ABD Başkanı Donald Trump’ın üst düzey danışmanları, ABD’nin İran’a saldırı başlatmadan önce İsrail’in İran’ı vurmasını tercih ediyor.

POLITICO’ya göre Trump yönetiminin bu yetkilileri, İsrail’in saldırısının İran’ı misillemeye sevk edeceğini ve bu da ABD’nin saldırısı için Amerikan seçmenlerinin desteğini toplamaya yardımcı olacağını özel olarak savunuyorlar.

Son anketler, özellikle Cumhuriyetçilerin İran’da rejim değişikliğini desteklediğini, fakat bunu başarmak için ABD’nin kayıplarını göze almaya istekli olmadığını gösteriyor.

Bu, Trump’ın ekibinin, İran’ın nükleer programı gibi diğer gerekçelerin yanı sıra, saldırının nasıl gerçekleştirileceğinin görünüşünü de dikkate aldığı anlamına geliyor.

Tartışmaları hakkında bilgi sahibi bir kaynak şunları söyledi:

“Yönetim içinde ve çevresinde, İsrailliler ilk olarak ve tek başına harekete geçerse ve İranlılar bize misilleme yaparsa, politik açıdan çok daha iyi olacağı ve bize harekete geçmek için daha fazla neden vereceği düşünülüyor.”

Washington’da İran ile olan gerginliğin diplomatik bir çözümle sonuçlanacağına dair umutlar azalırken, asıl soru ABD’nin ne zaman ve nasıl saldıracağı haline geliyor.

İki kaynağa göre, İsrail’in ilk hamleyi yapmasını istemesine rağmen, en olası senaryo ABD ve İsrail’in ortak bir operasyon düzenlemesi olabilir.

Yorum talebine yanıt olarak Beyaz Saray sözcüsü Anna Kelly, “Medya, başkanın düşünceleri hakkında istedikleri kadar spekülasyon yapmaya devam edebilir, fakat ne yapıp ne yapmayacağını sadece Başkan Trump bilir,” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen hafta Beyaz Saray’da, İran’ın nükleer programını, balistik füze altyapısını ve bölgedeki vekil milisleri desteklemesini engellemek için gerekli adımları atması konusunda yönetimi zorladı.

Bu arada, başkanın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’dan oluşan müzakere ekibi, İranlılarla bir anlaşma yapmaya çalışmak için bugün (26 Şubat) Cenevre’ye gidiyor.

Öte yandan müzakere sürecine rağmen, görüşmelere yakın bir kaynak, başkanın en yakın çevresindeki düşüncenin “onları bombalayacağız” yönünde olduğunu aktardı.

Gelgelelim saldırının kapsamı konusunda da soru işaretleri var. Görüşmelere aşina olan kişi, iki önemli hususun, ABD’nin mühimmat stoklarının tükenmesi riskini ve bunun Çin’e Tayvan’ı ele geçirme fırsatı verebileceği endişesini ve ABD’nin en agresif seçeneği tercih etmesi halinde Amerikan kayıplarının olasılığını içerdiğini söyledi:

“Rejim değişikliği ölçeğinde bir saldırıdan bahsediyorsak, İran elindeki her şeyle misilleme yapma olasılığı çok yüksek. Bölgede çok sayıda varlığımız var ve bunların her biri potansiyel bir hedef ve bunlar Demir Kubbe’nin koruması altında değil. Dolayısıyla Amerikan kayıplarının olasılığı yüksek. Ve bu da birçok siyasi risk getiriyor.”

Son haftalarda, Pentagon yetkilileri ve Kongre üyeleri, uzun süreli İran saldırılarının ABD’nin askeri stoklarını zorlayabileceği konusunda giderek daha fazla uyarıda bulunuyorlar.

Üst düzey bir ABD istihbarat yetkilisine göre, ABD istihbarat topluluğu, İran’ın Orta Doğu ve Avrupa’daki ABD tesislerine ve personeline yönelik olası asimetrik misilleme konusunda “endişeli ve izliyor.”

Trump’ın Tahran’ı vurmak için bir dizi seçeneği var. İran görüşmelerine aşina bir ABD yetkilisine göre, bunlar arasında İran’ı ABD’nin kabul edebileceği bir anlaşmaya zorlamak için bir koz olarak kullanılabilecek ilk aşamadaki sınırlı bir saldırı da bulunuyor.

Yetkili, anlaşma sağlanamazsa Trump’ın daha sonra daha büyük çaplı bir saldırı emri verebileceğini söyledi.

Askeri seçenekler neredeyse kesin olarak İran’ın nükleer tesislerini hedef alacak. Ayrıca, İsrail’in güvenliği için büyük bir tehdit olarak gördüğü İran’ın balistik füze altyapısı da kesinlikle vurulacak.

Yetkili, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i hedef alan bir “dekapitasyon (kelle alma) saldırısı”nın bir seçenek olduğunu söyledi.

Böyle bir operasyon günler veya haftalar sürebilir ve sonuçları, özellikle ABD sadece hava gücüne güveniyorsa, öngörülemez olabilir. (harici)