Almanya için Alternatif (AfD) partisinin eş başkanı Tino Chrupalla, Berlin ile Washington arasındaki ipleri gerecek radikal bir çıkış yaptı. Alman siyasetçi, ülkesindeki tüm ABD askerlerinin tamamen geri çekilmesi çağrısında bulundu. Saksonya eyaletinde düzenlenen parti kongresinde konuşan Chrupalla, Almanya’nın artık “başkalarının savaşlarına” çekilmemesi gerektiğini vurgulayarak, ülkenin daha bağımsız bir dış politika izlemesi vaktinin geldiğini söyledi.Almanya, Avrupa’daki en büyük ABD varlığına ev sahipliği yapıyor. Son dönemlerde ülkedeki ABD üsleri ve askerleri tartışma konusu oluyor.
‘Kendi yolumuzu çizmeliyiz’
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin bir mirası ve NATO’nun kolektif savunma mekanizmasının köşe taşı olarak görülen yaklaşık 40 bin ABD askeri halen Almanya’da konuşlu durumda. Özellikle Rhineland-Palatinate eyaletindeki Ramstein Hava Üssü, ABD’nin Avrupa, Orta Doğu ve Afrika operasyonları için kritik bir lojistik merkez işlevi görüyor. Ancak Chrupalla, bu askeri varlığın Almanya’nın ulusal çıkarlarına hizmet etmekten ziyade, ülkeyi hedef haline getirdiğini belirtiyor.
Chrupalla, konuşmasında İspanya’yı örnek göstererek, Madrid Hükümeti’nin ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarına karşı çıkmasını ve üs kullanımını kısıtlamasını övdü. “İspanya tam olarak doğru olanı yapıyor; bu savaşa müdahale etmiyor.” diyen AfD Lideri, Almanya’nın da benzer bir duruş sergileyerek Washington ile arasına mesafe koyması gerektiğini belirtti.
Berlin ve Washington hattında gerilim tırmanıyor
Chrupalla’nın bu çıkışı, Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Alman Hükümeti’nin dış politikada zorlandığı bir döneme denk geliyor. Başbakan Merz, son dönemde ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasını “devasa bir tırmanış” olarak nitelendirerek eleştirmiş, bu durum Berlin ve Washington arasındaki söylemin giderek sertleşmesine neden olmuştu. Ancak AfD, Merz’in bu tutumunu tutarsız bularak, çözümün ancak tam bir askeri ayrışma ile mümkün olacağını savunuyor.
Parti programına tüm müttefik askerlerinin ve nükleer silahların Almanya’dan çıkarılması maddesini ekleyen AfD, özellikle Ramstein gibi üslerin İran’a yönelik İHA ve füze saldırılarında koordinasyon merkezi olarak kullanılmasının, Almanya’yı olası bir misillemenin doğrudan hedefi haline getirdiğinden endişe ediyor.
2029 hedefi: Muhalefetten iktidara
AfD’nin bu sertleşen retoriği, kamuoyu yoklamalarındaki dikkat çekici yükselişiyle paralel ilerliyor. Son anketler, AfD ile Şansölye Merz’in partisi CDU’nun yüzde 26 ile kafa kafaya olduğunu gösteriyor. Sosyal Demokratlar (SPD) ise yüzde 14 ile tarihi bir dip seviyede seyrediyor.
Chrupalla, partisinin Rhineland-Palatinate eyalet seçimlerinde oylarını ikiye katlayarak yüzde 19,5 almasını bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. 2029 federal ve eyalet seçimlerini hedef gösteren lider, AfD’nin artık sadece bir muhalefet partisi değil, “yönetmeye aday bir iktidar partisi” olması gerektiğini savundu.
Saksonya-Anhalt gibi doğu eyaletlerinde partinin tek başına iktidara yaklaşan oy oranları, geleneksel partilerin AfD’yi dışlama stratejisini (cordon sanitaire) her geçen gün daha fazla zorluyor.
Trump ile aradaki makas açılıyor
İlginç bir detay olarak, geçmişte Donald Trump ile yakınlaşan, hatta yemin törenine katılan Chrupalla, Trump Yönetimi’nin Venezuela ve İran’daki askeri müdahale politikaları sonrası rotayı “bağlantısızlık” yönüne kırdı. Chrupalla, NATO’nun ABD çıkarlarına fazla odaklandığı fikrinde ısrar ediyor. AfD’de yükselen bu sesler, Avrupa’nın en büyük ekonomisinde güvenlik mimarisinin geleceğine dair derin bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda. Eğer AfD’nin yükselişi bu hızla devam ederse, 2029 yılı Almanya için sadece bir seçim yılı değil, 80 yıllık transatlantik ittifakının test edildiği bir kader yılı olabilir.
Chrupalla: Türklerin çıkarını savunuyoruz
AfD Lideri daha önce Aydınlık’a verdiği röportajda “Türklerin çıkarını savunuyoruz.” demişti. Mehmet Perinçek’e konuşan Chrupalla, “Türk kökenli Almanlar, ülkemizin önemli bir parçasıdır. Bu insanlar, bizim topraklarımızda kök saldılar. Refahımıza katkıda bulunuyorlar ve siyasi konularda duyarlılar.” ifadelerini kullanmıştı. AfD Lideri şunları söylemişti:
“Her fırsatta şunu dile getirdim: Almanya ve AfD partisinin kapıları bu vatandaşlara her zaman açıktır. Biz, onların çıkarlarını savunuyoruz, çünkü onlar da iyi ülke ve ekonomi koşullarından, güvenli sınırlardan ve barışçıl dış ticaretten fayda sağlamaktadır. Bence insan, aynı anda hem Alman vatanseveri olup hem de kökenlerinden gelen mirası onurlandırabilir. Göçmen olarak ülkemize gelmiş olan atalarının mirasını yaşatmak da bunun bir parçasıdır. Ben, ikisi arasında bir çelişki görmüyorum.”(Ajanslar)



