Hani minnet koyuyor ya Aliyev; "şunu şunu yaptık size" diye, Gitsin 90'lı yıllara. Aras Nehri boyunca yayılmış bir halkı vardı. Kaçıyordu Ermeni zumünden. O tarihlerde kendisi nerdeydi bilmiyorum ama görüntüler kanıt ve yardımcısının o günlere dair daha dolaşımdan düşmemiş açıklamaları delil.

"İran halkımızı içeri almasaydı eğer..." diye başlanıyor orada söze...

Irak günlerini biliriz sonra. Kaç kez sınır kapılarını açıp oradaki insanları misafir etmiş ülkeyiz.

Bosna-Hersek biliriz. O soykırım günlerine şahit olmuş gözlerimiz var. Bir halkın, savaşın ateşinden kaçışına bizzat şahidiz.

Suriye'de daha savaş başlamamışken çadır kentler kurmuşuz da yetmemiş. Milyon milyon insanın kaçışını görmüşüz ülkesinden.

Dünyanın diğer bölgelerinden de verebiliriz yığınca örneği...

Bunu, tenkit, kınama, aşağılama için söylemiyorum. Savaş kötüdür. Allah hiçbir halka nasip etmesin onu. Acıdır, ağırdır. İnsana muhtaciyet yükler. Hiçbir yer, insanın ülkesi gibi değildir. Dağıldı mı, başını eğik kılar.

O yüzden islamda "saldırı savaşı" haramdır.

Savaş halinde, hele ki haksız yere saldırya uğramış halklara el atmak, gönül açmak, sofra kurmak; ancak ve ancak asil milletlerin işidir. Kurumamış vicdan sahiplerinin...

Ve İran şimdi!

Kaç gündür sınır kapılarında nöbete durmuş televizyon muhabirlerinin verdiği görüntüler ortada. Tek bir yığılma yok!

Dünyanın en eli kanlı iki suç örgütünce sivil-askeri demeden acımasızca saldırılan bu ülkeye giriş sayısı, çıkış sayısından çok. İran Milleti, üç bin yıllık medeniyet pratiği koyuyor ortaya.

Her gece en küçük kasabasından en büyük şehirlerine kadar halk sokaklarda. Savaşan güçlerine moral veriyor. Dünyaya mesaj;

"Huseyn Milletiyiz! Yıkılıp ayakta kalmış bir mirasın evlatları..."

Ve şu arabadaki örneklik...

Toplasan ne eder ki orası? Sonunda patates işte.

Ancak olanı o. Elindeki avcundaki, varı yoğu...

"Savaş zamanıdır. İhtiyacı olan ücretsiz alabilir" diye bir not yazmış.

İran'ın patates satanı dahi haysiyet dersi verirken, tarih de notunu alıyor.

Bu günlerin şereflilerini de şerefsizlerini de okuyacağız orada.

Not: Yukarıda yayınlanan yazı aktivist Ali Tunay'ın Facebook hesabından alınmıştır.