ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ile İran’ın misilleme saldırıları sürerken, sahadaki gerçeklerin dünya kamuoyuna ulaşmasını engelleyen iki önemli "bilgi bariyeri" ortaya çıktı. Önce ABD'de federal düzeyde gelen yayın lisansı uyarısı, ardından stratejik uydu görüntülerine getirilen karartma, bölgedeki şeffaflık tartışmalarını alevlendirdi.

Lisans iptali uyarısı

Sürecin ilk aşamasında, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr, İran’a yönelik saldırılarla ilgili yapılan haberleri gerekçe göstererek radikal bir çıkış yaptı. Carr, belirli yayıncıların ulusal güvenlik ve haber içeriği politikalarını öne sürerek yayın lisanslarının iptal edilebileceğine dair sinyaller verdi. Bu durum, özellikle sıcak çatışma bölgelerinden haber aktaran medya kuruluşları üzerinde bir "otosansür" baskısı oluşturabileceği endişesini doğurdu.

Uydulara yasak geldi

Hükümet düzeyindeki bu baskıyı, teknolojik bir kısıtlama hamlesi izledi. The Economist dergisinin raporuna göre, Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT) için hayati önem taşıyan ticari uydu görüntülerine erişim kısıtlanmaya başlandı.

Planet Labs: ABD merkezli uydu devlerinden Planet Labs, Orta Doğu’ya dair yüksek çözünürlüklü görüntülerin yayınlanmasına önce 4 günlük, ardından 2 haftalık bir geciktirme getirdi.

Erişim engeli: 6 Mart itibarıyla araştırmacıların İran kıyı şeridine ait daha önce erişebildikleri görüntülere artık ulaşamadıkları bildirildi.

Şirket kendini savundu

Planet Labs, bu kararı "şeffaflık taahhüdü ile 'müttefik güçlere' zarar verebilecek riskleri sınırlama arasındaki dengeyi kurmak" amacıyla aldığını iddia etse de, ABD yönetiminin şirketler üzerinde baskı kurduğu iddiaları gündemdeki yerini koruyor.

Uzmanlar karara tepkili

Görüntülerin gecikmesi ya da engellenmesi, sahada yaşanan sivil kayıpların ve saldırıların bağımsız kuruluşlarca doğrulanmasını neredeyse imkânsız hale getiriyor. Middlebury Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü uzmanı Jeffrey Lewis, uydu görüntülerinin hem hasar tespiti hem de hedef belirleme için kritik olduğunu vurgulayarak şu uyarıda bulunuyor:

"Operasyonların haftalarca, hatta aylarca sürmesi nedeniyle normalde 24 veya 48 saatlik gecikmenin yetersiz kalacağı uzun soluklu bir savaşa kimsenin hazırlıklı olduğunu sanmıyorum."

Medyayı bekleyen tehlike

Gerçek görüntülerin eksikliği, manipülasyon tehlikesini beraberinde getiriyor... Doğrulanmış görüntülerin yokluğunda, yapay zekayla üretilmiş sahte görüntülerin yayılma riski artıyor.

Bağımsız medyanın bilgiyi aldığı İran devlet televizyonu da 1 Mart'ta saldırıların hedefi oldu. Tahran’daki İran devlet televizyonu kompleksinin bazı bölümlerinin, ABD ve İsrail savaş uçakları tarafından hedef alındı. Saldırıyla eş zamanlı olarak, İran devlet kanallarının uydu frekanslarına siber müdahale yapıldı.

Bu gelişmeler, çatışma bölgelerinde gazetecilik faaliyetlerinin sadece fiziksel değil, dijital ve hukuki bir kuşatma altında olduğunu gösteriyor.(Odatv)