in Epstein ile 20 yıldır görüşmediğini belirterek suçlamaları yalanladı.(Harici)



