McGovern, saldırının ardından Donald Trump yönetiminin suçu İran’a atma çabalarını sert bir dille eleştirdi. Donald Trump’ın “Benim gördüğüm kadarıyla bunu İran yaptı” yönündeki açıklamalarını hatırlatan McGovern, bu iddianın “zamansal bir imkansızlık” olduğunu belirtti.

McGovern, “Saldırı, savaşın ilk dalgasında, sabah saat 08.30 sularında gerçekleşti. Aynı dakikalarda İran Dini Lideri de suikasta uğramıştı. Bu saldırının Amerikan ateşiyle gerçekleştirildiği artık bilinen bir gerçek, ancak fotoğraflar ve basın raporları sansürlenerek gizleniyor” dedi.

Saldırının “yanlışlıkla” yapılmış olabileceğine dair “iyiniyetli” açıklamaların bile inandırıcı olmadığını vurgulayan McGovern, hedef setlerinin güncellenmemesinin bir bahane olamayacağını ifade etti.

McGovern, konuya ilişkin analizinde şu ifadeleri kullandı:

“Bir kız okulunun Devrim Muhafızları üssü sanılarak vurulması teknik olarak kabul edilemez. Bu hedef, İran’ın kontrolsüz ve sert bir tepki vermesini tetiklemek, bölgedeki uçak gemilerimize saldırmasını sağlamak ve böylece topyekun bir savaş başlatmak için kasıtlı olarak hedef setine yerleştirilmiş olabilir.”

“Pete Hegseth artık kendisini Savaş Bakanı olarak tanımlıyor”

McGovern, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in tutumunu ve Washington’daki yönetim anlayışını “merhametsiz” olarak nitelendirdi. Hegseth’in kendisini artık “Savunma Bakanı” değil, “Savaş Bakanı” olarak adlandırdığına dikkat çeken McGovern, bu durumun Amerikan ve dini mirastan kopuş anlamına geldiğini savundu.

McGovern, “Hegseth ‘merhamet göstermiyoruz’ diyor. Eğer bu okul saldırısı merhamet göstermemenin bir sonucuysa, bu insanların hesap vermesi gerekiyor. 170’ten fazla küçük kızın naaşları dizilmişken, biz burada insan kalmaya çalışmalıyız” diye konuştu.

Cizvit papazı Daniel Berrigan’ın bir şiirinden alıntı yapan McGovern, bu tür dehşet verici olaylara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini vurguladı.

McGovern, “Bazıları ayağa kalktı ve oturdu, bazıları bir mil yürüdü ve uzaklaştı. Ama bazıları çocuk kalbi ve ekmek uğruna yürümeye devam ediyor. Bu vahşetle yüzleşmemiz gerekiyor” dedi.

“Netanyahu nükleer silah kullanmaya hazır bir profilde”

Bölgedeki çatışmaların kontrolden çıktığını ve petrol rezervleri ile tuzdan arındırma tesislerinin hedef alındığını belirten McGovern, nükleer bir savaşın (Armageddon) kapıda olup olmadığı sorusuna çarpıcı bir yanıt verdi.

Donald Trump’ın nükleer silah kullanacağını düşünmediğini ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için durumun farklı olduğunu kaydeden McGovern, “Netanyahu’nun profiline baktığımda, İsrail’in varoluşsal bir tehdit altına girmesi durumunda nükleer silaha başvuracağını düşünüyorum. Bu ihtimal ensemdeki tüyleri diken diken ediyor” ifadelerini kullandı.

İsrail’in hava savunma sistemlerinin, özellikle Demir Kubbe ve Patriot füzelerinin, yüksek hızlı İran füzelerine karşı etkisiz kaldığının kanıtlandığını belirten McGovern, Tel Aviv’in sahadaki ağır kayıplarını sansür yoluyla gizlediğini dile getirdi.McGovern, “İranlıların elinde üstünlük var ve Netanyahu köşeye sıkışırsa nükleer opsiyonu masaya getirebilir. Umarım Rusya veya Hindistan gibi aktörler bu felaket yaşanmadan önce arabuluculuk yapabilir” dedi.

“Rusya ve Çin, İran’ın bir Ukrayna’ya dönüşmesine izin vermeyecek”

Rusya ve Çin’in bölgedeki stratejik ağırlığının arttığına dikkat çeken McGovern, Putin’in Kuzey Kore ve Belarus ile yaptığı karşılıklı savunma anlaşmalarının ardından İran ile de çok güçlü bir stratejik işbirliği içine girdiğini belirtti.

Rusya’nın İran’a gelişmiş uydu görüntüleri, radar ve kızılötesi veriler sağladığını kaydeden McGovern, “İranlılar, bölgedeki tüm tesislerimizi ve savaş gemilerimizi nokta atışıyla belirlemiş durumda. Rus bir analist dostumun dediği gibi, buna ‘karma’ deniyor. ABD, Ukrayna’da Rus güçlerinin hedef alınmasına izin veriyorsa, Rusya da aynısını burada yapıyor” değerlendirmesinde bulundu.

McGovern, İran’ın Rusya için stratejik öneminin Ukrayna kadar, hatta ondan daha fazla olduğunu savundu.

Tarihsel bilince atıfta bulunarak, İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyet ordusunun Almanlara karşı galip gelmesini sağlayan kamyonların İran üzerinden gönderildiğini hatırlatan McGovern, “Rusya, İran’ın çökmesine seyirci kalmayacaktır. Bu büyük bir stratejik hata olur. Şu anki tabloda Rusya ve Çin üçgenin iki uzun kenarını, ABD ise kısa kenarını temsil ediyor” dedi.

“Hamaney öldüğünde hayatta olduğundan daha değerli olacağını biliyordu”

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in suikasta uğramasıyla ilgili süreci değerlendiren McGovern, Hamaney’in sığınakta değil, bilinen ofisinde olduğunu ve ölümü göze aldığını belirtti.

McGovern, “Hamaney, davası için öldüğünde hayatta olduğundan daha değerli olacağını muhtemelen anlamıştı. Kendisini bir şehit olarak feda etmeye hazırdı. Bu, bölgedeki dini ve siyasi motivasyonu daha da körükleyen bir durum” dedi.

Washington’ın rejim değişikliği planlarının sahada bir karşılığı olmadığını belirten McGovern, 2003 yılındaki Irak işgali ile bugünkü İran arasındaki farklara dikkat çekti. 2003’te Irak’ta Şiiler ve Kürtler arasında Saddam’a karşı ciddi bir muhalefet olduğunu ancak bugün İran’da Batı’nın işbirliği yapabileceği benzer bir yapının bulunmadığını ifade etti.

“Kürtler bir kez daha tarihin piyonu haline getiriliyor”

Kürt güçlerinin İran’a karşı karada kullanılma ihtimaline de değinen McGovern, Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Talabani’nin daha temkinli bir dil kullandığına dikkat çekti.

Kürtlerin tarih boyunca defalarca ABD tarafından ihanete uğradığını hatırlatan McGovern, “Bir Kürt milis ordusu kurmaya çalışırsanız karşınıza Türkiye’yi alırsınız. Bu, savaşın gidişatını etkilemeyecek marjinal bir hamle olmaktan öteye gidemez” dedi.

Trump yönetiminin bir planı olmadığını, sadece “kas sergilemeye” çalıştığını savunan McGovern, yönetimin etrafındaki “şakşakçıların” başkana gerçek bilgileri ulaştırmadığını öne sürdü.

McGovern, “Trump ve Hegseth gibi hezeyanlı narsistler tarafından yönetilen bir politika, gerçeklerle bağdaşmıyor. Amerikalılar neler olup bittiğini bilmiyor ancak Ruslar ve Çinliler her şeyin farkında ve büyük bir ekonomik çöküşten endişe ediyorlar” ifadelerini kullandı.

“Aaron Bushnell’in sorusuyla yüzleşmeliyiz: Siz olsanız ne yapardınız?”

Konuşmasının sonunda ahlaki bir çağrıda bulunan McGovern, bir yıl önce İsrail’in Washington Büyükelçiliği önünde kendisini yakan ABD Hava Kuvvetleri mensubu Aaron Bushnell’i andı. Bushnell’in “Soykırıma daha fazla suç ortağı olmayacağım” sözlerini hatırlatan McGovern, “Birçok insan kendisine ‘kölelik döneminde ya da apartheid rejiminde yaşasaydım ne yapardım?’ diye soruyor. Cevap basit: Şu an ne yapıyorsanız onu yapardınız” dedi.

McGovern, Amerikan halkını vicdan muhasebesi yapmaya davet ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Hükümetimizin daha fazla insanı tehlikeye atmasını, küçük kızların ölmesini ve kendi geleceğimizin kararmasını önlemek için bir şeyler yapmalıyız. Umutsuzluğa düşmek bir seçenek değil. Her birimizin yapabileceği bir şey var ve şimdi tam zamanı. Sessiz kalmak, olanları onaylamaktır.”(Harici)