Ortadoğu'da yükselen tansiyon ve ABD-İsrail ekseninin bölgedeki askeri hamleleri, Körfez ülkelerini (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt) tarihi bir krizle baş başa bıraktı. ABD'nin eski Riyad Büyükelçisi ve tecrübeli diplomat Chas Freeman'ın son analizleri, savaşın sadece askeri cephede değil; ekonomik, sosyolojik ve politik karar alma mekanizmalarında yarattığı derin kırılmaları ortaya koyuyor.
Freeman'ın değerlendirmelerine göre, ABD ve İsrail ile kurulan güvenlik ittifakları, Körfez'i korumak bir yana, bu ülkeleri doğrudan bir "serbest atış alanına" (free-fire zone) dönüştürmüş durumda. Freeman'ın Körfez'de yaşanan büyük paniği dört ana boyutta inceliyor:
1. Ekonomik ve sosyolojik çöküş tehlikesi: "Rant Devleti" vuruldu
Körfez ülkelerindeki rejimler, özellikle Arap Baharı sonrasında vatandaşlarının siyasi sadakatini petrol ve doğalgaz gelirlerinden sağlanan yüksek refah seviyesi ve cömert devlet yardımlarıyla güvence altına alıyordu. Ancak savaşın enerji altyapısına yönelmesi bu dengeyi altüst etti. Katar Enerji Bakanı'nın, vurulan tesislerin onarımının 3 ila 5 yıl süreceğini açıklaması, bu "rant devleti" modelinin kalbinden vurulduğunun en net göstergesi. Freeman, gelir akışı durduğunda ve yüksek refah standartları çöktüğünde, bölge rejimlerinin kendi halklarını nasıl yatıştıracağının büyük bir soru işareti olduğunu vurguluyor.
2. Yabancı işgücünün kaçışı: Körfez felç olabilir
Bölgenin bir diğer yumuşak karnı ise demografik yapısı. Bu ülkelerdeki fiziksel işlerin ve hizmet sektörünün neredeyse tamamı Güney Asya'dan (Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka) gelen göçmenler tarafından yürütülüyor. Freeman, füzelerin hedefi haline gelen bu ülkelerde, göçmen işçilerin bir "ateş hattında" kalmak istemeyeceklerini ve kitleler halinde ülkeyi terk edeceklerini belirtiyor. Yabancı işgücünün ani çıkışı, Körfez'in günlük işleyişini ve tedarik zincirlerini tamamen felç etme potansiyeli taşıyor.
3. Panik alımları: silah için satılan devlet altınları
Ortaya çıkan güvenlik zafiyeti, bölge ülkelerinde rasyonellikten uzak bir panik havası yaratmış durumda. Freeman'ın aktardığına göre, çareyi yine ABD'ye sığınmakta bulan Körfez ülkeleri, Washington'dan milyarlarca dolarlık yeni silah sistemleri alabilmek için devlet rezervlerindeki altınları devasa boyutlarda satıyor. Bu panik satışları küresel altın fiyatlarında geçici düşüşlere bile neden oluyor. Ancak Freeman acı bir gerçeğin altını çiziyor: Bugün siparişi verilen silahların teslimatı yıllar sürecek ve bu sistemler bugünkü füze tehdidini durduramayacak.
4. Zorunlu diplomatik dönüşüm: "Isıramadığın eli öpmek zorundasın"
Körfez ülkeleri, topraklarında devasa ABD üslerine izin verirken, bunun kendilerini İran füzeleri için "meşru bir hedefe" dönüştüreceğini yanlış hesaplamıştı. Sürecin sonunda varılacak noktayı ünlü bir Arap atasözüyle özetleyen Freeman, "Isıramadığın eli öpmek zorundasın" diyor. Deneyimli diplomata göre; bu ülkeler er ya da geç hiçbir koruma sağlamayan ABD güvenlik şemsiyesinden vazgeçmek zorunda kalacak. Körfez'in nihai kaderi, Çin veya Rusya'nın önerdiği yeni bölgesel güvenlik mimarileri kapsamında İran ile barışçıl bir arada yaşama yollarını bulmaktan geçiyor.
Chas W. Freeman Jr. kimdir?
Chas W. Freeman Jr., 1989-1992 yılları arasında (Çöl Fırtınası Operasyonu dönemi) ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi olarak görev yapan, bölgenin güç dinamiklerini ve Suudi kraliyet ailesinin işleyişini en yakından tanıyan diplomatlardan biridir. Daha önce ABD Savunma Bakan Yardımcılığı görevinde de bulunan Freeman, aynı zamanda Çin uzmanıdır ve 1972'deki tarihi Pekin ziyaretinde Başkan Richard Nixon'ın baş tercümanlığını yapmıştır. ABD'nin Ortadoğu politikalarına, özellikle İsrail lobisinin Washington üzerindeki etkisine getirdiği sert ve eleştirel yaklaşımlarla tanınmaktadır.(Ajanslar)



