1971 yılının Aralık ayında, yedi hükümdar, topraklarını bir federasyon altında birleştiren bir anlaşma imzaladı. Sokaklarda herhangi bir ayaklanma ya da halkın iradesiyle şekillenen büyük bir anayasal kriz yaşanmadı.

Olup biten;  İngiltere'nin Basra Körfezi'nden çekilmesi ve Washington'un gölgesinin bölgeye giderek yayılmasıyla, hem kendi kırılganlıkları hem de hırslarının ayırdındaki hanedan soyluları arasında yapılan bir anlaşmaydı.

Bu anlaşma bugün de geçerli. Ancak hiçbir zaman eşitlik temelinde olmadı.

Yedi Emirlik, tek kader mi?

BAE genellikle birleşik, istikrarlı, vizyoner bir devlet olarak tasvir edilir; ve petrol zenginliğini, küresel ticareti ve ABD ile stratejik ittifakını kullanarak kendi büyüklüğünün çok ötesinde bir güç sergileyen Körfez'in başarı öyküsü olarak sunulur.

Son yıllarda, bu formüle İsrail ile normalleşme ve Washington ile güvenlik entegrasyonunun derinleşmesi de eklendi. Ancak nadiren dile getirilen bir gerçek, BAE'nin klasik anlamda tek parça bir devlet olmadığıdır. BAE, her biri farklı ekonomik modellere, siyasi kültürlere ve farklı düzeylerde zenginlik ve nüfuza sahip yedi hanedan emirliğinden oluşan bir federasyondur.

O halde soru, BAE'nin bugün istikrarlı olup olmadığı değil. Esas soru, BAE'nin kuruluşunda mevcut olan yapısal dengesizliklerin, önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak iç ve dış baskıları kaldırıp kaldırmayacağı.

Asimetri üzerine kurulu bir federasyon

BAE, iktidarı konsolide eden tek bir yönetici aile tarafından kurulmadı, müzakereler sonucunda doğdu. Altı farklı emirlik, 1971 yılının Aralık ayında federasyonu kurdu. Resü'l-Hayme, 1972 yılının Şubat ayında federasyona katılınca üye sayısı yediye çıktı. Federasyon, kuruluşundan itibaren doğal kaynaklar, demografi ve jeopolitik ağırlık açısından eşit olmayan bölgeleri bir araya getirdi.

İngiliz himaye anlaşmaları Trucial Sahili’ni -BAE’nin geçmişteki ismi- oluşturmadan önce, bugünkü BAE'nin büyük bir kısmı Umman'ın etkisi altındaydı ve kabile konfederasyonları ile deniz hakimiyeti Umman'ın egemenliği altında faaliyet gösteriyordu. Dolayısıyla federasyon, tarihsel bir devletin devamı değil, yakın zamanda yapılan bir siyasi uzlaşmaydı.

Abu Dhabi, federasyonun idari merkezini kontrol ederek petrol ve gaz üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 96'sını denetliyor. Bu da ona sadece hidrokarbon rezervlerinin en büyük payını sağlamakla kalmayıp, bu zenginliğin küresel pazarlara nasıl ve ne zaman gireceği konusunda da belirleyici bir kontrol sağlıyor.

Dubai ise farklı bir yol izledi. Sınırlı petrol rezervleriyle, limanlar, havacılık, yeniden ihracat, finans gibi ekonomik serbestlik üzerine bir kimlik oluşturdu ve coğrafyasını bir avantaja çevirdi. Kaynak kıtlığını hiper-bağlantı ve risk alma yoluyla telafi etti. 

BAE Merkez Bankası'na göre Dubai, 2025'in ilk yarısında 9,9 milyon uluslararası ziyaretçi ağırladı ve Dubai havaalanı aynı dönemde yaklaşık 46 milyon yolcuya hizmet verdi.

Kuzeyde yer alan emirlikler de farklı yollar izledi. Resü'l-Hayme, imalat, taş ocakçılığı ve orta ölçekli ticarete daha fazla ağırlık verdi. Şarika, endüstriyel kapasitesini ve istihdam olanaklarını artırmaya çalışsa da, kendini eğitim, kültür ve sosyal açıdan daha muhafazakar bir kamusal kimlik etrafında konumlandırdı. 

Füceyre, Umman körfezinde yer alan ve Hürmüz boğazının ötesinde kritik bir enerji ve lojistik merkezi olarak hizmet veren coğrafi konumundan yararlandı. Daha küçük ve mali açıdan daha zayıf olan Acman ve Ummül-Kayveyn, federal bütçe dağıtımına ve ortak altyapıya daha fazla bağımlıydı.

Bu farklılıklar federasyonun yapısında kalıcılaşmış durumda.

Federal yapı hiyerarşiyi benimsemiştir. Yedi hükümdardan oluşan Federal Yüksek Konsey, önemli ulusal konularda nihai yetkiye sahip. Ancak önemli kararlar için Abu Dhabi ve Dubai'nin onayı gerekli.

Bu durum, her iki emirliğe de önemli federal konularda veto hakkı sağlar. Yedi emirlikten sadece ikisi olmakla kalmayıp, bu iki emirlik devletin ikiz kolonları. Bu yapı istikrarı sağlamış olsa da, asimetriyi de kökleştirir. 

Abu Dhabi'nin konsolidasyonu

Abu Dhabi hükümdarı, Aralık 2020'de yasa ile kurulan Mali ve Ekonomik İşler Yüksek Konseyi'nin başkanlığını yapar. Bu organ, maliye, yatırım, ekonomi, petrol ve doğal kaynaklar ile ilgili politikaları belirler, ilgili kurumları denetler ve stratejik yatırım kurullarının üyelerini atar.

Bu konsey, diğer emirlikler için, Abu Dhabi'nin ulusal ekonomide giderek artan bir otoriteye sahip olduğuna dair zaten var olan olguyu resmileştirir.

Abu Dhabi'nin yeni devlet varlık fonu Limad Holding, 30 Ocak 2026'da Abu Dhabi Holding'i satın alarak, hava yolları, kamu hizmetleri ve limanlar gibi yüz milyarlarca dolarlık devlet varlıklarını veliaht prens Şeyh Halid bin Muhammed bin Zayed'in yönetiminde birleştirdi. Reuters'da yayınlanan bir makalede, bu hamle “yüz milyarlarca dolar” değerinde devasa stratejik varlıkları daha sıkı kontrol altına almak olarak tanımlandı.

Bu tür bir konsolidasyon, tepedeki kurumsal bölünmeyi azaltır fakat aynı zamanda karar vericilerin çevresini de daraltır. Müzakereye dayalı bir denge üzerine kurulu bir federasyonda bunun sonuçları elbet olacaktır. Tepede daha az aktör olması daha fazla verimlilik anlamına gelebilir. Ancak kriz dönemlerinde, özellikle diğer emirlikler kendilerini dışlanmış hissettiklerinde, elitler arasındaki anlaşmazlıkların şiddetini artırabilir.

Bu hoşnutsuzluk nadiren kamuoyuna açıklanıyor. Bunun yerine, 2019'dan bu yana Körfez medyasında olası bölünme tehlikesine dair uyarılar, elitler arasında sessizce ifade edilen hayal kırıklığı ve zaman zaman ortaya çıkan sosyal medya paylaşımları gibi üstü kapalı işaretlerle ortaya çıkıyor.

Kalba'daki Hükümdarlık Ofisi başkan yardımcısı Haytam bin Sakr bin Sultan el-Kasimi'nin, Başkan Muhammed bin Zayed'i (MbZ) eleştiren bir mesajı kısa süreliğine paylaşıp ardından silmesi, nadiren gün yüzüne çıkan gerilimleri gözler önüne sermişti.

Dubai, Resü'l-Hayme, Şarika: Gerginlik kaynakları

Eğer bölünme gerçekleşirse, bu sokak protestoları veya ayrılıkçı siyasi partiler şeklinde olmayacak. Zira siyasi partiler yasaklanmış, halkın muhalefeti sıkı kontrol altında tutuluyor. BAE, açık bir rekabet sistemine sahip değil.

Bunun yerine, baskı daha az görünür alanlarda, örneğin elit kesimin uyumunda, sosyo-ekonomik pazarlıklarda ve dış finansal şoklara maruz kalan alanlarda ortaya çıkıyor.

Göz alıcı Dubai, ilk kırılgan nokta. Dubai'nin modeli, öngörülebilir, dinamik bir küresel merkez olarak sahip olduğu kredibiliteye dayalı. Dubai Uluslararası Finans Merkezi, küresel sermayeyi çekmek için bağımsız yasal ve düzenleyici yapısını vurgular. Ancak bu şeffaflık, Dubai'yi küresel regülasyon ortamındaki değişikliklere karşı hassas hale getirir.

2023 mali yılı için getirilen kurumlar vergisi ve 1 Ocak 2025'ten itibaren geçerli olan ek vergi, Dubai'nin uzun süredir devam eden piyasa giriş kolaylığı ve farklı sektörlere ayrılmış bölgeler modelini daha tek tip bir federal vergi ortamına uyum sağlamaya zorladı.

Aynı zamanda, BAE merkezli ağların yaptırımlardan kaçmak ve finansal şeffaflığını engellemek için kullanılmasına ilişkin Batı'nın tekrar tekrar yaptığı uyarılar, Dubai'nin sahip olduğu itibarı aşındırdı. Dubai, finansal risklerin orantısız şekilde büyük bir kısmını üstleniyor. Sermaye akışlarında ani bir daralma veya yaptırımların uygulanmasıyla bağlantılı bir itibar krizi, ekonomide hızlı bir şekilde etkisini gösterebilir.

Aynı zamanda Dubai, federal yönetimin merkezine daha da yanaştı. Dubai Veliaht Prensi'nin Temmuz 2024'te savunma bakanı olarak atanması, Dubai liderliğini doğrudan merkezi yönetim fonksiyonuna bağladı. Bu, stratejik uyum için atılmış bir adımdı ve bir ayrışma olasılığını azalttı.

Resü'l-Hayme ise farklı bir durum arz ediyor. Emirlik, en önemlisi Wynn El Marjan entegre tatil köyü olmak üzere, farklı bir ekonomik büyüme stratejisi izledi. Eylül 2023'te, şans oyunları ve ulusal piyangolar için bir yasal çerçeve oluşturmak üzere federal bir kurum olarak BAE Ticari Şans Oyunları Düzenleme Kurumu kuruldu.

Wynn Resorts, 5 Ekim 2024 tarihinde Resü'l-Hayme için BAE'nin ilk ticari bahis oynama lisansını aldı. Bu, bahislerin uzun süredir yasak olduğu bir federasyonda önemli bir politika değişikliğini işaret ediyor.

Bu test iki yönlü. Federal düzenleme, büyük ölçüde Abu Dhabi'den denetim anlamına gelir. Ancak sosyal ve kültürel normlar emirlikler arasında farklılık gösterir. Kumar önemli bir gelir kaynağı ve turizm kaynağı haline gelirse, Resü'l-Hayme'nin federasyon içindeki pazarlık gücü artar. Aksi takdirde Dubai veya Abu Dhabi'ye gitmesi muhtemel turist akışını kendine çekerek iç ekonomik rekabeti kızıştırabilir.

Bu arada Şarika, muhafazakar kültürel kimliğini endüstri ve enerji sektöründeki büyümeyle dengeliyor. Şarika Petrol Konseyi, Mayıs 2024'te El Hadiba sahasında yeni bir doğalgaz keşfi yaptığını duyurdu ve emirliğin uzun vadeli olarak yurt içi enerji konumunu güçlendirme çabalarını sürdürdüğünü gösterdi.

Ancak Şarika, büyüklüğüne göre oldukça yüksek bir borç yükü taşıyor. S&P Global Ratings, Mayıs 2024'teki ülke kredi notu değerlendirmesinde, emirliğin nispeten yüksek borç yükünü vurguladı. 2023 yılında brüt kamu borcu GSYİH'nin yaklaşık yüzde 52'sini oluşturuyordu.

Emirliklerin her biri aynı bayrak altında faaliyet gösteriyor. Her biri de farklı bir meşruiyet ve büyüme modeli izliyor.

Güvenlik devleti ve elitlerin uyumu

Potansiyel gerilimin ikinci ekseni, muhalefetin nasıl yönetildiği. BAE'de muhalefet öncelikle bir güvenlik sorunu olarak ele alınıyor. Geçtiğimiz yıl, yetkililerin terörle ilgili suçlar olarak nitelendirdiği yüksek profilli davalar yeniden gündeme geldi.

İnsan hakları grupları, 84 kişinin yargılandığı BAE84 davası hakkında raporlar yayınladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, 4 Mart 2025 tarihinde Federal Yüksek Mahkeme Devlet Güvenlik Bölümü'nün temyiz başvurularını reddederek mahkumiyet kararlarını onadığını açıkladı. Yetkililer, sanıkları terörle mücadele yasası kapsamında terörist olarak tanımlanan gizli bir örgüt kurmak ve yönetmekle suçladı.

Bu tür davalar, elit kesimin disiplinini güçlendiriyor. Ayrıca, izin verilen söylemlerin sınırları hakkında da bir mesaj veriyor. Yönetici aileler arasında müzakereye dayalı güç paylaşımına bağlı bir federasyonda, üst kademedeki uyum, alt kademedeki kamuoyu tartışmalarından daha önemli.

Ancak, görünür bir muhalefetin olmaması, herhangi bir gerilimin olmadığı anlamına gelmez. Bu, gerilim varsa, sokaklarda değil, elit çevrelerde yaşandığı anlamına gelir.

Dış ilişkiler ve iç maliyet

BAE, Washington'un güvenlik yapısıyla entegrasyonunu derinleştirdi ve İsrail ile ilişkilerini normalleştirerek, ABD liderliğindeki bölgesel yapılanmalara daha da entegre oldu. Bu uyum, teknolojik, askeri ve finansal avantajlar sağlarken, Batı Asya'da siyaset ve ülkenin imajı açısından maliyetleri de beraberinde getirdi.

Federasyon, İsrail ile bağlantılı projelere katılımını genişlettikçe, dış strateji ile iç siyasi akımlar arasındaki uçurumu derinleştirme riskiyle de karşı karşıya kalıyor.

Daha küçük veya daha muhafazakar emirliklerin görüşleri Abu Dhabi'ninkilerle aynı olmayabilir.

BAE'nin çöküşünden bahsetmek zor. Yakın vadede bölünme olasılığı düşük. Ancak federasyonun dayanıklılığı, ekonomik, siyasi ve kültürel asimetrinin yönetilmesine bağlı. Abu Dhabi otoriteyi merkezileştirdikçe ve dış taahhütler arttıkça, hata payı daralıyor.

BAE hukuken tek bir ülke. Pratikte ise, yedi farklı emirlik, tek bir bayrak altında güç müzakeresi içinde. Bu pazarlıkların dengede kalıp kalmayacağı, federasyonun geleceğini belirleyecek.(Mohamad Hasan Sweidan/The Cradle)

 

Not: Bu makalede ifade edilen görüşler Hürseda Haber'in görüşlerini yansıtmayabilir.