Yemen’deki Ensarullah hareketinin siyasi büro üyesi ve Yemen Merkezi Denetim ve Hesap Kurumu Başkanı Ali el-İmad, The Cradle’a verdiği özel demeçte, Sana yönetiminin halihazırda “resmen savaş halinde” olduğunu belirtti. El-İmad’ın açıklamaları, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan bölgesel çatışmalarda Yemen’in ilerleyen süreçte doğrudan müdahil olabileceğine işaret etti. Yeni bir cephe açılması ihtimaline ilişkin soruya yanıt veren el-İmad, “Sana kendisini resmen savaş halinde görüyor ve tırmanma kararı sahadaki koşullara bağlı” ifadesini kullandı.

“Karar mekanizması liderliğin inisiyatifinde”

Yemen güçlerinin neden henüz doğrudan çatışmaya girmediği sorusuna yanıt veren el-İmad, “İlk günden itibaren Ensarullah lideri Seyyid Abdulmelik el-Husi, çatışmaya tam hazırlık içinde olduğumuzu ilan etti. Kendimizi resmen savaş ve çatışma halinde görüyoruz. Ancak angajmanın zamanı ve yeri liderliğin kararına ve savaşın koşullarına bağlı. Biz kendimizi tek bir cephe olarak görüyoruz ve düşmanlarımızla ancak ortak ve birleşik bir yol içinde mücadele ederiz” dedi. El-İmad, Yemen’in tutumunun Körfez ülkelerinin savaşa dahil olmasıyla bağlantılı olduğu iddialarına da yanıt verdi. Bu çatışmanın “Araplar ile Batı arasında ya da İslam ülkeleri arasında bir mesele olmadığını” vurguladı.

“İran ile dayanışma ideolojik ve ulusal bir görev”

El-İmad, “Karşı karşıya olduğumuz güç ABD’dir; bölgedeki doğrudan askeri varlığı ve oynadığı rol nedeniyle. Tutumumuzu herhangi bir Körfez kararına bağlamıyoruz. Bu rejimlerden ikili bir iletişim ya da teklif de gelmedi, böyle bir şeyi kabul etmemiz de söz konusu olamaz” açıklamasında bulundu. Yemen’in İran’a verdiği desteğin ideolojik ve siyasi sorumluluk olduğunu belirten el-İmad, “İran’ın yanında durmayı dini ve ulusal bir görev olarak görüyoruz. Çünkü İran, ister ‘Büyük İsrail’ ister ‘Yeni Ortadoğu’ projesi adı altında olsun, tüm bölgeyi hedef alan bir projeye karşı ön cephede yer alıyor. İsrail, ABD ve bazı Batılı ülkelere karşı Direniş Ekseni’ni desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“Çatışma hattında stratejik koordinasyon mevcut”

Yemen’in askeri müdahalesinin gecikmesinin Sana’nın kendi kararı mı olduğu yoksa Direniş Ekseni’nden bir talep mi beklendiği yönündeki soruya el-İmad, “Mücadele hattı tek ve taraflar arasında koordinasyon var. Yemen’in kendi kararı ve iradesi mevcut, ancak bu karar tek başına alınmış bir adım değil; ortak düşmana karşı bütün güçlerin birlikte hareket ettiği daha geniş bir stratejinin parçası. Bu nedenle zaferin ancak ortak hareket ve koordinasyonla kazanılabileceğine inanıyoruz” cevabını verdi. Yemen’in “kırmızı çizgileri” sorulduğunda ise el-İmad, stratejilerinin aşamalı tırmanma üzerine kurulu olduğunu belirtti. “Düşman belirli çizgileri aştığında biz de yeni bir aşamaya geçeriz” diyen el-İmad, bu yaklaşımın daha önce Gazze’ye destek cephesinde uygulandığını ve etkili olduğunu söyledi.

Deniz ablukası ve askeri operasyonların geçmişi

2023 yılında Gazze’de başlayan çatışmaların ardından Ensarullah liderliğindeki Yemen Silahlı Kuvvetleri, Lübnan’daki Hizbullah ve Irak’taki direniş gruplarıyla birlikte askeri müdahalede bulunan güçler arasında yer aldı. Yemen güçleri İsrail’e karşı deniz ablukası uygulayarak İsrail bağlantılı ve İsrail limanlarına giden ticari gemileri hedef aldı. Bu operasyonlar küresel deniz taşımacılığı ve İsrail ekonomisi üzerinde etki yaratırken, Avrupa ve ABD donanmalarının bölgedeki askeri varlığı Sana yönetimini caydırmaya yetmedi. Ayrıca Yemen güçleri, ABD savaş gemilerini de hedef aldı. ABD’li yetkililer, o dönemde yaşanan çatışmaların İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gerçekleşen en yoğun deniz çatışmaları olduğunu belirtmişti. ABD Başkanı Donald Trump, Mart 2025’te Yemen’e karşı geniş çaplı bir harekat başlatmış ve yüzlerce sivilin hayatını kaybettiği yoğun bombardımanlar düzenlemişti. Ancak bu saldırılar Yemen güçlerinin operasyonlarını durdurmadı.(Harici)