İran’ın komşularına hitaben yaptığı "ABD ile hareket etmeyin" çağrısı, diplomatik bir nezaketten ziyade açık bir ültimatom niteliğinde. Ancak bu mesajın hemen ardından gelen "ABD’nin ada işgali" vurgusu, asıl hedef tahtasının neresi olduğunu fısıldıyor.

Peki, İran’ın "işgalci" iması kime? Oklar, bölgede son yıllarda "ada diplomasisi" denince akla gelen ilk ülkeyi, yani Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) gösteriyor.

Yemen’den bir 'işgal' mirası

BAE, Yemin İç Savaşı sırasında sadece bir koalisyon ortağı değil, aynı zamanda stratejik bir mimardı. Sokotra Adası’nda kurulan fiili kontrol, Mayun (Perim) Adası’ndaki gizemli hava üssü inşaatları...

O günlerde "Yemen’in egemenliği ihlal ediliyor" diye bağıran seslere BAE, "bölgesel güvenlik" cevabını veriyordu.

Bugün İran, BAE’nin bu "ada tecrübesini" şimdi de doğrudan kendi kapısının önünde, Körfez'deki tartışmalı sularda veya ABD’nin vurduğu kritik enerji adalarında (Hark gibi) bir Truva atı olarak kullanmasından endişe ediyor.

WSJ: Körfez artık tarafsız değil

Tam da bu noktada, ABD medyasının amiral gemisi Wall Street Journal (WSJ) devreye girdi. Yayınlanan son haberler, BAE ve Suudi Arabistan’ın artık "izleyici koltuğundan" kalktığını iddia ediyor.

Habere göre, Körfez’in iki devi, İran’ın füze tehditlerine karşı ABD ve İsrail ile aktif bir askerî koalisyona girmeye hazır.

Haber, bu durumun İran’ın bahsettiği "ada işgali" söylemini bir komplo teorisinden çıkarıp, bölgedeki ABD üslerinin ve BAE destekli lojistik noktaların birer saldırı üssüne dönüşme ihtimaline bağlıyor.

Adalar savaşı mı, enerji savaşı mı

İran’ın "ada" üzerinden kurduğu bu retorik, aslında BAE’nin deniz yolları üzerindeki yükselen hegemonyasına bir darbe vurma isteği. Eğer BAE ve Suudiler, WSJ’nin iddia ettiği gibi savaşa doğrudan dahil olursa; Sokotra’da atılan adımlar, yarın Basra Körfezi’ndeki stratejik adaların birer ateş hattına dönüşmesiyle sonuçlanabilir.(Odatv)