Filistin İslami Cihad Hareketi'nin üst düzey yöneticilerinden ve kilit siyasi figürlerinden İhsan Ataya, süregiden İran ve ABD-İsrail savaşına ilişkin Filistin direnişinin tutumunu yansıtan bir yazı kaleme aldı.

el-Ahbar gazetesinde yayımlanan yazısında İran’ın Filistin’e ve bölgedeki emperyalizm karşıtı direniş hareketlerine verdiği destek sebebiyle yıllardır saldırı ve baskı politikalarına maruz kaldığını ifade eden Ataya, son saldırıların da aynı sebepten kaynaklandığını belirtti. 

İran’ın saldırılara karşı gösterdiği duruşuyla gurur duyduklarını söyleyen Ataya, Trump’ın açıklamalarının içinde bulunduğu rezil durumun göstergesi olduğuna işaret ederek şu ifadeleri vurguladı: “Gelecek günler herkese zulmün payidar olmayacağını, zorbalığın kalıcı olmadığını ve bu çağın Firavunu'nun belki Hürmüz Boğazı'nda, belki Körfez sularında, belki Umman Denizi'nde, belki de Hint Okyanusu'nda boğulacağını kanıtlayacaktır...”

Ataya’nın bahsi geçen yazısının tamamı şu şekilde:

İran İslam Cumhuriyeti, üzerine yöneltilen Siyonist-Amerikan saldırgan savaşına rağmen Dünya Kudüs Günü'nü ihya etme konusundaki ısrarını sürdürüyor. Bu durum; İslam Devrimi'nin ilk lideri İmam Humeyni'nin çağrısına, İslam Devrimi yürüyüşünün lideri ve temellerinin sağlamlaştırıcısı Şehit İmam Hamaney'in vasiyetine ve emanetin koruyucusu Rehber Lider Seyyid Mücteba Hamaney'in yönlendirmesine bir icabettir. Nitekim Seyyid Mücteba Hamaney, birkaç gün önce yayımladığı mesajında kendi ifadeleriyle "1447 Hicri yılı Kudüs Günü törenlerine katılımın önemine" vurgu yaparak, "düşmanın gücünü kırma unsurunun bu törenlerde kendini göstermesi gerektiğini" belirtmişti.

Bu nedenle, İranlı üst düzey liderlerin Dünya Kudüs Günü törenlerini ihya etmek üzere geniş katılımlı gösterilere iştirak etmelerine ve şehirlerine yönelik Siyonist-Amerikan bombardımanı tehditlerinden korkmaksızın aziz halklarıyla omuz omuza yürümelerine şaşırmadık. Ancak bu durum, İslam Cumhuriyeti'nin cesur liderlerini ve yüce İran halkını yakından tanımayanlar için şaşırtıcı ve sarsıcı oldu.

İran'ın Filistin'den hak ettiği tek şey saygı, takdir ve yüceltilmek değil midir?! İranlı liderlerin Filistinli liderlerden hak ettiği tek şey şükran ve hürmet değil midir?! İran halkının Filistin halkından hak ettiği tek şey sevgi ve kıvanç değil midir?!

Mübarek devriminin zaferinden bu yana İran'a uygulanan muazzam baskıların nedeni, Siyonist işgal rejiminin büyükelçiliğinin kapatılıp Tahran'da Filistin büyükelçiliğinin açılması değil midir?! On yıllardır İran'a uygulanan boğucu ablukanın nedeni, Filistin'in yanında yer alması ve Kudüs'ü özgürleştirme çabası değil midir?! İran'ın üst düzey liderlerinin hedef alınmasının ve birçoğunun Kudüs ve Filistin yolunda şehit düşmesinin nedeni, ülkelerine uygulanan zalimce yaptırımları hiçe sayarak Filistin direnişine her türlü desteği sunmaları değil midir?!

İslam Cumhuriyeti'ni devirmek ve gücünü yok etmek amacıyla şu anda İran'a yönelik yürütülen Siyonist-Amerikan saldırganlığının en önemli nedenlerinden biri, onun Filistin'deki ve bölgedeki direniş güçlerine verdiği destek değil midir?!

İçinde bulunduğu zorlu siyasi ve ekonomik koşullara rağmen, dünyanın en büyük gücüne açıkça meydan okuyarak, herkesin gözü önünde Filistin halkına ve direnişine her türlü desteği sunmaktan bir an bile geri durmayan tek ülke İran değil midir?!

Bugün İslam Cumhuriyeti'ne yönelik eşi benzeri görülmemiş saldırganlığa ve bu hain ve açık saldırıya verdiği güçlü, sarsıcı ve cesur yanıta tanık olurken; bilge ve cesur İran liderliğine, aziz ve cesur İran halkına en yüce selamlarımızı göndermekten başka bir şey düşünemeyiz. Bir yandan bölgemizi Amerikan askeri varlığından temizleme, diğer yandan ise Siyonist rejimin zorbalığını yerle bir etme konusundaki bu kararlılık ile bu büyük yüzleşmedeki akıl almaz güç karşısında onur ve gurur duyuyoruz.

Zaferin işaretlerinin ufukta belirdiğini, düşmanların yenilgisinin yaklaştığını görüyoruz; bu yenilginin yankılarının muazzam bombardıman sesleri, saldırgan uçakların gürültüleri, kışkırtıcı tweetler ve karanlık mahfiller arasında boşlukta yankılandığını duyuyoruz... Tüm bunlar, düşman liderlerinin onları ortadan kaldırarak direnişi bitireceklerini sanıp kalleşçe katlettikleri büyük şehitlerin kanlarının bereketiyledir. Oysa direnişin kökleri daha da sağlamlaşmakta, gücü ve dirayeti giderek artmaktadır... Düşman liderlerinden ise boş tehditler, kuru gürültü, feryatlar ve çelişkili açıklamalardan başka bir şey duyulmuyor... Aldıkları darbe görüntülerinin medyada yayınlanması engelleniyor, halklarının korkunç gerçekleri öğrenmesine izin verilmiyor. Kamuoyuna gerçekleri olduğu gibi açıklama cesaretinden yoksunlar; bunun yerine insanları yanıltmak için gerçeği gizlemeye, üstünü örtmeye ve karartmaya çalışıyorlar. Bütün bunlardan daha da kötüsü, savaşı kendi lehlerine sonuçlandırmaktan aciz oldukları için, sahip oldukları tüm imkanlarla halkları kışkırtmaya, fitne ateşini yakmaya ve bölgeyi iç savaşlara veya komşu ülkeler arası çatışmalara sürüklemeye çalışıyorlar.

Dünyanın en büyük ülkesinin başkanının, İran halkına kendi devletini yıkmak için sokaklara dökülmesi için yalvardığı ve İranlılara "Siz sokağa çıkın, biz size yardım edeceğiz" dediği bir söylemin defalarca tekrarlandığını duymak tam bir komedidir. Bu durum, dünyanın en büyük müstekbir devletinin İran'a karşı zafer kazanma veya savaşı kendi lehine sonuçlandırma konusundaki utanç verici acizliğinin ve sefil başarısızlığının bir kanıtı değil midir?!

Dünyanın gözü önünde gerçeği söylemeye cesaret edemiyorlar. Kendi kazdıkları kuyuya düştüler, sağ salim çıkamayacakları dipsiz bir uçuruma sürüklendiler. Şimdi onların kendi taşkınlıkları içinde çırpındıklarını, çıkış yolu bulamadıkları bataklıklara saplandıklarını görüyorsunuz: "Kendi evlerini kendi elleriyle ve müminlerin elleriyle yıkıyorlar." (Haşr Suresi, 2). Bugün Trump'ın ya da Netanyahu'nun hali, "ölüm korkusuyla baygınlık geçiren kimse gibi"(Ahzab Suresi, 19) değil midir?!

Kimse güneşi balçıkla sıvayamaz. Karlar eriyecek ve gerçekler gün yüzüne çıkacaktır; hakikat yakında aydınlanacak, hak ortaya çıkacak ve batıl yok olacaktır. Yalan ve gerçek dışı medyaları onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Sahtekârlık, çarpıtma ve medya manipülasyonu bu şiddetli savaşta galip gelemeyecek; maskeler düştüğünde gerçek yüzler ortaya çıkacak ve saldırganların kibri onlara fayda vermeyecektir. Zalim yenilgiyle cezalandırılacak, mazlum ise zaferle ödüllendirilecektir. Gelecek günler herkese zulmün payidar olmayacağını, zorbalığın kalıcı olmadığını ve bu çağın Firavunu'nun belki Hürmüz Boğazı'nda, belki Körfez sularında, belki Umman Denizi'nde, belki de Hint Okyanusu'nda boğulacağını kanıtlayacaktır... Ve muhakkak ki "Yeryüzüne benim salih kullarım varis olacaktır." (Enbiya Suresi, 105).

Filistin'den, Kudüs'ten ve Gazze'den İran'a selam olsun...

Filistin halkından İran halkına selam olsun...

Filistin'deki direniş liderlerinden İran'daki liderlere selam olsun...

Filistinli mücahitlerden İranlı mücahitlere selam olsun...

Filistin'den Hizbullah'a ve Ensarullah'a selam olsun...

Filistin'den Haşd Şabi gruplarına selam olsun...

Filistin'den özgür halklara ve dünyanın tüm özgür insanlarına selam olsun...

Büyük şehit liderlerin ruhlarına selam olsun...

Kahraman direnişçi şehitlerin ruhlarına selam olsun...

Sivil ve mazlum masum şehitlerin ruhlarına selam olsun...

"Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi olan Allah'tandır." (Al-i İmran Suresi, 126).

Filistin İslami Cihad Hareketi Siyasi Büro Üyesi

İhsan Ataya Kimdir?

İhsan Ataya, Filistin İslami Cihad Hareketi'nin siyasi büro üyesidir. 

Ataya, aynı zamanda hareketin Arap ve Uluslarası İlişkiler sorumlusu olup Lübnan temsilciği görevini de üstlenmektedir. 

Ataya, Aksa Tufanı Savaşı sürecinde de hareketin sözcülüğünü üstlenen önde gelen isimlerden olmuştur.(İslami Analiz)